182’den yakınmamdır…
29 Temmuz 2013’de Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne gittim. Z-6 odaya yönlendirildim. Problemli dişimle ilgili tıbbi işlemler hastane şartlarını gerektiriyormuş. Z-6’nın görevli doktoru, 182 üzerinden Şevket Yılmaz Hastanesi Diş Bölümünden randevu talebinde bulunmamı istedi…
Aynı gün, 182’i aradım ve durumu bildirdim. Şevket Yılmaz Hastanesi Diş bölümü doktorlarının Ağustos 16’ya kadar dolu yani meşgul oldukları söylenildi. 182’in elindeki ekranlı makinelerin onbeş gün sonrası için tarih tesbit yeteneği bulunmadığından, 182’ye yaptığım bu müracaatımı 1 Ağustos 2013 saat 24.00’den sonra bir kez daha tekrarlamam emredildi…
•
Yıllar önceydi, hesaplamalara göre Türkiye’nin o günlerin İtalya’sının gelişmişlik seviyesine erişebilmesi için 20 yıl gerekiyordu. İtalya ise, bu süre içerisinde bulunduğu pozisyonunda çakılarak sabit kalmayacağından, aramızdaki açıklık 20 yıl sonrasında da varlığını koruyacaktı ve öyle de oldu…
•
Sağlık Bakanlığı randevu Merkezi 182 tarafından verilen emirlere uyarak müracaatımı 1 Ağustos 2013 tarihinde tekrarladığımı düşünelim. 182’nin ekranlarında ‘16 Ağustos’tan sonra kendilerine vazife verilebilir’ görünen doktorların, müracaatımı yenileyeceğim 1 Ağustos’a kadar o pozisyonda kalamıyacakları da kesindi. Bu süre içerisinde yeniden vazife yükleneceklerinden, serbest kalacakları tahmin edilen tarihler de mutlaka ileriye kayacaktı…
Aynen Türkiye ile İtalya arasındaki gelişmişlik açığının kendini yeniden yeniden sürekli ürettiği ve üreteceği gibi…
Kısacası, tanrı emri gereğince, Şevket Yılmaz’ın diş doktorları sürekli meşgul, gün isteyen hastalar da sürekli beklemede…
Bu durumda da, elindeki ekranlı makinelerin teknolojik yetersizliğinin yanında, Şevket Yılmaz Hastanesi Diş bölümü’ndeki personel azlığı ve bunlara ilaveten sürekli artan hasta nüfus gerçeği karşısında, 182 ile aramızdaki devlet vatandaş nitelikli ilişkimiz de bir türlü mutlu sona erişemiyecekti...
Ben haykırdıkça, devlet de beni ‘TOMA’layacaktı…
•
Bendeniz efendim Cavit Çağlar değilim. Uzan’lara bir mensubiyetim de yok ki, dünyanın tüm hastanelerinden arzu ettiğim sağlık sıhhat mallarını satın alabileyim. Hiç birini tanımadığım İstanbul ve Bursa mebuslarını kendime vekil tayin etmiş görüntüsünde ve diğer benzerleri gibi sıradan bir asil olmaktan öte, bir balta sahibi de olamadığım ve sayılmadığım için, Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nden elime tutuşturulan pusuladaki bulmacayı (sağlık sıhhat puzzle)ı çözemedim…
Ağustos ayını yarılayıp geçtik. Ağzımdaki, çenemdeki ve dişlerimin arasındaki şeytan bulmacası hâlâ çözülmeyi bekliyor.
Çözebilecek bir akıllı yiğit çıkarsa, kendilerine yönelik his ve duygularımı, ancak ve ancak, sıradan bir teşekkürle noktalayacağım…
Kamu menfaatine hadim bu köşeyi kendi şahsi meselem için işgal edişimden ötürü kimden af dileneceğini de bilemiyorum…
Aynı gün, 182’i aradım ve durumu bildirdim. Şevket Yılmaz Hastanesi Diş bölümü doktorlarının Ağustos 16’ya kadar dolu yani meşgul oldukları söylenildi. 182’in elindeki ekranlı makinelerin onbeş gün sonrası için tarih tesbit yeteneği bulunmadığından, 182’ye yaptığım bu müracaatımı 1 Ağustos 2013 saat 24.00’den sonra bir kez daha tekrarlamam emredildi…
•
Yıllar önceydi, hesaplamalara göre Türkiye’nin o günlerin İtalya’sının gelişmişlik seviyesine erişebilmesi için 20 yıl gerekiyordu. İtalya ise, bu süre içerisinde bulunduğu pozisyonunda çakılarak sabit kalmayacağından, aramızdaki açıklık 20 yıl sonrasında da varlığını koruyacaktı ve öyle de oldu…
•
Sağlık Bakanlığı randevu Merkezi 182 tarafından verilen emirlere uyarak müracaatımı 1 Ağustos 2013 tarihinde tekrarladığımı düşünelim. 182’nin ekranlarında ‘16 Ağustos’tan sonra kendilerine vazife verilebilir’ görünen doktorların, müracaatımı yenileyeceğim 1 Ağustos’a kadar o pozisyonda kalamıyacakları da kesindi. Bu süre içerisinde yeniden vazife yükleneceklerinden, serbest kalacakları tahmin edilen tarihler de mutlaka ileriye kayacaktı…
Aynen Türkiye ile İtalya arasındaki gelişmişlik açığının kendini yeniden yeniden sürekli ürettiği ve üreteceği gibi…
Kısacası, tanrı emri gereğince, Şevket Yılmaz’ın diş doktorları sürekli meşgul, gün isteyen hastalar da sürekli beklemede…
Bu durumda da, elindeki ekranlı makinelerin teknolojik yetersizliğinin yanında, Şevket Yılmaz Hastanesi Diş bölümü’ndeki personel azlığı ve bunlara ilaveten sürekli artan hasta nüfus gerçeği karşısında, 182 ile aramızdaki devlet vatandaş nitelikli ilişkimiz de bir türlü mutlu sona erişemiyecekti...
Ben haykırdıkça, devlet de beni ‘TOMA’layacaktı…
•
Bendeniz efendim Cavit Çağlar değilim. Uzan’lara bir mensubiyetim de yok ki, dünyanın tüm hastanelerinden arzu ettiğim sağlık sıhhat mallarını satın alabileyim. Hiç birini tanımadığım İstanbul ve Bursa mebuslarını kendime vekil tayin etmiş görüntüsünde ve diğer benzerleri gibi sıradan bir asil olmaktan öte, bir balta sahibi de olamadığım ve sayılmadığım için, Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nden elime tutuşturulan pusuladaki bulmacayı (sağlık sıhhat puzzle)ı çözemedim…
Ağustos ayını yarılayıp geçtik. Ağzımdaki, çenemdeki ve dişlerimin arasındaki şeytan bulmacası hâlâ çözülmeyi bekliyor.
Çözebilecek bir akıllı yiğit çıkarsa, kendilerine yönelik his ve duygularımı, ancak ve ancak, sıradan bir teşekkürle noktalayacağım…
Kamu menfaatine hadim bu köşeyi kendi şahsi meselem için işgal edişimden ötürü kimden af dileneceğini de bilemiyorum…


