--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ah ulan, kahpe korona…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
6

Dünyanın altını üstüne çıkaran Korona’nın ettiklerine bir bakalım. Binlerce insanın sadece nefesini tıkamakla kalmamış. Bursaspor Kulübü işçilerinin de nafakalarına el koydurmuş.

Bursaspor Kulübü Derneği, valiliğe müracaat ederek yardım toplama izni istemiş. 

Covit 19 salgını nedeniyle ülkemizin geçtiği olağanüstü dönem tüm spor kulüplerini etkilediği gibi, Bursaspor Kulübü Derneğini de etkilemiş olup, TFF tarafından lig maçlarına ara verilmesi nedeniyle gelir-gider dengemiz tamamen bozulmuştur. Bunun bir yansıması olarak kulübümüzün çalışan personeline de maaş ödemesi yapılamamaktadır. Daha bir süre de yapılabileceği görülmemektedir.

Çalışanlarımızın mağdur olmaması için, genel kurul üyelerimizden oluşan bir kurul, personel maaşlarının ödenmesi için bir kampanya düzenlemiş ve tarafımızdan da uygun görülmüştür” denilerek, dernek mührü basılmış ve başkanı tarafından imzalanarak vilayete arz edilmiş.

Kampanya iki ay ömürlü olacak ve hasılat sadece, “altı aydır ücretleri ödenmeyen işçilerin” alacaklarına harcanacakmış. Kampanyanın resmen başlaması durumunda halkın destekleyeceği de, kesin imiş…

Futbol, spor olmaktan çıktı, mesleğe dönüştü. Kulüpler, ticari şirkete çevrildi. Futbol, spor olarak revaç görürken, kumar tutkunları için yatırım alanı oldu. Yıllardır birinci kümede top koşturtan kulüpler, ticari ya da sınai tanınmış holdinglerin isimleriyle birlikte, ortak isimli oldular..

Bilfarz, eski Vezir Spor, şimdi olmuş, “Sabuncuzadeler Vezir Futbol”.. 

   

Bursaspor’un kimliği, pozisyonu ve fonksiyonu nedir. Sahiplenildiyse, sahibi kim?..

Ticari bir şirket ise, işçilerinin bir sendikayla bağlantısı bulunur. Sahiplenilmiş ise, işverenleri, işçilerinin ücretlerini ödemek yerine, işleterek kul hakkını yiyor demektir.. Bu hal, devletin güçsüzlüğünden mi, yoksa bu şirket, devletin sahibi mi?

Yok, hâlâ Bursa Belediyesinin gözünün nuru, biricik sevgili evladıysa, diyecek bir şey yok. Kulüp ya da kendi kendini idare edecek olan derneğinin kasası var, kasadarları, yöneticileri ve maslahatgüzarları, amatör ve profesyonel amigolarına ilaveten en tepelerinde de yetkili ve sorumlu başkanları var. İpin ucunu kim kaçırmış. Hiç arayıp sorulmuyor mu?..

Neden, kimden korkuyorlar, ya da utanıyorlar?..

Bursaspor Dernek Başkanlığınca, kulüp işçilerinin ödenmeyen/ödenemeyen ücretleri için yönetim kurulundan üç kişilik bir heyetin Bursa halkından yardım toplaması için valilikten izin istenmesi, ciddiyetine sahip toplumlarda intihar gerekçesi olmalı…

Bu arada, futbol dünyasında cümle kulüplerin bütçeleri, dünden gelen ve Koronadan bağımsız ve de yedi sülaleleri el verse kolay kolay tamir edilemeyecek derecede ağır yaralı..

İşin en kötü ve dar gelirlinin aleyhine çirkin yanı, memleketin tepesinden tabanına insanların bu kulüplere sevdalı olmaları. Mebuslar, vekiller, hurda kâğıt toplayıcıları, paşalar, genel müdürler, minibüsçüler, belediye temizlik elemanları, kabaca seksen milyonun kalbinde hep bunlardan birisi. Devlet Başkanlarının kalbinde de, sanırız hem de sandalyesiyle birlikte, Fenerbahçe…

Adına spor kulübü denilen ticari gol şirketleri, yarın bir memleket dolusu amigolarının demokratik desteğine umutlanarak, Ankara’ya hal arzına gidip de, fakra düşmüş kulüpleri için Kampanya’dan yardım istemeye kalkışırlarsa, kampanya eminleri ne yapacaklar?..

Hayra koşanlar, “peki” dediklerinde, şer çukuruna düşmüş olmazlar mı?

