--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ayrışmanın faydaları...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Bazı açıkgözler hacmini arttırmak için yağa su katarlar, süte kattıkları gibi. Yağcıların başarı şansı sütçülere nispet düşüktür, hemen hemen sıfır gibi. Çünkü yağ suyla birleşmez ve hemen ayrılınca, sakanın da foyası ortaya çıkar...

Bizim büyüklerimiz de isterler ki, toplum, içine su katılmış süte benzesin.  Amma, zaman zaman sütün de su ile haklı haksız tepişmesi oluyor, unutmayalım...

Yönetici büyüklerimiz bu tepişmeleri anlayışla karşılıyorlar ve diyorlar ki, “Biz bir mozaik toplumuz, kürdüyle türküyle, bedevisi ve medenisiyle bütünlük arzediyoruz. Hiç birimizin bir diğerimize nisbet üstünlüğü yok ve taslaması da gereksiz. Sarılın bakayım kardeşçesine birbirinize”...

Gel velakin politika bu, şişede durduğu gibi durmuyor, durduramıyorsunuz... Cin, şişeden çıkmaya görsün,  milleti birbirlerine paralel çizgiler halinde derinlemesine yarıyorlar...

Son yarmada yaranlar, hükümet ehli idi ve bölüşüm dağıtım kararlarının sorumluluğunu üstlenmiş yetkili kuruldu. Tedavül piyasasının hak ediş sertifikalarını imza yetkisi bunların elinde olduğundan, eski türkçe konuşursak, ambardaki bal kavanozlarını bunlar muhafaza ediyor idiler.

Romancının  biri kitabına isim koymuş, “Aşk aşk, sen her şeye kadirsin”. Yanlış da değil yani. Bal kavanozunu muhafaza aşkı, son tahlilde epeyi  artık bırakan bir meslek ki, insanlar mesleğin ön gördüğü yaş sınırına gelince, istiyor, arzuluyor, ihtiras ateşiyle başlıyor kavrulmaya;

Neyimiz eksik len, bizim başımız kel mi?.. Nerede kaldı mozaik ruh !..

Söylendiğine göre mozaik ruh yurdun dört bir tezgahında  başlayıvermiş sakal bıyık tıraşına...

Kavanozlaşabilmek için, hali hazırdaki eli kavanozluları  bir şekilde kündeye yatırıp tuşa getirecekler...

Paralel paralel dedikleri paralel ayrışması da buradan çıkıyor...

Oldukça derin, hırslı ve kindar bir ayrışma bu. Dolayısıyle mozaik felsefesinin hoşgörü perdesi altında öpüşüp, sarılıp, kucaklaşmayla üstesinden gelinebilecek bir düşmanlık değil...

Şimdilerde düşman taraflar savaştan galip çıkmak için birbirlerinin can alıcı yumuşak yanlarını kolluyorlar. Böyle olunca, millet de bu vesileyle büyüklerimizin kavanoz aşkıyla saçı bitmedik yetimlerden saklanmış ayıplarını, yanlışlarını, suç ve günahlarını duyup işitmiş olacak...

Politika, demiştik; bütün, sevgi, muhabbet, aşk meşk ve düşmanlık, yağcılık ve hinoğluhinlikler daima kısa süreli oluyorlar. Birbirlerinin suratlarına tükürenler, üç gün sonra zamanın ve şartların değişmesiyle birbirlerine karşı gülbe şeker...

Bakarsınız yarın bir maden ruhsatı ya da taş ocağı işletme imtiyazı gibisinden küçük büyük hesaplar cin ile birlikte şişenin içine girdiğinde, ortalıkta ne paralel masalı kalır ne de mustatil hikayesi...

Sorulmasa da söylemiş olayım, 

Bana faydası olmayan kilisenin papazına takılmaktansa, SGK’ya  takılmak daha uyandırıcı gibime geliyor.

SGK dünkü günlerde yeni bir karar almış ve vakıf hastanelerine giden güvenceli vatandaşların ödeyecekleri katkı paylarını yüzde ikiyüzlere mıhlamış...

Haydi fazla düşünmeyin derin derin, en azından daha altı ay, gaza beze ve tuza zam yokmuş. Helal olsun bizim;

Dik dörtgen’cilere...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle