--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir meydan düzenlemesi...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Aksaray, Yusufpaşa Camii karşısı, Metro istasyonu civarındaki meydan, İstanbul Belediyesi tarafından yeniden düzenlemeye tabi tutulmuş...
Meydan ya da alan haylice büyük olduğu kadar, insan akışının da tam merkezinde... Geçen gün gazeteye giderken otobüse binmek için oradaki durağa geldiğimde gördüm, zemin beyaza çok yakın açık renkli kalın mozaik plakalarla kaplanıyor...
Kaplama granitlerinin menşeini bilmiyorum. Önceki senelerde Çin malı granit-mozaik türünden malzemelerle kaplanmıştı İstanbul ana cadde kaldırımları da, bendeniz efendim, bu yabancı malı düşkünlüğümüzün bu denli ayağa düşürülmesine  fena halde bozulmuştum...
Yakın dostlarım, bende  hastalık halini alan bu yerli malına olan düşkünlüğümü makaraya aldıklarından, bu kez hiç ilgilenmedim meydan kaplamalarının menşeiyle. Güzel olsun da isterse gavurun malından olsun... Bana mı kalmıştı memleketimi ve insanlarını düşünmek. Sat anasını beş paraya...
Söz konusu topoğrafik nokta, Vatan Caddesi’nin Aksaray  başlangıcında yer alıyor. Tam karşıda Yusufpaşa Camii ile Vatan Hastanesi ve bunların önlerinde yer alan şirin bir park. Bol yeşillik, rengarenk çiçekler ve gölgelerine belediye tarafından yerleştirilmiş oturma bankları. Caddenin, konu ettiğimiz bu yakası ise, bembeyaz beton...
Biraz korkup endişelendim...
Bir terslik, bir uyumsuzluk ve estetik yoksulluğundan meydana gelme bir çirkinlik var gibi geldi bana, Belediyenin  düzenleme adı altındaki hizmete müteallik masraf yüklü bu  çalışmaları...
Yapılan ve yapılacak masraflara kulak salladığım yok. “Devletin malı deniz” der geçerim... Amma karşı taraf yeşillik ve ağaçlık, bu yaka, güneşli havada insana göz açırtmayacak denli bembeyaz beton ve hem de insanların azgın dereler gibi akıp geçtiği, aynı zamanda da otobüs bekledikleri bir yer...
Aldı mı beni geleceğimi karartıcı bir endişe ve korku. Şu Gezi Parkı’nın yarattığı “ısmarlama korkunç bahar havası” sükünet bulmadan, ister misiniz şimdilerde de birkaç şantör piyanist ve onlara eklemlendirilmiş  gırnatacıyla davulcu gelsinler de, “Niye burada ağaç yok” diyerek, parlak zemine birkaç çadır kondursunlar...
Al sana akılsızlığın mahsülü ikinci dalga yeni bir akil adam seferberliği...
¥
Kendi kendime söz vermiştim, bundan böyle hükümetlerin iktisat politikalarıyla, piyasadaki kapkaç mahsülü dengesizliklerle, yoksulluk ve işsizlikle, kısacası parayla ilgili konularda tek satır konuşmayacak  ve tek kelime bestelemiyecektim...
Amma, kimine göre içimdeki solcu şeytan, yine de dürtüverdi ve bu dürtüyle düzenleme sahasında havalı havalı dolaşan  parmakları kalemli elleri de nivelmanlı olup işin kompedanı görünümündeki beyefendilere yaklaşarak,
Kuruyasıca dilimle soruverdim:
‘Ne yapılacak buraya, AVM mi yoksa Rezidans mı”...
Adamlar baktılar ki, hırpani kılıklı bir ihtiyar ne herzeler yumurtluyor, bayağı şaşırdılar...
Kendilerine şaşırmamaları tavsiyesinde bulundum...
Aynı tavsiyeyi İstanbul Belediye Reisi Kadir Topbaş ile Başbakan Tayyip Erdoğan beyefendilere de yaparım...
Sakın şaşırmasınlar, davulcularla gırnatacıların, resital vermeğe teşne Batı Müziği enstrümanlarının yabandan gelen icracı ustalarının Aksaray’a indirilmeleri halinde...
Her neyse, muhtemel ikinci bir akil adamlar seferberliği sonrasında bize de bir imkan tanınır mı dersiniz, Başbakanla bu konuda bir saatliğine baş başa fikir teatisine...
Öyle ya canım, bizim ne farkımız var Hülya Avşar’dan...
O dişi, biz erkek, sadece bu kadar ve bu da, Anayasa’da geçersiz...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle