--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Asansörle başlayalım...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Asansörlü cinayette inşaat sahibi hakkındaki ilk kanaat raporu olumlu düzenlenmiş. Savcılıkça Torunlar hakkında soruşturmayı gerektirecek bir husus görülmemiş...

Sabah akşam görev gereği Sarıyer Kilyos kıyılarına giderken mahalleden komşularımdan bir bahriyelinin eteğine yapışır, Topkapı’dan Sarıyer’e kadar onun istifade ettiği servis aracından faydalanırdım...

Onların araba içi arkadaş çevresi konuşmalarından kulağımda kalan düşündürücü teressübata göre, “zenginler arabalarını dağdan taştan aşırırken, fukaralar düz yollarında şaşırır” imişler...

Soma’da da böyle olmamış mıydı?...

Bursa’daki bir mahalle komşum, aklı epeyi şeylere eriyor amma gücü yetmediğinden yoksulluk çemberinden bir türlü dışarıya çıkamıyor. Kendisi tekstil sektöründe bir dokuma işçisi... Komşularımın ve dostlarımın hemen hepsi de bu sektörün amele seviyesindeki kıdemli uzman işçileri...

Bu kardeşimiz ayni sektörün değişik firmalarına uzun yıllarını kiralamış. Şu gerçeği hükümet ricaliyle parlamento elemanlarından, yani halkın temsilcilerinden duyup işitmeyeni, görüp de bilmeyeni, bir tek kişi dahi olsun  yoktur.  O gerçek de şu:

İmalat sanayinin emek yoğun iki kalabalık ve yaygın ana  sektöründen birisi gıda diğeri de tekstil sanayiidir...

Bu sektörlerde çalışan işçilerin günlük mesaileri kanuni sınırlarını aşar. Fazla mesaileri muhasebeciler tarafından sermaye lehine tırtıklanır. Tırtıklanmadığında da muhasebenin kafası tırmıklanır. Hafta ve bayram tatilleri kısaltılır ve bazılarınca da temelinden yok sayılır. İşçi sirkülasyonuna tam gaz verilen bu sektörlerde  kıdem tazminatları, yıllık bilanço kayıtları arasında usulünce örtülere sarılarak oto finansman bölümüne aktarılır. Vs, vs, gibi daha nice ince hesaplar...

Bu arkadaşımız da gününü saatini hesaplamış, SSK’nın Bursa’daki ilgili danışmanlarına hesabını kontrol ettirmiş ve emekli olma hakkının sahibi olduğu tebeyyün edince, vermiş dilekçesini işvereninin eline...

Sıra gelmiş kıdem tazminatı ile manevi değeri de bulunan özlük hakları tertibinden maddi alacaklarının tahsiline...

Hesap kitap yapılmış ve işçinin hak edilmiş alacağı, usulü dairesince patronun bilgisine sunulmuş..

Takım tezgah sahibi olup fabrikasının patronu, bu talebi kabul etmeyip işçinin darlık zamanlarının istismarına yönelerek “gel yarısında fitleşelim” teklifiyle isteği geri çevirmiş.

Yapılacak iş nedir?... Kanun yoluna  başvurmak...

O da yerine getirilmiş ve hakim de kararını işçinin, emeğini sermaye sahibinin sağlık sıhhat ve mutluluğu uğruna harcayan emekçinin lehine kararını vermiş...

Kanun yolu haklar yoludur ya, borçluluğu yerel mahkemece sabit görülen bay patron, bu yollardan temyiz yolunu kullanmak istemiş ve kullanmış da...

İki yıl oluyor yüksek mahkemeden ne bir ses ne bir nefes...

Asansörün kayışlarındaki çapaklar patron lehine onbeş günde temizleniverdi. Hadise büyüktü, Türkiye tüm dünyaya karşı rezil olmuştu ve birikim de dünyanın sayılı birikimlerinden biriydi, falan filan...

Bursalı işçi komşum ise, kendine benzeyen binlercesinin içinde küçücük bir tekil kişi. Ne duyanı var ne işiteni. Ne de görüp kafasını çevireni. Hakkı olan üç beş bin lirayı üç senedir alamaz, yüksek mahkeme de dosyasını raftan indirip, müsbet menfi, meseleyi halledemez, ya da etmez...

Diyorlar ki hükümete muhalefet edenler, “yargı da siyasallaştı”... Eğer öyle ise, Çalışma ve Adalet Bakanlarından rica edelim. Siyasi güçlerini kullansınlar, şu gariban işçinin yarasını sardırsınlar...

Ne çare, “kuvvetler ayırımı prensibi” araya girecek ve bakanlarımız da bu konuda sessizliği yeğliyecekler. Çünkü, kahramanımız, düz yolunun şaşkını...

Amma bir umud işte, eğer ilgilenmeye değer bulduklarında, kahramanımızla ilgili detaylar elimizdedir, saygılarımızla sunarız...

 
 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle