Ah bu muhtevaların gözü kör olsun…
Bakkal reçeliyle renkli renksiz gazozların aynı familyadan olduğuna inanır mısınız… Tahin helvasıyla peti bör bisküvilerin arasında da fark yoktur. Bendeniz derim ki, haddim olmayarak tabii, sigara tiryakiliği bu vatana ve insanlarına ihanettir…
Bunların hepsi de helalinden haller ve nesneler. Sigara tiryakiliği için birkaç gram tereddüt belirse de, kesin kes haram olduğunu fetvalayanımız yok. Bundan kellidir ki, sakallı sakalsız, tesbihli tesbihsiz, hacıbabalarla genç ihvanlar parmaklarındaki sigaranın dumanını burun deliklerinden fışkırtmakta birbirlerinden geri kalmıyorlar…
Gazozların, renkli renksiz, yerli yersiz gazlı meşrubatın muhteviyat listesine baktığınızda, rafine mısır ile tatlandırılmış olduğunu okuyacaksınız. Gazını tuzunu bir kenara atın, sırf bu mısırından ötürü bunların hem köylümüzün pancar tarımıyla birlikte hayvancılığı, hem insanlarımızın ruh ve beden sağlığı, hem de kamu bütçesinin sağlık harcamaları üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkileri bakımından zararı aşikardır.
Durduk yerde hükümet ve devlet niye obeziteyle savaşa kalkışıyor, niye insanların gazlı tuzlu içeceklerine kamu spotlarıyla burnunu sokuyor, hakkı var mı…
Süt, peynir ve yoğurt helal midir haram mı. Bakınız bu konu daha da karmaşık. Reçelin kavanozunda ve bisküvitin de paketlerinde belirtiliyor bunların tat kaynakları. Fakat bu kaynaklar karanlık. Amma bir gerçek var ki, o da şudur. Bütün besicilerin ortak yakınmaları yem fiyatlarındaki pahalılıktır… Hayvan yeminin ana girdisi, mısır. Hani şu renkli renksiz, yerli yabancı gazlı meşrubatın tatlandırılmasında kullanılan mısır…
Buyurun, isterseniz helalinden olmak kaydıyle bol bol süt için. Ben içiyorum. Amma hangi sermaye grubunun sütüyle peynirinde diğerlerine nisbet muhteva farklılığı bulunmaktadır, bilmiyorum. Siz bilebiliyor musunuz…
¥
Teknoloji geliştikçe Türkiye’de Müslüman olmanın ve Müslüman gibi yaşamanın şartları ağırlaşıyor muhtemeldir ki imkansızlaşmaya doğru da gidiyor. Peygamberimiz Efendimiz “Hepiniz çobansınız” derken kimlere hitap ediyor. Sanırım insanları çekip çeviren, onları eğiterek doğru yolu gösterenler ima ediliyor. Bakanlar, Başbakanlar, devlet başkanları, sendika ağaları, imam ve muhtarlarla, cemaat liderleri.
Siyaseten çobanlık yapanlar, siyasetlerinin finansmanına katkıda bulunanlara karşı seslerini çıkaramıyorlar, bunlara karşı “hop” demek, siyasetçi için bindiği dalı kesmek demektir. Sendika ağaları işçi sınıfının hak ve hukukunu koruyamadığına ve bizim de haddimize düşmediğine göre, paranın insanlara tanrılık ettiği yaşadığımız şu çağımızda, başka sorumlu ve yetkili kalmadığına göre, Müslüman olarak hayata tutunabilmeyi kolaylaştırma görevi cemaat liderlerine düşer…
Bunlar ortaya çıkmalı… Nasıl ki, “ruhsat verilmiştir erkekler hanımlarını dörde kadar katlayabilir” diyebiliyorlarsa, kıtlık bastırdığında da ölmeyecek kadar domuz ruhsatına yapışarak, sütün içilebilirliğiyle peynirlerin de rahatlıkla sindirebilirliğini, açıkça fetvalamalıdırlar…
Bakkal reçelleriyle bisküvitlerin ve dahi glikozlu fruktozlu tahin helvalarının helalliğini açıkça haykırabilmeli…
Sigara tiryakiliğinin niye vatana ihanet olduğunu da lütfen sizler kendi idrak gücünüzle kendiniz bulmaya çalışın. Bizden paso…
¥
Peygamberimiz şişmanlığı tasvip etmiyor. Niye acaba diye düşünürdüm. Korsan dolmuşçuluk yaparken eski amerikan malı büyük arabaları kullandığımızda, arkayı dörtlerdik. Arkaya şişmanın biri bindiğinde oraya dördüncüyü alamazdık. İşte o zaman idrak edebildim, niye şişmanlığı tasvip etmediğini, Güzel Peygamberimizin. Şişmanlık, çok veçheli bir sosyal hastalık… Mısır şekeri yüklü bakkal reçelleriyle gazlı tuzlu meşrubat da bu belanın başbelası. Obeziteyle savaş bu bela ile savaşmaktır, unutmayalım…
Ah bu muhtevalar yok mu, hepsinin gözleri kör olsun...


