Biraz da kirli siyasetten…
İnsan, suç işlemek gibi günaha dalma yolunda da serbest bırakılmış, mükafat veya mücazatını kabullenme şartıyla…
Dünyevi kurallar bir tarafa, uhreviyata gelince insanoğlu, günahının bizzat objesi. Bazı ahvalde, bilerek ya da gaflete dalarak günahını hammadde olarak piyasaya sürüp başkalarına kullandırdığı da oluyor…
Birer örnek verelim…
Trump ile İsrailli ortaklarının soy kırımcılıklarını dünya çapında bilmeyen, duyup işitmeyen kalmadı. Bu kesin. Dolayısıyle bu zalimler, işledikleri suçun dünyaca tescil edilmişliğinden ötürü, suçlarının faili ve objeleridir…
Bu itibarla rahatlıkla söyleyebiliriz ki, ABD ve İsrail yöneticileri kolektif çalışan birer suç ve günah makinasıdırlar. Zahirine göreyse, her biri birer cehennemlik…
Lakin Temel Karamollaoğlu’na gelince, söylendiğine göre bu zat, hal arzına gelen ve başı da örtülü hanım hanımcık çocuklu bir kadına bağırmış…
Büyük okyanus sularında bir damlacık fare sidiğinin kapladığı alandaki bu olay hakkında fikir beyan etmeye gelince, bu söylentinin aslı esası net biçimde ortaya çıkıncaya kadar duraklanırdı…
Neden?..
Zira, bırakınız dünya halklarını, bizim Türkiye’de dahi milletin bütünü tarafından bu hadisenin ilk etapta ne görülmüşlüğü, ne de duyulmuşluğu vardı…
Trump ve Netanyahu’ların kan içicikleri ne kadar net ve açık ise, Karamollaoğlu’nun başı örtülü bir hafizanımı kovma haberi de ilk ağızda o kadar flu idi… İçerisinde bulunduğumuz politik ortamda seçim atmosferi hakim. 24 Haziran seçimleri bölüşüm dağıtım hizmetlerinin nimet ve külfetini yüklenme yarışması olduğundan, niteliği itibarıyle politik karakterli soğuk savaştan başkaca bir şey değildir. Savaş ise, eşyanın tabiatından her türlü hileyi gerekli kılar. Kılıyor da…
Karamollaoğlu’nun ilk bakışta flu görünen bu bağırma fiili, bir süre sonra suç veya günah olarak kesinlik kazandı. Ne var ki, her türlü suç ve günahla lekeli seçim atmosferinde yerleşik hilebazlık, kendi meşruiyetini bir kaziye olarak demokrasi örfüne yıllar önce zımmen yerleştirmişti. Bundan istifadeyle günahın da üzeri örtüldü gitti. Karamollaoğlu, seçilirse, günah işleme hürriyetinin doğrudan hilebaz kazançlısı, kaybettiğinde de zararının yükleneni olacak… Bu arada milletin yandaş fertleri, sevk-i tabii gereği, dillerine gelen bağırmaların-kovmaların sıralı ve detaylı münderecatını ise, Karamollaoğlu’nun kendi üretimi olarak piyasaya sunduğu suç ve günah hammadesi niyetiyle, bol keseden kullanmış olacaklar…
•
24 Haziran’a odaklanan güçler muhalefet ve iktidar olarak iki ana ordudan ibaret. Muhalefet cephesi her ne kadar dört parçalı görünse de, birisinin, ( İYİ parti) güçsüzlüğünden ötürü, sıcak çatışmada yer alması pek garantili değildi. Kadim düşmanlarının gölgesine sığınarak onlarla birlikte iktidara karşı cephe almak istedi... Mebus kiralama, etiktir, değildir, ayrı konu… Muhalefetin koçbaşı konumundaki CHP, müttefiki İYİ partinin cephede yer alması için desteğe muhtaç olduğunu görünce, kendi süvari alayından geçici olarak on beş cengaverini görevlendirmişti, hatırlarsınız…
Böylece, on beşli politik hülle evliliği de, Türk siyasi tarihinde şeytanın bile akledemiyeceği bir hile türü olarak yer aldı….
•
24 Haziran’da Saadet, muhalefet cephesinde yer alacağından, devşireceği her bir oy, iktidarın kayıp hanesine yazılır. Lakin Saadet, kendi içinde huzursuz ve liderleri de tabanı tarafından pek de istenilmeyen kişi konumunda… Karamollaoğlu’nun tökezlenmesi kimlerin yararınadır ?.. Bir, iktidarın ve bir de, Saadet’in kendi içindeki huzursuz muhalif tabanının… Karamollaoğlu tökezlendiğinde kendi tabanındaki muhalifler bayram edecek, ayrıca iktidar da bu vesileyle birkaç oy devşirecek…
•
Şimdi gelelim Karamollaoğlu’nun el kol işaretleriyle tahkir ve hakaretine uğradığı söylenen şehit eşi olup başı örtülü çocuklu bayanın, bilerek ya da bilmeyerek, kimlerin yararına hizmet etmişliğine… Evvela belirtmiş olalım. Bu konu net olarak ortaya çıkmadan Karamollaoğlu üzerinden selametçilere vur yansın etmek, hem ayıp hem de günah idi… Hakeza, bu çirkinliği iktidara da yakıştıramazdınız…
Konuyu bu açıdan değerlendirelim…
Bu durumda hikayeyi ilk ağızdan ham haliyle okuyup işitenler, olayı aslından kopuk haber olarak işiteceklerinden, hile ile çarpıtılmış senaryo okumuş olurlar. Haliyle bunların arasındaki hükümete muhalif pozisyondakiler, su-i zana düşerek bu kadının AKP tarafından sahneye sürüldüğünü düşünürler…
Yahu, devletin bütün kalelerini elindeki oyuncağa çeviren bir iktidar, üç buçuk tartışmalı oy için niye elini ve dilini çarpıtacaktı. Selamet hareketinde yer alan eli ve dili temiz saf Müslümanların da bu oyunda rol alacakları ve aldıkları düşünülemez…
Amma hele bir düşünün bakalım. O çirkin ve iğrenç ödül törenini hatırlayarak düşünün… Bu günahın hammadde olarak üreticileri kimler olabilir?..


