Challenge
İktidar hırsı bir hastalıktır, profesyonellere has bir hastalık…
Atatürk, tüccar ile sporcunun ahlaklı ve namuslu olanını severmiş. Onun döneminde sporda profesyonelliğe geçilmediğinden zahir, “amatörünü” akledememiş…
Politikacı, iktidar yolunda iki temel prensipten istifade eder. “Ne pahasına olsun, isterse en adisinden sayılsınlar, her türlü vasıtadan istifade etmek. Ya da iktidardaysa eğer, aynı vasıtalarla aynı yoldan giderek iktidarı elden bırakmamak”…
Hile, hurda, kalleşlik, yalan ve iftira ve buna mümasil açığa çıktığında, yüz kızartıcı nitelik taşıyacak ne var ise onları kullanarak yükselmek, yükselmiş ise düşmemek için, hepsi mübahtır…
Siyaset halka hizmet sanatıdır amma, amatörce yapıldığında. Mesleğe dönüştürülmüşü, mülkün Allah’a aidiyetiyle ilgili imani temel ilkelerin biriyle tersleştiğinden, müslümanı sırat-ı mustakimden saptırma tehlikesiyle kirlenir…
•
Seçimlere şunun şurasında az bir zaman kalmış ve sesli soluklu kampanyalar da başlamışken, durduk yerde birbiri ardınca yolsuzluk bombalarını patlatıverdiler…
Hükümetin büyük ve saygıdeğer kıymetlerinin, aile boyu kanunsuz işlere bulaştıkları idida edildi. Bacanağının adının bulaştırıldığı bir yolsuzluk hikayesiyle, eski bakanımızın İzmir Belediye Reisliği şansından olmasını planlamışlar…
İktidar, bu iddiaların ve söylentilerin doğruluğunu yanlışlığını bir tarafa bırakıp, iftira olduğu iddiasıyla, bu konulardaki dosyaların seçimlerde AKP’ye takoz vurmak anlamını taşıdığı inancıyla, takozcuların üzerine gidiyor.
Atatürk tüccar ile sporcunun ahlaklı olanını severmiş. Bilmiyoruz gerçekten böyle bir sevgi ve muhabbet ifadesinde bulundu mu. Eğer doğru ise, politikacının da ahlaklı olanını sevmesi gerekirdi. Niçin ayırımcılık yapsındı, a canım…
Kim ne derse desin, demokrasi gerçek dışı uyutucu hayali bir masaldır, bir afyondur. İktidar hırsıyla politikacılar, kuvvete, cebire ve şiddete susadıklarında bunların ortak bileşkesi olan hileye baş vururlar.
Hali hazırın iktidarı AKP’ye yapılan ve doğruluğu da meşkuk dosyalı, gözaltılı saldırılar bir hile ise ki, öyle olduğuna inanmak isteriz, CHP İstanbul Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül hakkında on küsur yıl önce başlatıldığı söylenen bir suçlamayla ilgili dosya muhtevasına dayanılarak, adamcağızın ülkemizdeki tüm mal ve banka hesaplarına el konulması, çok tuhaf, çok akıl almaz, çok acaip ve çok da çocuksu politik bir CHALLENGE olmuyor mu…
TMSF neden on yıldır salladı da şimdilerde su üzerine çıkarıverdi Sarıgül dosyalarını…
Politika bir savaş oyunudur. İktidarla Cemaat arasındaki savaştan zevk duyarak ellerini ovuşturanlar da, eşyanın tabiatı gereği, mecburen mahkumdular bu kirli savaşın içine çekilmeye…
Kimin eli kimin cebinde belli değil… Ne çirkin…
Her neyse, sadede gelelim. Atatürk ansızın kalkıp geliverse, onca heykellerine, büstlerine ve duvarlardaki fotoğraflarına rağmen sevebilecek tek kişi bulamadan ve belki de ağlayarak yerine geri dönecektir. Bu kesin, zira memleketin hali meydanda…
Adamcağızı parça parça edip metre okka pazarda satışa çıkaranların yanında, Allah Peygamber, din iman gibi kutsal değer olarak inançlarda ne varsa, yerlerinden söküp pazara çıkaranlar gibi…


