Amerika’yı kim buldu..?
Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan bir lâf attı ortaya yer yerinden oynadı.
Amerika’yı kimler keşfetmiş. Hıristiyanlar mı, Müslümanlar mı? Tayyip Beye göre Müslümanlar. Hatta Türkiye’de bile kaşif olarak tanıtılan Colomb, Amerika’da karaya ayak bastığında gözüne ilk çarpan obje, dağların tepesindeki bir cami motifiymiş...
Gerçek olabileceği gibi, olmayabilir de...
•
Ahmet Davutoğlu, Başbakan; Küçükömer armağanında yer alan bir makalesinde Tayyip Erdoğan’ın Amerika’nın keşfiyle ilgili sözlerini makaraya saran Beyazların beslenme damarlarına atıfta bulunuyor...
“Siyasi Düşünce Tarihi dersinde, Hıristiyan bir aziz olan Saint Augustine’i ya da Saint Thomas Aguinas’ı okuttuğumuzda, bilimsel ve seküler bir eğitim yapmış olurken, görüşleriyle Aguinas’ı etkilemiş olan İmam-ı Gazali’yi de programa eklersek, irticai bir suç işlemiş olabiliriz”...
İrtidat denizine atılarak Colomb çapasına tutunmuş, makaracıların Devlet Başkanı’nı kumpasa alma küstahlığına kalkışanlar, mahalle farklarına itibar etmeksizin bir bakıverir, bilâ istisna hemen hepsi, diplomatları itibarıyle Saint Thomas Aguinas’ı okuyarak yetişmiş olmalarına karşın, Davutoğlu’nun dediği gibi, hocasından bihaberdirler.
“Batı Medeniyet Tarihinin ürünü olan “Saint” kavramı yerleşik seküler eğitim paradigmasınca içselleştirilirken, “imam” kavramı dini bir çerçevede ele alınarak dışlanmaktadır. Modern zaman için de durum farklı değildir. Siyasi Düşünce Tarihinde Hegel ve Marx okutulurken, Ahmet Cevdet Paşa ya da Namık Kemal’e atıf dahi yapılamamaktadır. Seküler Batı kültüründe mündemiç olan Hıristiyan unsur bilimsel olarak algılanırken, Batı dışı toplumların kültürleri parçalanmaya maruz kalmaktadır. Batı dışı kültür havzalarından önemli düşünürler olarak Konfiçyüz ya da Gandi’yi okutmak anlamsız, Gazali veya İbni Rüşd’ü okutmak ise neredeyse suç görülürken, seküler paradigmanın parçası haline gelmiş Hıristiyani unsurlar Batı dışı toplumlara, bilimsel çerçeve içinde sunulmakta ve yeni kimlik çatışmaları doğmaktadır.”
•
Devlet Başkanları “Amerika’yı kim keşfetti?” sualine cevap arayışları içinde Müslümanları zikrederken, öldüklerinde cenazelerinin musalladan kaldırılacakları kesin Beyaz Türklerin yetişme tarzı itibarıyle, kendisini makaraya almaları, rejimin politik fıtratına muhakkak ki uygundur. Buna ne şüphe...
Bırakalım İmam Gazali, Ahmet Cevdet Paşa ve İbni Rüşd’leri makaraya saran küstahları bir yana; Bizim Mahallenin rant düşkünü kurnaz beyazlara has eğitim alarak beyazlanmış fırsatçı politika çaylaklarının, Allah’ın kitabındaki “Bakara” suresini kukaralanmış makaralarına dolama ahlâksızlıklarını nereye koyup ne yapalım...
•
Nereye koyacağımızı şaşırdığımız o kadar çok özne ve levazımat var ki, sorma gitsin.
Meclis Tahkikat Encümeni’nin dörtlü kare hakkında hazırladığı raporun kamunun bilgisine basın yoluyla açıklanmasına yasak konulmuş. Öznelerin özel hayatları etkilenmesin, asılsız olması ihtimal iftiralarla itibarları lekelenmesin diye, mahkemece koruma altına alınmış. Anlaşılan benim şahsen inanmadığım demokrasinin gerçekten makaralık bir illüzyon olduğuna inanmayan kimse kalmamış.
Baksanıza, bizim Serdar Arseven bile makaracıymış da haberimiz yok. Diyor ki;
“Amerika’yı yeniden keşfe gerek yok. Üstelik Amerika’yı keşfetmiş bir ecdadımız var.”
Yok be Serdar... Bizimkiler kaşif değil mucid. Bulunan da, Amerika değil ABD...


