Başakşehir bombası...
Başakşehir futbol takımı milli ligde asırdide profesyonellere nal toplatıyormuş. Helal olsun da, bir tuhaflık var bu yükselişlerde amma, nedir, neredendir, bilinmez...
İnsanoğlu organize bir cemiyet. Normatif hukuk kurallarını saf dışı edersek, insan toplumunun hayat tarzını vahşi hayvanların yaşayışlarına benzetebiliriz...
İnsan topluluklarını yaban hayatından ayıran tek çizgi mülkiyet hakkının varlığı ve kutsallığı olsa gerek. Bu kutsallığı da sanırız, servetin belirli ellerde temerküzünü yasaklayan hukuk kuralları sağlıyor...
Oysa ticari futbol kulüpleri, başlı başına birer servet küpü oldukları gibi, ayni zamanda servet temerküzünde de başı çeken belirli multi milyarderlerin ellerinde... Futbol piyasasında fiyatları bunlar belirliyor, kâr zarar hesaplarına temel oluşturacak matrahları bunlar hesaplıyorlar. Ahbap çavuş ilişkisi kurdukları yöneticilerin desteğiyle vergi muafiyeti ve af yolları üzerinden toplum üyelerinin kamu kaynakları üzerindeki doğal haklarını önemli ölçüde köstekliyorlar...
Profesyonel futbol piyasası, adıyla sanıyla bir kurtlar sofrası. İyi de, üç günlük maziye sahip olup ortaklarının da adı sanı pek bilinmeyen sıradan bir şirketin, hem de baş köşelere tırmanmış haliyle bu sofralarda nasıl yer alabiliyor.
Başakşehir’in arkasında muhakkak isminin açıklanmasını istemeyen bir takım vergi şampiyonu büyük multi milyarder dolar zenginlerimiz bulunuyor olmalı...
•
Başakşehir, İstanbul Belediyesi’nin eski Belediyespor’unun bir başka profesyonel futbol şirketiyle birleşerek tüzel kişilik sahibi olup milli lige yerleşmiş olmalı. Ya da önceden sahip olduğu yerini tahkimleyerek bir kez daha sahiplenmiş, falan filan...
Başakşehir’in oyuncuları mahalle takımları arasından kendi onbirlerini tamamlamak amacıyla tutup kulaklarından getirilmiş acemilerden değil. Bunda şüphe gereksiz, zira takımın lig sıralamasındaki yeri hemen hemen tepelerde. Dolayısıyla bunların cari borsa fiyatları diğer top koşturucularıyla aynı seviyede olmalı, belki de daha yükseklerden uçuyor olmaları da mümkün. Başakşehir’in profesyonel holiganları pek yok ki, ne sesleri ne de nefesleri duyulsun. Taraftarlarının da, sevdalandıkları bu kulübün maddi ihtiyaçlarını sevabımız olsun diyerek karşılıksız karşılayabilecek harcama gücüne sahip olmaları da şüpheli. Dolayısıyla kulübün, gelir gider bilanço cetvelinde bütçe açığı vermesi, hendesi bir mutlakiyet...
Yanılıyor da olabilirim yani. Gökten bir sepet elma düşer de, her biri milyarlar değerinde müşteri bulabilirse, bırakın açık vermesini, belediye muhasebesini, rakamlarla anlatılamayacak büyük bir gelir sahibi de edebilir...
Amma bir gerçektir ki, bütün kulüplerin açık verdikleri bir ortamda, ve de kamu işletmelerinin görev zararlarının kapatılmasındaki politik geleneği emsal gösterip, kendi açıklarının da devletbaşkanlarının, başbakanların, meclis üyeleri arasındaki renkperestlerinin destekleriyle, görev zararı faslından Hazine desteğiyle kapatılması istenildiğinde, bu rica, bu dilek ve bu istirham ve Türk futbolu adına seslendirilecek bu arzu, saf akla ziyan mı çalacak...
•
Belediyeler, şimdiki zaman diliminde birer ticari kuruluş gibi algılanıyorlar. Üçer beşer şirketleri var. Müteahhitlik yapıyorlar, yerli yabancı saka şirketleri gibi su ticaretinden para kazanıyorlar. Otoparkçılık hizmetlerinden keyfleri kekahhh. Bu arada sosyal sorumluluk gereği dulları, talebeleri, kış ortasında evsiz-barksız kalmışları, ramazan boylarınca evindeki iftara yetişemeyenlerle yaşını başını almışlara ücretsiz seyahat imkanları da, bu kekahlık zincirinden finanse ediliyor ki, doğrudur da. Bu arada elbet sportif faaliyetlere de elini ve desteğini uzatacak...
Amma sportif faaliyetler denilince profesyonel dünyasının holiganlarıyla birlikte doyurulması değildir tabii...
Ben merak ediyorum ve meraklanmak da günah değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kendi prefosyonel futbol kulüplerinin finansman ihtiyaçlarını nasıl değerlendirip karşılıyor...
Atatürkçe mi, Müslümanca mı...


