--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Baba bana top al, Altan topu tut…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Hükümet, yerlilik ve millilik istiyor. İstemekten de öte emrediyor ki, akl-ı selim de buna amir..            

Ülkemizde içki ve tütün mamüllerinin doğrudan reklamını yapmak yasak. O denli geniş açılı salakça bir yasak ki, dramatik ya da komedi türleri de dahil, video kayıtlarında yer alan figürler TV yayınlarında gösterilirken, dudaklardaki sigara, dumanının seyirciler tarafından görülmemesi için sislenerek gizleniyor. Kadehlerse, buna karşılık tokuşturma safhasına dek, her hali ve yönü ile gelişmişliğimizin sembolü olarak özendirilerek sergileniyor…

Yeşilay’ı pek takan yok. Hele hele genç kesimin mektep görmüşleri, adını bile duymamış. Devlet ve hükümetler, laiklikten ötürü sigara ve içkiye paydos düdüğünü, dini referansları kullanarak öttüremiyor. Kapalı mekanlarda sigara içme yasağını takan yok. Çünkü, devletin, bu emri hilafına dört duvarlı umuma açık çatı altında efkar bastıranlardan tahsil ettiği para cezası, çocuklara bayramlık!..

O da, edebilmişse eğer…

Sigara paketlerinde “muhtevasının zehir olduğunu belirten” uyarılar, mizah denemesi, matrakuka…

Amma beri yandan, “15 Temmuz gecesi sokağa çıkmış olmak”, vatanseverliğin tek geçerli ve gururlandırıcı belgesi… Evinde yatıp uyumuşsan, yorumculara göre vatan haini…

Küçük hanımefendi soruyor; 

Sen, 15 Temmuz gecesi feto darbesine kalkışan hainlere karşı memleketin bağımsızlık ve istiklal savaşında “Reis” emrine uyarak sokağa çıktın mı?”

Çıkmışsa, vatansever kahraman; çıkmadıysa, kafası koparılası hain, vatan haini…

Lakin hiç kimse kalkıp da, o gece dışarıya çıkanların sigara tiryakisi olup olmadığını sormuyor. Bilmiyoruz, vatanseverlerin tütün bağımlılıklarını…

Vatanseverlik ve özellikle vatan hainliğini bu kadar ayağa düşürüp ucuzlatmak akla ve mantığa ters düşse gerek…

Oysa, ülkemizdeki Amerikan sermayesinin sigara üretmesi, üretirken tütününü de dışarıdan getirmesi, bunun ötesinde burada satarak elde ettiği kazancını da torbalayıp Amerikalara transfer etmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin verdiği emir ve izinle oluyor, yapılıyor. Ayrıca, tütün tarımının bitirilmesi de… 

Bu itibarla, günümüz Türkiye’sinin hali hazır cari siyasi ve sosyal atmosterinde sigara tiryakiliğine bağlı hainliğe devlet peşinen izin vermiş ya da göz yummuş. Bu gerçek kafalara çakılmalı ki, tiryakinin cephedeki askeri de hain olmamak için bıraksın, asillerinin yanında, Ankara’daki mebus ve vekiller de, Trump sigaralarını boykot etmeli...

TRT, Hollywood yapımı kovboy filmlerini ekranlarından kaldırmış, kargalar güler bu vetolamaya!

Geçenlerde bayram sonrası hal hatır sormak için komşumuza uğrayıverdik. Öğle yemeğine haylice geç kalmışlar, vakit de ikindi suları. Masa üzerinde büyükçe boy gazlı-renkli iki şişe gazoz…

Bunların insan sağlığına zararlı olduğunu kimse kimseye söylemiyor, anlatamıyor. Çünkü, etki gücü yok. Söylendiğinde de dinleyenlerin kulakları tıkalı, kimseyi takmıyorlar…

Niye ve nasıl taksınlar ki?..

Ülke çapındaki yazılı ve sesli haber kaynakları olarak medya, sokak ve duraklardaki ilan-reklam tahtaları, nakil vasıtalarında karoserler, karada ve denizde bir karış boşluk bırakmamacasına her alanda akıl ve idrak hassalarımızı felce uğratan reklam saldırıları…

Akli iradelerimiz yok edildi. Yerine, her sınıftan insan için “coca huzur ve mutluluk verir” imajı, beyinlerimize yerleştirildi. Bu tahribatın etkisindendir ki, birbirlerimize dostça yaptığımız uyarılara şimdi hiç kimse itibar etmiyor…

Şu anda Türkiye halkı, yabancı colacılarla Amerikalının köfte ve tavukçu fast food’ların sağmalı…

Unutmadan söyleyelim. Dağlarımızın buz gibi kaynak sularını şişeleyip satanlar, paralarını da torbalayıp yine kanun yoluyla dışarıya uçuranlar, yine bunlar!.. 

ABD’nin kahpece saldırılarına karşı onların tüketim malları boykot edilecekse, şişeledikleri Türkiye’nin menba suları başta olmak üzere, sigaralarının yanında, gazlı-renkli meşrubatlarına ilaveten, “köftecilerinden” başlamalı…

Hem de, insan sağlığına verdiği zararlardan bir kelimecik dahi olsun hiç bahsetmeksizin…

Beka savaşımız bunu emretmeli, haliyle Başkomutanları da… 

Gelelim ilk mektepli küçük hanımın muaşeret derslerine…

Küçükhanımefendi bir “Temel”e takılmış. Temel diyesiymiş ki, “Üretmeyen ekonomi iflas etmeye mahkumdur”…

Bu bir kaziyedir ve kaziyeler, şartlara bağlı olarak hem doğrudur, hem de bir yanlışı ifade edebilir. “İflasa mahkumiyet”, yalın haliyle doğrudur. Üretmediğinde satış da olmayacağından, kesinlikle batarsın. Lakin, üretmediğinde ahbab çavuş ilişkisiyle devletten alınan kredi, çıkarılan umumi bir af ile silinip gittiğinde, iflas beklentisi bayrama dönüşebilir… 

Hem sonra, kim bu “Temel”? Anladık ki, Saadet Partisi’nin Genel Başkanı imiş. Seçimlerde CHP ile dostluk kurduğu için, küçük hanımefendinin gözünde, hain bir şeytan…

Haklarında söz edilen kişiler, yalın olarak ön isimleriyle anılmazlar. Ya soyadı ile birlikte “Temel Karamollaoğlu” diyeceksin ya da sadece soy ismiyle anacaksın. “Karamollaoğlu” gibi… 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle