16 milyon muslukla yola çıkmıştık, rotayı şaşırdık…
Uzmanların hesabına göre ekim ortalarında barajlarımızdaki bakiye su miktarının üç aylık olduğu belirtilmişti. Aradan geçen zaman dikkate alınırsa, depolar, hemen hemen bugün yarın tamamen boşalabilirdi…
Siyasi partiler; öncelikle devletin, milleti, vatanı ve çevresiyle birlikte iktisadi kaynaklarını, verimli bir şekilde çekip çevirmeye talip oluyorlar. Bu arada ana toprağın sınırları içinde dar bölgeler halinde yer alan mahalli organizasyonları da, seçimler yoluyla ve ayni amaçla kendi aralarında paylaşıyorlar…
Ana gövde, merkezi devlet olarak bir parti ya da ortaklığının yönetimindeyken, mahalli bölgeler dediğimiz büyük küçük belediyeler de ayni zaman süresinde değişik partiler tarafından devletin ana tüzüğüne uygun tarzda yönetilirler…
Günümüzün ana gövde anlamındaki T.C. Devleti, Tayyip Erdoğan’ın yetki ve sorumluluğundadır. Mahalli bölge organizasyonlarından birisi olan İstanbul Belediyesi de, İmamoğlu Ekrem tarafından çekilip çevriliyor…
Buraya kadar amacımız, beklenen on altı milyonluk musluk krizlerine İmamoğlu’nun dikkatlerini çekmekti…
Kısmet değilmiş…
•
Siyasi edep, adap, örf, mantık, usul ve geleneğe göre, merkezi devletle çevresinde sıralanmış mahalli iktidarlar, koca gövdenin emniyet ve istikrarında birbirlerini destekleyici işbirliğini amir iken, birbirleriyle düşmancasına siyaseten pençeleşiyorlar….
Birisi, kendisinin 16 milyon İstanbullunun sorumluluğunu sırtlanan belediye başkanı olarak İmamoğlu. Diğeriyse, milletiyle birlikte koca kadim bir devletin topyekûn mesuliyetini yüklenmiş Devlet Başkanı kimliğiyle, Tayyip Erdoğan….
Aralarındaki yıpranmaması gereken milli ve manevi hassasiyeti tahribe dönük bu zıtlaşmanın gazı nereden?
•
Yunanistan Dışişleri Bakanı, NOEL AYİNİ için geldiği İstanbul’da İmamoğlu ile birlikte Patrikhaneye gidiyorlar. İmamoğlu yönünden, yanında Yunanistan Dışişleri Bakanıyla birlikte şu noel gününde Ortodoks Patriğini tebrik ve ziyaret etmenin gururunu yaşayabilmek elbet kolay olmayabilir…
Yunanistan Dışişleri Bakanının, kendisini 16 milyon İstanbulluya umud kılan Ekrem İmamoğlu’nu, “Konstantinopol Belediye Başkanı” adıyla ve hem de bir noel gününde ve patrikhanede Patrik Efendiye takdim edişini hesaba kattığınızda, Kanal İstanbul karşıtlığının güc aldığı dayanak ortaya çıkar…
•
Siz bir devletin dışişleri bakanısınız. Şartların uygunluğunda, kral bile olabilirsiniz. Dünya alemini dolaşabilir, vazife ile gittiğiniz gibi davetlere de icabet edebilirsiniz. Aynen sivil hayatta hane halklarının kendi semtlerinde eş, dost ve akraba ziyaretlerine çıkabilecekleri gibi…
Edebiyle, saygı ile ve sululaşmaksızın. Başkalarının kurulu düzenlerine, unvanlarına ve zevk tercihlerine karışmaksızın. Kuyruğunuzu apışaranızın dışarısına taşırmaksızın!….
Türkiye’ye geliyorsunuz. Kutsallarınızdan bir mekanı ziyaret maksadıyla geliyorsunuz. Türkiye’nin merkezi hükümetiyle siyasi düşünce bazında olduğu gibi, hayat felsefesinin de muhalifinde yer alan İstanbul Belediye Başkanıyla dostluğunuzu ilerletiyorsunuz…
Cari kurallara riayeti terk etmedikçe, bu turistik gezinize ve özel hayatınızda dostluk kurduğunuz kişilerden ötürü hiç kimse sizlere bir laf etmez, edemez…
Lakin, misafirliğinizi unutarak, İstanbul’un sivil siyasi kademelerinde yer alan bir kamu görevlisini, meşru unvanından soyarak, zafer kazanmış bir darbe kumandanı misali kendilerini,
“Constantinopol Belediye Başkanı” unvanıyla patrikliğinize takdim ediyorsunuz….
İşte bu hareketiniz, çok ayıp ve çok çirkin….
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’dır…


