--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Doğallık…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Pek Türkçe bilmem amma, doğallık, olsa olsa kendindenlik olabilir. Fıtri, fıtraten anlamlarını vereceği gibi, tabiilik, tabiattanlık’ın yerine de konulabilir. Mesela;

Yağmur yağdı, sular yamaçlardan aşağı doğru aktı, örtüsüz toprak yumuşayınca da, oturduğu yerden kendi kendine, kıçı kaydı.

Kayan kıçın açılan yeri menfez halini aldı. Bu kez  dışarıda biriken sular, madenin yeraltı menfezleriyle  galerilerini doldurdu…

Allah’ın takdiri ecel bu, karşı koyamazsın, madencileri sarnıçta yakaladı!  Doğaldır…

Hangi aşığın tekerlemesidir bilmiyorum, galiba Dadaloğlu olacak, demiş ki;

Dadaloğlu yarın kavga kurulur,  Öter tüfek, davlumbazlar vurulur,

Nice Koçyiğitler yere serilir,   Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir…

Dadaloğlu aşıktır amma, ayni zamanda zalimlere karşı mazlum ve garibanların sesini yansıtan bir isyankardır da…

Evveliyatı bir tarafa, Soma’da 301, Mecidiyeköy’ün Asansörlerinde 15-18 falan koç yiğit yere serildiğinde hükümet erkanından her birinin ağzından yüzlerce ferman çıkmıştı, daha önce çıkarılmış benzerleri hariç..

Taş devri, tunç devri ve demir devri derken devridaimler kronolojisinde tarih itibarıyle demokrasi devrine ulaştık...

Her bir devir mutasyonla kendini değiştirirken kendi doğal yapısını da değiştiriyor. Demir devrinin  Dadaloğulları da  amip misali ikiye bölünüp  kendi içinden zıttını üretince, varsılın zulmune karşı bayrak açan Dadaloğlu, doğallaşarak yoksulun karşısında varsılın fermancısı olup çıkıverdi…

Bütün vatan sathında yer gök başlayıverdi gümbürdemeye; 

Sultan hakkımızda etmişse fermanı,

Ferman padişahın, çarşı pazar bizimdir…

Sultan, devlettir, devlet adına eylem doyan hükümettir,  tek kişiye indirgersek. Başkan Tayyip Erdoğan’dır…

Bu grubun içinde yer alan Çalışma Bakanı Faruk Çelik der ki;

“Bizler panayırları düzenleyici, kanun tanımazlığı ortadan kaldırıcı ve vicdanları rahatlayıcı her türlü emniyet tedbirlerini alıyor, vahşet üreten ocakları kapatıyoruz amma, mutasyona uğrayarak burjuvalaşmış yeni Dadaloğulları, araya soktukları seçilmiş ve atanmış kandaşları eliyle kilitli kapıları açıp galerilerdeki kömür karasına boyalı garibanların boyunlarına iplerini geçiriyorlar”…

Karaman Katliamı sonrasında ehli ferman sultani gruplar,  Ankaralardan boşalarak  Karamanlara doluverdiler…

Aile bakanı olsa gerek, bir konuşma yapıvermiş. 

“Her ne kadar gidenleri geri getirmek mümkün değil ise de” diyerek, az da olsa, gidenlerin geride bıraktığı kökten ve özden fukara garibanlarına asgari ücrete yakın bir maddi yardım sağlayacaklarının vaadinde bulunmuş…

Hükümet adına yapılan bu yardım vaadinin boş laf sayılarak yerine getirilmemesi gerekir. Esasen ülkemizin yoksulluktan, düzensizlikten ve hukuksuzluktan bir türlü paçayı sıvayamamasının ana sorumlusu hükümetler olup, sebebi de, her iki üç yılda bir yapılan akçalı vergi ve ceza aflardır…

Bir diğeri de 28 Şubat darbesi ve bu darbenin egemenliği kendinden menkul hukuk dışı silahlı gücünün, disiplini  yeni baştan tesis adına kazurat yedirme cezasının infazında yaptığı yanlışlıktır.

Yedireceksin doyasıya kendi bokunu, burjuvazi ile birlikte o sınıfın politikadaki ortaklarının bizatihi kendilerine. Bak gör ondan sonra;

Soma doğallığı başka yerlerde yeşillenebilir mi!

Karaman cinayeti doğal afet değildir. Dolayısıyle emaneti üstlenmiş hükümet, katiller ortada dururken benim paramla Madenzedelere zırnık aktaramazlar…

Böyle bir yanlışlık yaparlarsa, emanete hıyanetlik etmiş olmanın yanında, yerleştikleri koltuklar da kendilerine haram olur. Hiç değilse ben fakir, kendi hakkımı haram ederim...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle