--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ayırımcılık değildir, sanırım...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Vakıfbank emeklisi bir vatandaşımızın mektubudur.

Reisicumhurumuzun 24 Haziran seçimleri öncesinde vaad buyurduğu emeklilere dini bayramlar öncesinde biner lira ikramiye ödenmesine dair kanuni düzenleme sadece SGK’dan emekli maaşı alanları kapsadığı, banka emekli sandıkları gibi sair sandıklardan emekli maaşı alanları kapsamadığı için bir okurumuz mağduriyetlerinden haberdar olmasını teminen reisicumhurumuzun bizzat kendisine hitaben aşağıdaki dilekçeyi 24 Temmuz 2018 tarihinde yazıyor ve CİMER kanalı ile gönderiyor.

“T.C. Cumhurbaşkanlığı Yüce Makamı’na,

Cumhurbaşkanımız Muhterem Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye,

Muhterem Cumhurbaşkanım öncelikle 24/06/2018 tarihinde yapılan seçimlerdeki başarınızdan ötürü tebrik eder, emeklilere dini bayramlarımızda biner lira ikramiye ödenmesi uygulamasını başlattığınız için de şükranlarımı sunarım.

Malumunuz olduğu üzere 18.05.2018 tarihli RG’de yayımlanan 7143 sayılı Kanunun ilgili hükmüne göre SGK tarafından kendi emeklilerine bayram ikramiyesi ödemesi yapılacak olup bu ödemeler de Hazine tarafından karşılanacaktır.

Emeklilere ikramiye ödenmesi hususu banka özel sandıklarının inisiyatiflerine bırakıldığından bazı sandıklar emeklilerine bayram ikramiyesini ödemezken Vakıfbank Emekli Sandığı Vakfı konuya dair yaptığı açıklamada SGK’nın olumsuz mütalâasına rağmen Ramazan Bayramı için emeklilere biner lira ikramiye ödeneceği bildirilmiştir. Ancak müteakip dini bayramlarda da bu ödemenin düzenli bir şekilde devam edeceği kesin değildir.

Muhterem Cumhurbaşkanım,

Mübarek Kurban Bayramına sayılı günler kalmış bulunmaktadır. Bu nedenle Vakıfbank emeklilerinin de dini bayramlarda biner lira ikramiye alabilmelerini ve tüm tereddütlerin bertaraf edilebilmesini teminen konuya tavassutlarınızı arz ederim.

Hürmetlerimle,”

Ben CİMER aracılığı ile direkt olarak Reisicumhurumuzun şahsına yollanan dilekçelerin vakit bulduklarında kendileri tarafından bizzat okunduğunu düşünüyordum. Her ne kadar Vakıfbank Emekli Sandığı Ramazan Bayramı öncesinde maliyetini kendi bünyesinden karşılayarak emeklilerine ikramiye ödemesi yapmışsa da müteakip dini bayramlarda da bu ödemenin yapılacağı kesinlik kazanmadığından, Reisicumhurumuzun özellikle bir kamu bankası niteliğindeki T.Vakıflar Bankası Emekli Sandığından maaş alan emekliler ile diğer sandık emeklilerinin mağduriyetlerinden bu dilekçemiz sayesinde haberdar olur ve devlet bankası olan Vakıfbank emeklileri ve mümkün ise diğer banka sandıkları emeklileri için ek bir düzenleme yapılması talimatını verir ve tereddütler ortadan kesin biçimde kaldırılır diye umuyordum.

Lâkin direkt olarak Reisicumhurumuzun kendisine hitaben yazılmış olsa da CİMER’e yollanan dilekçelerin meğer Reisicumhurumuza arzı söz konusu değilmiş. Bir diğer ifade ile Reisicumhurumuzun kendisine hitaben yazılmış olsa da yazılan her dilekçeden Reisicumhurumuzun haberdar olması, söz konusu değilmiş. Yazdığım dilekçe CİMER bürokrasisi ya da CİMER duvarı tarafından SGK’nın Bağımsız ve Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığına yollanıyor ve oradan da CİMER’e aşağıdaki cevabi mesaj gönderiliyor:

“5510 sayılı Kanunun Ek 18’inci maddesine göre;

-Kurumca bu Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, ödemenin yapılacağı tarihte gelir ve aylık alma şartıyla, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramında 1.000’er TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir. Bu nedenle talebiniz hakkında yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır, ilgili banka sandığınıza müracaatınız.”

Metinde de görüldüğü gibi benim dilekçemde belirttiğim kanun metni bana aynen geri yollanıyor. Cevabi metnin son cümlesine dikkat ediniz: “İlgili banka sandığına müracaatınız”. Oysa nezaket gereği “ilgili banka sandığına müracaat etmeniz gerekmektedir” şeklinde bir ifade kullanılması gerekmez midir? SCK’nın verdiği cevapta “yallah başka kapıya” dercesine bir üslup kullanması ayrıca hiç de şık değildir.

Akademik unvanlı bir dostumuz bir konuda görüşünü almak isteyen Sayın Cumhurbaşkanımızın davetine icabet ederek kendisi ile görüşüyor. Bu dostumuz bilahare bana: “Abi cumhurbaşkanımızın etrafında öyle bir duvar var ki o duvarı aşıp da kendisi ile görüşebilmek hemen hemen imkânsız. O duvarı oluşturanlar kraldan çok daha kralcı, farklı bir fikir asla kabul edilmiyor” demiş idi. Dostumuzun tespitinin ne kadar doğru olduğunu bu vesile ile daha iyi anlamış oldum.

Muhterem Cumhurbaşkanımızın bizzat şahsına yazmış olduğum dilekçemin dostumuzun kastettiği bu duvara tosladığından, kendisinin dilekçemizden haberdar olmadığı muhakkak. Kendisini dilekçemizden haberdar ederek endişemizi ve sıkıntımızı zat-ı âlilerine duyurabilmek için bize de başka yollar bulmak kalınca size yazmak ve sıkıntımızı köşenizde dile getirmenizi talep etmek aklımıza geldi.

Atilla Bey, konuya göstereceğiniz ilgiye peşinen teşekkür eder hayırlı günler dilerim.

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle