Deizm ve namus üzerine boş hayallenmeler...
Milli Eğitim’in düzenlediği ilmi ve mesleki bir toplantıda şunlar tesbit edilmiş... İmam hatip talebeleri arasında DEİZM inancı, haylice revaçta...
Olabilir. Ekran dizilerine bakınız, hemen hepsi hakim sınıf hane halklarının ortak hayat tarzını sergilerken, hane içlerinde sokak ayakkabısını telkinliyor. Seyircisini ayakkabısını giyip çıkarma külfetinden kurtarıyor. Zira, modern dünyada böyle...
Yeni Mesaj’da Muharrem Bayraktar deizmi tarif ediyor. Tanrıları insanları yaratıp başıboş halde bırakmış. Cennet cehennem yok, ceza mükafat yok. Dini ahlaki ve beşeri sevgi saygı disiplin zorlukları da yok. Anahtar uydurabilirsen, denizler de devlet malı. Ekran dizilerine bakarsanız, deizmin en etkili ve tehlikeli propaganda aracı...
TV dizileri yoksulların eğlencesi. İmam Hatip okulları da genellikle yoksulların tercihi. Yoksulluğu matematiğin dört işlem zincirine vurduğunuzda, imam hatiplerde deizme eğilim, rahatizm ve kolaycılığından ötürü, gayetle de mümkün...
Amma real gerçek, göründüğü ve söylendiği gibi olmayabiliyormuş, ne gam?. Üst tabakanın varsıl konfor ehli tapuyu deldirtmekten kaçarken bedelliye yapışıyor. Alt tarafın yoksul ehli imanıysa, cepheye koşuyor...
Unutmayalım ve kaçırmayalım. Dualarımızda, “ele güne muhtaç etme, yoksulluğa da düşürme Allahım” diyerek yalvarırız. Niye? Deizm’e kaymamak için...
Diziler, Müslüman hane halklarını ev içinde ayakkabı giyip çıkarma külfetinden kurtarıp, giderek tembelleşen insanımızı deizme yönlendirdiğinde, bu kolaycılığa orta sınıf halkları yakınlık gösteriyorsa, bunların sapıtmada geç bile kaldıkları niye söylenemesindi?...
¥
Yeni Mesaj’dan Muharrem Bayraktar, bu konuya eğilirken, “her mahalleye bir imam hatip yapılmasına rağmen”, demesinin ardından, “buralarda yetiştirilen dini nesillerin deizm’e yönelişlerini” şaşkınlıkla karşılıyor. Muharrem beye göre bu sapkınlık, “İlim ve irfanı, bilim ve tekniği arka bahçe yapmak yerine, yozlaşmış ve özünü kaybetmiş bir din eğitimini, siyasi hayatlarının devamı için memba görme siyasetini baş tacı yapanların, eseri olmalıydı”...
Hoppala!...
Beyefendi, GÜNAYDIN gazetesinde yer almış bir habere atfen Erbakan’ı şöyle koşuşturuyor. “Refah Partisi, İslami cihat ordusudur. Cihad eden Müslüman, alimden de şeyhden de daha üstündür. Herkes bölgesindeki Refah Partisi başkanına itaat edecek. Cihat için para verilmeden Müslüman olunmaz. Kişinin Müslümanlığı cihat için verdiği para ile ölçülür. Bir Müslüman zekatını götürüp fakire vermez. Zekatını beytt-ülmala, cihad ordusu karargahına verecektir. Sen Refah Partisine hizmet etmezsen, hiçbir ibadetin kabul edilmez. Diğer partileri desteklersen, batağa düşen insanlardan olursun”...
15 Mart 1994 tarihli YENİ GÜNAYDIN gazetesinin Erbakan’ın Sivas’ın bir beldesinden haberleştirdiği konuşmalarını essah sanarak o günlerin yalana dayanan öfkesini tazeleyip günümüze aktarırken de, bakınız ne inciler döktürüyor...
“İmam hatiplerden deist çıkıyor. Deizm’e kimlerin taş döşediği açık değil mi? Patatesle domatesle din tarif edip, parti ile İslam’ı birbirine entegre edip, kendi partilerinden olmayanları “batıl” kabul edip, bütün Müslümanların cihat için partiye zekat getirmesini emir buyurup ve bu bataklıktan çıkacak bir “EMİR’e bütün günahlarını görmeden itaatı emredip, bu saçma sapan görüşlerin hakim olması için imam hatipleri ARKA BAHÇE görenlerin sonunu izliyorsunuz”.
“İMAM HATİPLER ARKA BAHÇEMİZDİR” DİYEN ERBAKAN OLDUĞUNA GÖRE, deizm sonucunu da, onun sözlerinin izini sürerek analiz etmek, en doğru yol değil mi”?
Cevabımız şöyle olur...
Ne dersiniz DEİSTÇE yapılan bu gazetecilik örneğine?...
¥
HAMİŞ :
Yalçın Doğan 13.11.1996 tarihli Milliyet Gazetesi’nde İmam-hatip mezunları üniversitelerde genellikle hukuk ve kamu yönetimini tercih ediyor. Oradan içişleri, emniyet ve adalet birimlerine yerleşiyor. Refah Partisi’nin kadroları buralarda oluşuyor. İmam Hatipler gerçekte RP’nin arka bahçesi! diyordu.
Mesut Yılmaz 03.04.1997 tarihli Hürriyet Gazetesinde konuyla ilgili olarak “Türkiye’de iki zihniyet savaş halindedir.. Biri ister ki okullar dinsiz ve milliyetsiz bir nesil yetiştirsin. Diğeri imam-hatipler onların arka bahçesi mücahitleri olsun” diye bir açıklama yapıyor.
Ecevit de bu malzemeyi kullandı. Kesintisiz 8 yıllık eğitim rejim için önemlidir. İki ayrı kuşak yetiştiriliyor. Erbakan imam-hatip okullarını kendi fidanlığı gibi görüyor. Bu okullar Refah Partisi’nin arka bahçesi olmamalı” açıklamasını yaptı. Daha sonra İmam Hatipler Arka Bahçemizdir sözünü Erbakan söylemiş gibi medyada haberler çıkmaya ve siyasiler de yeni açıklamalar yapmaya devam ettiler.
İmam Hatipler Arka Bahçemizdir iftirasına en sert tepkiyi ise Fazilet Partisi Milletvekili Bülent Arınç verdi. Arınç, “Bu sözü (Erbakan hocaya) yamamaya çalışanlar haindirler, müfteridirler, ahlâksızdırlar” dedi. (TBMM - 25.04.2001 Çarşamba, üçüncü oturum.)
Yalçın Doğan’ın kendi görüşü olan bu söz, bütün yalanlanmaya rağmen yıllarca medyada yer aldı. Bu kampanya, sadaka-i cari’nin menfi faslında hâlâ sürüp gidiyor...


