--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cümbüş….

Atilla Özdür
Atilla Özdür
Hayat bir denklemler cümbüşüdür. Enerjinin sakımı kanununda “Allah’ı inkar” esintileri sezilebilir olsa da, buradaki cümbüş, yine de aynı denklemin cümbüşüdür.
Hiçbir şey var iken yok olamıyor ve yokluktan da varlık yaratılamıyorsa, öyle diyormuş Lavvazye, o zaman, dünyanın iktisaden gelişemediği bir zaman diliminde, Türkiye’nin de aynı tutukluğu, durgunluğu ya da gerileme halini yaşaması gerekmez miydi.
Çünkü iktisadi gelişme denilen hadise, al gülüm ver gülüm denkleminden başka ne olabilirdi ki…   
Amma olmayabiliyor, dünya batarken, Türkiye iktisaden kalkınıyor ve  gelişiyor…
Nasıl oluyor…

Mayasında 24 Ocak kararlarının yer aldığı 28 Şubat darbesi, Türkiye’yi kalkındırıp uçuracakken, projedeki iman eksikliğinden ötürü, tersine gelişerek ülkemizi batma kertesine getirdi…
Etki tepki biçiminde dizilen sebep netice ilişkisine bakıldığında, 24 Ocak iflasının da sebep olarak alt yapısında demiryolu politikasının kamyonculuğa terk edilişi görülür…
Bu terk sonucu, Birinci, İkinci ve Bafra sigaralarının yabancı sigaralar lehine kullanımdan kaldırılmasıyla yaratılan Amerikalılaşma hastalığının meydana getirdiği döviz kıtlığı, yüksek enflasyonun da etkisiyle, ülkemizi Turgut Özal’ın faizle abad olma tuzağına düşürdü…
Gerçekten de yüksek faiz her derde deva olmadı değil, bilakis oldu da. O kadar keskin ve etkili bir deva oldu ki, Müslümanların faizin haramlığı ve kötülüğüne olan imani inançlarını dibinden sarsaladı...
Oysa, karamanın koyunu idi bu keskin deva. 28 Şubat, bu koyunun oyunu olarak sahne aldı ve hukuku da, orospu mendiline çevirdi…

Şimdi Türkiyemiz beşbin dolarlık fert başı milli gelir ortalamasını onbin dolara yükseltmiş. Bütün dünya iktisaden yerinde sayar ya da çok hafifinden hızlanıyorken, yüksek hızlanmada ivme üzerine ivme alıyoruz…
Nasıl…
Cep telefonlarımız, ahlaksızcasına saldırı altında. Hac ve umre seyahatlarıyla yurt içi ve dışı turları hem taksitle hem de güya sudan ucuza satıyormuş bu saldırganlar. İstikbal’in “Hemen gelin, bin liralık indirimden istifade edin ve ödemeye de beş ay sonra başlayın” tarzındaki reklamları kafaları karıştırıyor. Baklavacı, bir kilo alana bir kilo da sözde bedavadan ikramda bulunuyor. Maaş ve ücretler düşük olup yetmese de, kredi kartları her türlü ihtiyaçları karşılıyor.
Sonrası için Allah kerim  değil, sermayenin baskısına evet demeye mahkum bir formül bulucu politika tüccarları kerim…
Allah’ın yasak ve haram kıldığı israfçılık, kredi kartlarının lüks ve konfor ağırlıklı müsriflik çağrılarıyla hükümsüz kalıyor…

Hz. Allahü Azimüşşan, Zatına karşı yürütülen bu lanetli CİHAD hareketinin münkir MÜCAHİTLERİNDEN bunun hesabını behemehal soracak…
Gazetelerin, ekranlarla reklam sektörünün aktörleri, üç alıp iki ödediğini sanan tuzağa düşürülmüş dişi kuşların,  kapitalizmin Allah’a karşı açtığı savaşta kütüklük kuşanmış birer mücahit olduklarını söylesek, yanılmış mı oluruz…
Bir cümbüş ki, almış başını tüm meydanlarda kafasına girdiği  Türkiyeliye gerdan açtırıp kalça kıvırtırken,
Lut kavmi de haklı olarak toprağın altında feryad-ı figan gidiyor…
Ey Allah’ımız, biz ne günah işledik ki, gazabınızın hedef öznesi olduk… 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle