--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dedem bana demişti ki…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Okulu bitirdik, kuraları çektik Diyarbakır’a gideceğiz. Çekti beni bir kenara ve başladı, teker teker...

Kadınlara yaşını sormayacaksın. Oturacağın yeri önceden hesapla, sonra kalkmayacaksın ve bir de ayrıca, beşeri münasebetler konusunda letafet ve zerafet yüklü ve nasihatten de öte, birkaç direktif...

Bunlara hep dikkat etmişimdir. Giyim kuşamımda rindmeşreplik, beşeri münasebetlerimde “hiç kimseci” olmak ve elin kadınına selam verse dahi, karşılığını çevreye açık etmeden, kendimce verivermek, vs,vs...

Günümüzde pek revaçta olmayan bir hayat tarzı amma, bu tarz, gayri medenilik de olsa, kafamı yastığa koyduğum anda beni uyutucu bir iksir...

Şahsen bizim haddimize düşmez ise de, ayni hanenin köşe komşuları oluşumuzdan, Mehtap hanımefendinin yazılarını okumazlık edemiyorum. Geçenlerde bir önceki Devlet Başkanları Abdullah Gül’e hitabında şöyle gidiyordu.

Mesela, “gezicilere; demokrasi demek, sadece seçim demek de değildir. Seçimlerin dışında da farklı görüşler, farklı durumlar, itirazlar varsa bunların da çeşitli yollarla dile getirilmesinden daha tabi (tabii olsa gerek) bir şey olamaz diye destek çıkıyorsun. Lakin benim SANA yönelik sözlü eleştirilerimi “saldırganlık” olarak niteliyorsun...

   Yine, “kendine intifadacı Bayan Gül ile ta Urfa’ya kadar giderek ........... Elif Şafak’ın kitabının reklamını yapıyorsun... Lakin AK Parti’yi ve Reis’i sizin dahi yalnız bıraktığınız süreçte ölümüne destekleyen bana, “trol” diyerek muhalif tribünlerden alkış bekliyorsun” ile devam edip gidiyor...

Mehtap hanımın yaşını sormam. Hem üzerime vazife değil hem de, dedemin tavsiyesi. Lakin yazılarından anlaşılıyor ki, epeyi tecrübeli bir gazeteci olduğu aşikar. Bu itibarla bilmeleri gerekir ki, demokrasi yerleşkesinde müslümanca yaşamaya yer yoktur. Gelin- kayınpeder ve damat ile kaynana aşklarına birisi kesinlikle haram basarak yasak koyarken, diğeri temel hak ve hürriyetler kitabında bir cüz ayırıyor. Demokrasinin, istenilmezliği ve müslümanı küffarizme götürüşü de işte burada...

Seçimler, siyasi yönetimde bir tercih aracı. Sizin tercihinizi ben kabullenemem, benimkisini de siz beğenmezsiniz...

Demokrasi, siyasi tercihlerin dışında ayrıca, bünyesinde topladığı tercih listesine, hem de resmi tescilli olarak babalara kızlarıyla evlenme hak ve hürriyetini de verip tanımıştır...

Gerekçesi de, damatlarla kaynanalar, kayınpederlerle gelinler arasında usul ve furuğ bağının bulunmaması...

Gazeteci yazar Refik Erduran’ın ayrıldığı hanımının kızıyla evliliğinde olduğu gibi...

Siz referanduma “evet” çekersiniz, bu sizin tercih hakkınız. Referansınız diğer “evet”çilerin referanslarıyla benzeştiği gibi, onlardan farklı da olabilir. Bu farklılık, demokratik tercihin “Hayır” yakasında da ayniyle var olmalıdır. Ve öyledir de, bundan ötürüdür ki,

Evet” ve “hayır’ tercihlerini kendi alanlarında olmak üzere yine kendilerine has ayrı ayrı birer torbaya dolduramazsınız...

Çünkü, her birinin özel gerekçeleri birbirlerinden farklıdır. Benim evet ya da hayır’ım sizinkinden farklı, ötekininse hepimizden farklı...

Demokrasi, görüyorsunuz hayatın bir safhasında mümin ile kafiri birbirlerinden ayırırken, bir diğer faslında eşit haklarla teçhiz ediyor. Amma buna rağmen, demokrasi, yine de pek matah bir şey değil...

 Meraklısı varsa, tavsiye ederim; Antidemokratik Düşünce Şekilleri. Davit Sptiz. M.E. Bakanlığı 1000 temel eser külliyatından... 

Ne demiş Abdullah Gül, “Seçimlerin dışında farklı görüşler, farklı durumlar, itirazlar varsa bunların da çeşitli yollarla dile getirilmesinden daha tabi(tabii olsa gerek)de bir şey olamaz”. Demokrasi denilen de işte bu çözüm mekanizmasıdır. Kimse kimsenin yatmasını kalkmasını yasaklayamıyor. Nitekim “Hayırcıların” aşırı cadaloz gezici takımı da, herkesin uçkur tercihinde bağımsız olduklarını haykırarak dolaşma gücünü işte bu demokrasiden alıyor...

Mali durumları müsait olanlar 1 + 1’li özel tahsisli rezisdansını kullanırken, demokrasi piçinin harabati takımı da, günlüğüne kiraladıkları evlerde işlerini bitiriyor....

  •  

Hanımefendi devamla, “Bayan Gül ile tâ Urfa’ya kadar giderek ............ Elif Şafak’ın kitabının reklamını yapıyorsun... Lakin AK Parti’yi ve Reis’i sizin dahi yalnız bıraktığınız süreçte ölümüne destekleyen bana, “trol” diyerek muhalif tribünlerden alkış bekliyorsun... 

Allah, Allah... 

Herkesin yalnız bıraktığı süreçte Reis’i ölümüne desteklemek!.. 

Vefakarlık ve sadakat belirtisi olarak fevkalade insani bir davranış, takdire şayan bir karakter. Amma, karşılıksız olmak ve övünmemek kaydıyla... 

Mebusluk mesleği, hak veya değil, mebuslara ömür boyu bir seri hukuki koruma ve imtiyaz tanıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanlarının da siyasi statüleri, pasaportlarıyla birlikte, ömür boyu geçerli. Kendilerine yapılacak her türlü saygısızlık ve hakaretamiz fiiller, savcıları res’en harekete geçirebiliyor. Bunu şöyle izaha çalışalım...

Abdullah Gül, hâlâ Cumhurbaşkanı. Lakin, özlük haklarının bir kısmından mahrum. Tıpkı valilerin, merkez valiliklerine çekildikleri gibi. İndirilmiş bütün kutsal kitapların hepsi bizim de kitabımız, hayat kılavuzumuz. Amma, geçerli ve yürürlükte olanı, Kur’an-ı Kerim... 

Bu itibarla Abdullah Gül’ün de, sosyal kimliği itibarıyle kendisine hürmet ve saygıda kusur etmemekle mükellefiz. Dolayısıyle “SİZ” zamiri varken, “SEN” e tevessül, bizlere hiç mi hiç yakışmaz...

 

 Sanırız Mehtap Hanımefendi, referandumda “evetçilik” gibi “hayırcılıkta” da demokrasiye göre ülkemiz insanı bağımsızdır dememize bakarak “geziciliğimize” hükmetmeye kalkışmazlar...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle