--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu boru, iyi boru...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Politik gündemin dışında yaşıyorum. Kısacası, hayatın yarısında var yarısında yokum.

Var olabilmem için düşünmem gerek. Düşündüğümdeyse, “düşündüm” diyebilmeliyim. Akledebildiklerim olarak düşündüklerimi “söyleyemediğimde”, varlığımın anlamı ne ola....

Descartes, düşünmüş ki, var olmuş. Biz ise, yokuz ki, düşünebilelim....

¥

“Amerikan Hürriyet Evi” isimli maydanozhane, Türkiye’yi hürriyetlerin kısıtlandığı ülkeler listesine aktarmış. Basın hürriyetlerinin güvenilirlik derecesi yükseklerdeyken son aylarda iç politika ateşinin yükselmesiyle hürriyetler, özellikle düşünme yoluyla var olmak, risk taşımaya başlamış.... 

Hürriyet denildiğinde akla ilk gelen düşünce hürriyeti oluyor. Dini inanç ve düşünce hürriyeti, yani.... Bu da ancak  propaganda hürriyetiyle desteklenmesi durumunda söz konusu. Mesela, neşriyatlar, konferanslar, vaazü nasihatlar, hutbeler, namazlar niyazlar, tekke ve tarikatlar vs,vs. gibi....

Ayrıca, kandil lambaları, helvalar, levhalar, mevlüt şekerleri ve benzeri ritüeller de cabası.... 

Aynı hal, karşıtları için de geçerli, mesela athe ve atheizm gibi. Neşriyatlar, konferanslar, kafa dumanlama ayinleri, dernekler, konserler vs,vs....

Freedom House” deniliyormuş maydanozhane’ye, kendi ana dillerince.... 

İnkarcılar, kendi aralarında dernekleşerek Allahsızlık konularında münazaralar düzenleyebildiklerine göre, Türkiye’de hürriyetin göbeğinde kulaç atılıyor demektir. Öyleyse nereden çıkıyor bu düşünme ve insanların düşündüklerini yazıp söyleme kısıtlılığı....

Galiba din dışı sektörlerde görülüyor bu “freedom”sızlık....

Din dışı sektörlerin en başında, politika-siyaset geliyor....

Türkiye gibi, kendine yabancılaşmış-yabancılaştırılarak yerli yöneticilerinin ihanetiyle, sonradan; ya da, ışık ve aydınlanma görmemiş ilkel toplulukların, doğuştan kıstırıldıkları azgelişmişlik çaprazında “sermaye birikimi”, halkın sırtından devlet gücüyle yapılandırılır. Birincisine örnek Türkiye’dir....

“Çok laf yalansız, çok para da haramsız olmaz”. Ülkemizde de büyük servetlerin kökeninde ya devlet kuşunun izleri ya da rejimin temel insan haklarından yoksun bıraktığı mavi yakalının alın teri istismarı. Varsıllığın kaba şeması böyle şekillendiğinden, bu şemanın ana unsurları tapularını deldirtmemek için devlet yerine kaim hükümetlerle çapraza düşmemeğe özen gösterirler.

Bu itibarla din dışı sektörlerden de pek sadır olmaz, “Düşünemiyoruz, dolayısıyle var oluşumuz da sözde kalıyor” türünden “maydanozhane”de tepki yaratacak sızlanmalar....

Din dışı sektörlerin arasında hatta baş tarafında basın-yayın sermayesi yer alıyor. Bu sermayeden de sızlanmalar kaçak yapsın, pek duyulup işitilmiş bir hadise değil. Ne var ki media, sadece kapitalden ibaret değil. Bu sektördeki sermayenin kârlılığı, verimliliği, insan unsuruna bağlı, yani, gazeteciye, yazar çizer takımına.

Bu takımda yer alan beşeri unsurlar ise, düşünüp koşuşabildikleri gibi, yaşayabilmek için sindirim faaliyetlerini de canlı tutma zorunda....

Freedom”cılar, sanırız bu takım üzerinden yükleniyor Türkiye’ye. Zahirinde adamlar raporlarında yanılmıyorlar. 

Medianın sermaye hariç beşeri unsurları, gördükleri yanlışları, hataları ve kanunsuzlukları, haramzadelerin kimliklerine aldırış etmeksizin dillerine dolamayı vicdani görev biliyorlar. Amma bu görevin hakkıyle ifasının, medya sermayesinin kârlılığına ket vuracağını düşünen sermaye, aklı fikri ve midesi faal çalışanına diyor ki;

O kadar da Doğrucu Davutluk yok.... Bunları yazamaz bunları söyleyemez ve bunları da çiziştiremezsin....

“Ya benim istediğim formasyonu kabullenecek ya da kalemi elinden bırakacaksın”....

İşte böyledir efendim,  kedinin çamaşır yıkaması, bizim hukuk tanımaz az gelişmiş sağ muhafazakar ülkemizin halleri....

Alışmadık yerde don durmazmış. Yine düşündük galiba....

¥

“Maydanozhane”nin ne ayıp şey kabilinden koyverişlerine bir iki taze ve canlı örnek sizlere, Ersoy Dede’den....      

“Yolsuzluk skandalları gibi hassas konuları yazan önemli gazeteciler kovuldu” denmiş Freedom House raporunda.. Today’s Zaman muhabiri Azerbaycan vatandaşı Mahir Zeynalov kastediliyor... Oysa Mahir Zeylanov’un oturma izni dolduğu için sınırdışı edildiği biliniyor. Her nerede yazıyorsa Zeynalov pek âlâ yazmaya devam edebilir.. Ayşe Arman Dubai’den yazmıyor mu? Sınırdışı mı sayılıyor bu?

Özgürlük konusundaysa, devamla diyor ki;

“Tek bir kıstasım var bu konuyla ilgili olarak. Akit yönetimi, yazılarımın bir tekine bile müdahale etmedi. Bir virgülünü dahi değiştirmedi.. Ne dememi bekliyorsunuz ki?.. Kalın sağlıcakla”.

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle