--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir gece ansızın girivermedik…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
8

Tam tersi oldu. Günün birinde ve uzun zamandır haber vere vere, hem de gün ortasında içeriye dalıverdik…

Hayırlısı olsun, Allah tamamına erdirsin ve kazasız belasız milli maksada erişilmiş olunsun…

İkinci Harp yıllarında dört bir çevremizde kan gövdeyi götürürken, Türk’ten gayri unsurlar gözlerini üzerimize dikmişlerdi. Doğu’daki düşmanımız, toprağımızdan ve sularımızdan pay isterken, Batı yakası küffarı da, kendi cehennemi için bizi odunlaşmaya zorlamaktaydı…

Dönemin Devlet Başkanı İnönü, beğenilsin beğenilmesin, her ne kadar dilini Allah kelamından korusa da(!) küffarın hoşlanabileceği biçimde göstermelik kavuk sallamaktan öteye gitmiyordu…

İlginçtir, anlamlıdır ve düşündürücüdür. O günlerin hesabıyla yirmi milyonluk bir milletten, haydi rejimin diliyle konuşalım, ulusun içinden, çıka çıka sadece bir tek kişi çıkmıştı, vatana ihanetten, o da, Hayati Karaşahin. Albay rütbesinde bir subay…

Rusya hesabına casusluk yaparken yakalanıyor. Ve Ankara’da asılarak idam ediliyor…

Şimdi bakıyorsunuz, görüyorsunuz, işitiyorsunuz ve demokrasi gereği ifade özgürlüğüne veriyorsunuz. Bunlar, hem Meclisimizde ve hem de içimizde, kum gibi kaynarken, dişimizi sıkıp kıç üzerine oturuyoruz, asamıyoruz…

Neden, niçin ve ne oldu da bizlere?...

Oysa günümüzün Devlet Başkanları, söz verdiği cami inşaatların küşat merasimini bizzat kendileri düzenliyor ve mekândaki ilk Cuma Bayramını da orada kutluyor…

Ne bu tezat?...

Londra Olimpiyatları sonrasında Türk takımları, bilhassa güreşçiler, kazandıkları altın madalyalarını zor zahmet taşıyarak yurda döndüler. O sıralarda orta tahsile yenilerde başlamıştım. Sevr Antlaşmasıyla ülkemizi kirleten leş kargaları, sularımızla topraklarımızı Rus canavarından koruma vaadiyle bizi kendilerine dost edindiler. Bu dostluğun ilk deneme ve kontrol riskini de Kore Savaşına sokarak yine bize yüklediler…

Kunuri’de tugayımızın yarısı gitti, pisipisine…

Kore’den gelenlerle Londra’dan dönenlerin madalyaları kafamı allak bullak etmişti. İlk mektep sonrasında sanat enstitüsüne girmek için gerekli doktor raporunu alamamıştım. O zaman askerliğe niyetlendik. Yaşımın küçüklüğüne falan da bakmamışlar. Ceplerimi demir kırıntılarıya doldurarak Kasımpaşa Bahriye Hastanesinden aldığım raporla Eyüp’teki İstihkam okuluna kaydımı yaptırıverdim…

Yaş küçüklüğünden altı ay maaş almaksızın ilk tayin olduğum Doğu hizmetini tamamlayamadan doğru posta Kore’ye…

Ne çare, İnchon limanında demir attığımızda madalya için umut ışığımız, gemiden karaya ayak basmadan sönüverdi. Savaşı durduran ateşkes anlaşması, taraflarca imzalanmış…

Bu işler böyle işte. Şimdi, cadde ve sokaklar “en güzel asker, bizim asker” sloganlarına boğulurken, asker uğurlayanlara bakmayın siz. Dünya ulusları, daha doğrusu milletleri arasında “vatan” söz konusu olduğunda gerisini teferruata verenler, tüm dünyada sadece bunlardan, bizlerden ibaret…

Suud deyyuslarına bakınız, bizim düşmanımız PKK’ya silah yardımı olarak yüz milyon doları, uçkuruna âşık olduğu Trump’a veren Arap Müslümanlarına bakınız…

Toptancılık olmasın tövbe edelim, Müslümanlarına değil, Suud’un yönetim köpeklerine bakınız…

Bir de, İstiklal Savaşı’nda, Sevr’in leş yiyicilerine karşı, namus ve bağımsızlık savaşımızı sürdüren Mustafa Kemal’e, savaş yardımı olarak, kadınlarının yüzük ve bileziklerini gönderen Doğu Müslümanlarına...

Bunun şan, şeref ve gururu kime, kimlere ve bu neden böyle?…

Her neyse, hayatın hiç akla gelmeyen cilvelerine bakın siz…

70’li yıllarda beş-altı yıl kadar korsan dolmuşçuluk yaptım. Aksaray’daki durak kâhyası, şişesini yanından eksik etmeyen berduşun biriydi. Gel velakin, korsan çalışanların da tek yetkili amiri…

Göğsünde de B.Milletler’in at nalı cesametinde Kore kahramanlarına verilen savaş madalyası

Şu ölüsü kandilli dünyada iki eksiğim var. Bir madalyam, ikincisi de kınından kılıç çeker gibi çekemediğim, aynalı telefon…

                                     

Kasımpaşa’dan geçiyordum. Caddeler ve sokaklarla meydanlar, al bayraklarla donatılıyordu…

Sordum, 

“Hayrola, Kasımpaşaspor mu?”…

Hayır” dediler. “Zafer, zafer. Askerimizin zaferi”

Gözlerim sulandı…

Bahriye Caddesinin bayraklarla donatılmasını ilk ağızda hemşehrilerinin Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan’a selam sabah gösterisi sanmıştım, yanılmışım, Şehzadebaşı İBB çevresinde de aynı sevinç ve kutlama.