Hafazanallah… 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ramazan güngör

18 Nisan 2020 13:21

'Biz o sene pek çok garip durum gördük. Yine o sene Taifte veba salgını oldu. Receb’in başından Ramazan’ın başına kadar her eve veba girmişti. Bu olay, kesin olarak beş yüz doksan dokuz yılında gerçekleşti. Onlara ulaşan vebanın alameti, beş gün geçmezden ölmekti. Beş günü aşan ise, ölmüyordu. Mekke Taiflilerle dolmuş, evlerinin kapıları açık, yurtları başıboş, hayvanları meralarda bırakılmıştı. Bu esnada bir yolcu onların bölgesinden geçerken yemeklerinden veya elbiselerinden ya da hayvanlarından birisini alsa -ki bir koruyucu yoktuveba ona da bulaşırdı. Oradan geçerken bir şey almazsa, vebadan kurtulurdu. Allah, böylece o süre zarfında geride kalanlar ve varisleri için mallarını korumuştu. Tövbe etmişler ve o sene kızlara varis olmuşlardı. Aralarındaki fitneler sakinleşmiş, Allah da onları bu beladan kurtarmıştır. Belayı kaldırdığında ve emniyete kavuştuklarında ve güven hali uzayınca, tekrar yüz çevirmişlerdi.'...

Ferruh

16 Nisan 2020 12:42

Bir sürü futbol kulüplerine ne gerek vardı, elzem miydi bunlar? Üretime zerre kadar katkıları yok. İşin yoksa hazineden bazılarının zevk, eğlence ve şamatalarina para aktar. Futbol filan gereksiz artık, tarihi çöplüğe atılmak üzere, bu alana yatırım yapmak paraları çöpe atmak

Lülfen anlayarak okuyun

16 Nisan 2020 12:06

105. Ey iman edenler! (İyiliği emredip kötülüğü önlemede) kendiniz için üzerinize düşene bakın. Siz (bu görevi de îfâ ederek Allah’ın gösterdiği) doğru yolda olduğunuz zaman, artık sapanlar(ın günahı) size zarar vermez. Hepinizin dönüşü ancak Allah’adır. O size yaptıklarınızı haber verecektir. Hz. Ebû Bekir bir hutbesinde bu konu ile ilgili olarak; “Siz bu âyeti okuyor fakat yanlış tevil ediyorsunuz. Yani iyiliği emredip kötülüğü önleme görevini yapmadan, herkes yalnız kendisinden sorumlu, anlamı veriyorsunuz. Ben Allah Resûlü’nün şöyle dediğini işittim: ‘İnsanlar kötülüğü görüp de onu önlemeye çalışmaz (göz yumar)larsa Allah onlara azabı yaygınlaştırır/yaygın bir azap gönderir.” buyurmuştur. Kötü şeyleri önlememekte durum böyle olursa haram şeylere ve haram işlenen yerlere izin verilmesinin durum ve sonucundan çok korkmak lazımdır.2 Mâide Sûresi / 105.Ayet

İstanbul

16 Nisan 2020 11:57

Sayın yazar bızlerı salda golu ve mahvedılen ucak pıstıylede ilgılı ne duşunuyırsunuz aydınlatın

hüseyin

16 Nisan 2020 10:02

Mustafa Balbay, bugünkü yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'na açık mektupla seslendi. Mektubunda Erdoğan’a “En büyük medya patronu sizsiniz” diyen Balbay, “saray”ın ise “devlet içinde devlet”e dönüştüğünü savundu.Balbay’ın mektubunun satırbaşları: Dünyada medya ile kavga ederek ayakta kalmayı başarmış bir lider yoktur. Aslında en büyük medya patronu sizsiniz. Pek çok yayın organı bakımından patron ataması Saray’da ve aile içinde yapılıyor. Arta kalan yüzde 5-10 oranındaki “muhalif medyayı” virüse benzettiniz.“Ülkemiz medya ve siyaset virüslerinden kurtulacak” sözünüz, böyle bir dönemde bile önceliği ortak paydalara vermediğinizi, vermeyeceğinizi gösteriyor. Sizin için “birlik beraberlik”, AKP yelpazesi içinde olması gereken bir şey. Ama bakın o da olmuyor!Meclis’te ayrı bir koalisyon var, AKP-MHP çıkar ortaklığı devam ediyor...Hükümette ayrı koalisyon var, Soylu olayı bunu da ayrıca su yüzüne çıkardı…SARAY DEVLET İÇİNDE DEVLET OLDUSaray’daki yapı ise devletin öteki kurumları üzerinde ayrı bir otorite kurarak, sizin de sözünü ettiğiniz “devlet içinde devlet” olma yolunda devam ediyor. Örneğin pek çok bakanlık, “talimatı” bakandan değil, Saray’daki sizin memurlardan alıyor. Bakan sonradan duyuyor. Kaynak Yeniçağ: Mustafa Balbay

kehanet

16 Nisan 2020 06:37

hocam başlık isyan ... olmuş 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle