Bir avuçta beş parmak…
Bir avuçta beş parmak. Bunların dördü avucun bir yanında sıralanmış. Her birinin diğerlerine nispet fiziki şekil ve yapıları da farklı. Başparmak, mafsallarının hareket yönü ile birlikte avuçtaki yeri itibariyle de, diğerlerine zıt konumda…
İkinci Harp yıllarında daha ilk mektep talebesiyken, CHP’nin tek parti hükümeti çiftçiyi topraklandırmaya niyetlenmişti. Devletin, vakıfların ve büyük ağaların ellerindeki toprağı, topraksız köylüye dağıtmak istemiş. O dönemde söke söke ve heceleye heceleye okuduğum gazete haberlerinden öğrendiğime göre, o günlerdeki bütün mebuslar CHP’li imiş ve hepsi de aynı kafada, aynı düşüncedeymişler..
Ne var ki, meclisin çok topraklı mebusları buna karşı koymaya başlamışlar. Bu mebuslar bakıyorlar ki, ne zaman bunun kanunu çıktı-çıkıyor, teker teker aralı ve sıralı olarak, üyesi oldukları Halk Partisinden ayrılıyorlar. Bilahare bu CHP kaçakları, başlarında Bayar-Menderes olmak üzere Demokrat Partisi’ni kuruyorlar...
Ben de az mı koşturmuştum 1948 – 49’larda bunların Marmara bölgesinde tertipledikleri miting alanlarında!....
O günlerde orta mektep talebesiydim. Bursa’dan İnegöl’e, oradan Eskişehir, Balıkesir vs,vs…
Anlaşılan şu ki, insanlar belli bir düşünce, politik aşk, sevgi ve ideal uğrunda bir zamanlar el ele, kol kola müşterek bir dava uğrunda avuçlarını sıkarak birleşseler de, bir zaman gelmiş ve menfaatler arasında tehlike emareleri belirirmişse, kilitli parmaklar çözülüyor ve her biri kendi çıkarları doğrultusunda ve menfaatleri uğrunda yollarını başka yöne çeviriyor-çevirebiliyorlar…
Teker teker ferden, ya da topluca hep birlikte…
•
CHP bünyesinde meydana gelen bu ferdi yön değiştirmeler, Birinci Cumhuriyetin hitamını hazırladı. Menfaat ve çıkara dayalı ihtiraslar, kutsallaştırılan ideallerin yerini aldığında, eski camlar, değer ve kıymetine bakılmaksızın anında bardağa dönüyor-dönebiliyor…
Avuçları beş parmaklı idealist insanlar, idealist oldukları gibi çok büyük topraklara da sahip olan bu insanlar, mebuslar yapıyorlar, sıkılı avuçlarındaki bu çözülmeleri…
Menfaate dayalı ferdi ihtirasların birbirlerine benzemeyen parmakların kendi aralarındaki birlik beraberlik ittifakını çözmesi gibi, benzer şartların oluşması durumunda, determinasyon etkisiyle sosyal ilişkiler ağının hemen bütün alanlarında eski camların da, anında bardağa dönüştüğünü görüyoruz…
•
Topraksız köylüyü toprak sahibi kılmak için ağaların 2000 dönüme kadar olan topraklarını devletleştirip dağıtma politikasına itiraz ederek CHP’den ayrılanların kurdukları parti, Demokrat Partisi, 14 Mayıs’ta İnönü’yü devirdi…
Demek ki, Bayar Menderes ekibindeki toprak sahipliğinin ağırlığı idi, bu ekibin CHP üyelik ve mebusluğundan duydukları gurur ve siyasi fikir birliğini anında yok eden determinasyon gücü…
Sarıgül, Kılıçdaroğlu’nun CHP Şişli Belediye Reisliğine tasarladığı adaya karşı itiraz ederek kendi adını ileri sürdü. Pek çok belediyelerde de beklenti içindeki hayalperestler, merkezin ‘Hayır’ ikazıyla karşılandılar. Bunların hepsi de ‘Ne Şam’ın şekeri’ diyerek partilerinden ayrıldılar ve zamanında İnönü’yü devirip ortanın soluna oturan Ecevit’in ölü mirasını canlandırma hareketine geçtiler…
Dikkat edilirse, senaryolar aynı, sadece oyuncular değişik…
Senaryonun birinde İnönü’yü Kılıçdaroğlu temsil ediyor. Günümüzde sahneye konulan yeni senaryoda ise, Bayar, Menderes ve arkadaşlarını da, Kılıçdaroğlu’na karşı. Sarıgül vediğerleri oynuyorlar…
Kılıçdaroğlu, sekte-i kalpten gitmez ise, eh artık bravo. Karada ölüm yok kendisine !…
Tarihin tekerrürü desek yanlış mı olur, Kılıçdaroğlu’nun Baykal’ın postuna oturuş tarzını?..
Burada bir tek yer, zaman ve aktörler değişik…