Hayat işte, hiçbir yakası hesaba kitaba gelmiyor… 

Hz. Allah Zülcelal’in bizatihi zatı, inşaallah tamamlar bu harekâtın gerisini…

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

babakartal

15 Ekim 2019 01:50

Atilla Bey üstadım.. Bir arkadaşımızın dediği gibi yazılarınızı kafası çalışmayan geri zekalıların da anlayabileceği bir üslupla yazmanız sanırım daha iyi olacaktır. Çünkü görüyorsunuz işte birileri sadece “Ali topu tut”, “baba bana top al” seviyesinde anlama yeteneğine sahip. Gözlemeci kardeşim. Atilla Beyden rica ediver de korsan taksicilik yaptığı zamanlarda, kendisine bu korsan taksicilik işi sebebiyle vergi tahakkuk ettirilmesi için Maliye’ye yaptığı müracaatı anlattığı yazının yayın tarihini sana bildirsin. Sen de bilip bilmeden etrafa bok atacağına, bir zahmet o günkü gazeteyi bulup yazıyı okuyuver artık. Olmaz mı?

Mesut Sarp

14 Ekim 2019 15:38

Üstad yazı tarzın süper, anlayana sivrisinek vaziyeti. Ayşe gibi anlamayan ahmaklara yapcak tek şey ise anca Hz. isa'nın yaptıgı gibi onlardan kacmaktır. Diger anlamayanlarsa tekrar tekrar okusunlar o zaman görecekler ki yazıda cok inciler sacılmış.

Gözlemeci

14 Ekim 2019 13:35

adam korsan taksicilik yapmış şimdi söylüyor; o zaman deseydi içerdeydi! ayağını işte böyle, yere sağlam bastığında konuşacan aga: safety first!

mhmt

14 Ekim 2019 10:55

Allah razı olsun hocam. Hicivli yazıyorsun ama birileri anlamıyor yada yanlış anlayıp yorumluyor. Demekki yorumcularınız arasında okuduğunu anlayamayan yanlış anlayanlar var. Biraz da onların yanlış anlamalarına yol açmamak için seviyeyi aşşağıya çeksek mi? Çünkü seviye düşük. Okumayan bir toplum olunca kısır bilgilerle okundukça yazılanları yanlış anlamakta çok kolay oluyor. Anlatılmak istenen anlaşılmıyor veya yanlış anlaşılıyor. Dosdoğru olmazsak hep oyuna geliyor, oyuna getiriliyoruz. Tabi bulunduğumuz ortamda şeytanlarımızda az değiller. Her türlü çirkefliği yaparak oyun içinde oyun kurarak oynuyorlar. Ne ABD, ne de RUSYA ve diğerleri hiçbir zaman bizim iyiliğimizi düşünmezler. Çıkarları olmamış olsaydı orada PYD YPG ve DAİŞ zaten olmazdı. Bunların ortaya çıkmasında yabancı güçlerin parmağı var. Uyanık olmak zorundayız. Yoksa böl parçala yut taktiğiyle daha çok birbirimize gireriz. Düşmanlarımızı da sevindiririz. Her koyun kendi bacağından asılır. Koyun olmayalım. Dosdoğru olarak yaşayalım. Ah yar ve yardımcımız olsun.

Gözlemci

14 Ekim 2019 09:54

Bu Ayşe nam yorum yazar her daim ya derinden aşıktır Atilla Beye yada zamanında belki görmüştür bir kemlik kendisinden. Böyle takıntı görmedim yıllardır her köşe yazarını her yorumcuyu okurum. Bravo, devam..

Ferhat

14 Ekim 2019 08:08

Biz ozamsnda siyonizmin truva atı idik bugünde hala hiç bir şey deyismedi. O gü ler nadil siyonizmin güdümünde ya Allah bismillah diyerek Kore savasinda bizi soktuler ise, bu günde aynı taktik veckahpelik ilecsuriye bataklığına cektiler. Nitekim kore savaşında uzak diyarlarda siyonizmin ucuz askeri olmuştuk, fakat bunu abd güdümlü liberal ve demokrat islamcilar anlamıyordur ve hala bu sefihler idrak edemiyoelar olup bitenleri. Halbuki ellerini vijdanlarina koyup söyle bir düşünseler ne olduda suriye bur anda hedef tahtası oldu? Halbuki ümmetin kanayan yarası filistin ve arakan var iken neden bir anda biz bizdeki zilleti, yani bol acili ve bol soslu demokrasiyi yi abd ve suud ailesi ile birlikte suriyeye ve arap baharı kapsaminda islam cigrafyasina ihrac etmek istemistik.

Ayşe

14 Ekim 2019 07:18

Yazarları bey gene sabah sabah ALLAH in selamı ıle başlayacağına küfür ediyor Çok üzülüyor kahpe terörist lerin ölmesine yoksa islam i yok eden zindikaya övgüler duzmezdi yasin haddi aşmış amma dilin temiz olmamimis yazık

serbestlik

14 Ekim 2019 05:27

Tabii o dönemde de hain sadece bir Hayati Şahin' den ibaret değildi, yine sürüyleydi, ama kendini açık etmeye g isterdi; o cesaretliymiş yine! Bulgaristan, Yunanistan, Moldova, Rusya; hepsi de aynıydı, hain çıkamazdı aralarından, dünya anlayışı öyleydi çünkü! Demokrasi toplumu piçleştirme rejimidir, şimdi ortalık ondan hain dolu böyle! Batı bunu herkesten önce anladı, demokrasiden de herkesten önce kurtulacak, göreceksiniz!

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle