• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
18 Ocak 2020

Zap suyuna köprü isteriz...

Zaman zaman belirttiğim gibi siyaset bilimcisi değilim. Ancak insan ister istemez olaylarla karşılaşınca içinden bir şeyler yazmak geliyor. Son günlerde ülkemizde gerçekten akıl almaz işler oluyor. Ülkemizde iktidar ve ana muhalefet partisi ile muhalefet partileri vardır. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde hem iktidar hem de muhalefet partileri olur. Elbette ki muhalefet partileri iktidarın her yaptığını destekleyecek değildir. Beğendiği, beğenmediği, tenkit edeceği konular olabilir. Lütfen hep birlikte hatırlamaya çalışalım; çok önceleri bir kısım siyasetçiler, GAP’a bile karşı çıkmışlardı. Ancak GAP hem sulama hem elektrik üretimi olarak ülkemize ne kadar fayda sağlıyor.

Birinci boğaz köprüsü yapılırken sol görüşlü siyasetçilerimiz ve onlara destek verenler ne türlü propagandalar yaptılar? İnternette kısa bir dolaştım, birçok insanın boğaz köprüsü aleyhindeki konuşmalarına şahit oldum. Kimileri boğaza köprü yapmak yerine zap suyuna köprü yapın diye sokakları bağırarak inlettiler. Kimileri “Sizin özel arabanız mı var? Köprüden siz değil zenginler geçecek, size köprü ne lazım?” diye propaganda yapıyorlardı. Kimileri köprü yerine okul veya fabrika yapılmasını istiyordu. O tarihlerde senato seçimi vardı. Hiç unutmuyorum. Şimdi baka alemine göçmüş, amelinin karşılığını mutlaka Cenab-ı Hak verecek, affeder veya cezalandırır. O Rabbimizin işi. O zaman İstanbul’da sol partinin (bugünkü ana muhalefet) senato adayının seçim propagandası “Boğaz köprüsüne hayır!” teması üzerine oturttulmuştu. Bir baştan bir başa İstanbul sokakları “Köprüye hayır!” afişleri ile donatılıyordu. Öğrenci dernekleri, sol görüşlü işçi kuruluşları, sol görüşlü o zamanının gazete ve dergileri manşetlerini yazılarını, röportajlarını hep köprüye hayır diye ifade ediyorlardı. Müthiş bir karşı propaganda vardı.

Benim bir akrabam var. Sol görüşlü, eskiden çok fanatik idi. Sonraları iş güç sahibi olunca, sol fikrinden dönmemiş ancak bazı hakikatleri idrak eder olmuş. Az da olsa siyaha siyah, beyaza da beyaz diyebiliyor. Bir gün bana: “Bizler geçmişte daha doğrusu gençlik yıllarımızda sokaklarda mitinglerde, hep köprüye hayır diye bağırdık. Zap suyuna köprü isteriz dedik. Esasında ben Rizeliyim. Zap suyu nerededir onu bile bilmiyordum. Ancak partimizin görüşü “Sağın yaptığı her şey yanlıştır” mantığı ile köprüye hayır diyorduk. Şimdi düşünüyorum da Boğaziçi Köprüsü ve diğer köprüler olmasa idi İstanbul’un hali ne olurdu?”Dün zap suyuna köprü isteyen akrabam şimdi Tarabya’da oturuyor. Maddi durumu iyi. Biraz olsun özeleştiri yapabiliyor. Keşke tüm partililer hangi taraftan olurlarsa olsunlar zaman zaman özeleştiri yapabilseler, bardağın dolu tarafını da görüp doğru yapılan işleri takdir edebilseler…

Elbette ki, herkes kendi tuttuğu siyasi partiyi müdafaa edecek. İktidara talip olmak isteyecek. Ancak insaf ve vicdan ölçüleri ile milli çıkarları, siyaset uğruna bir kenara itmeyecek. Haktan, doğrudan yana taraf olacak. Peki muhalefet iktidarın yaptığı her şeye hayır demek midir? Hele hele dış siyasetle ilgili, milli meselelerde her zaman karşı çıkıp; hayır, olmaz deyip karşı çıkmak ne kadar doğrudur? Merhum Menderes boğazın sahil yolunu açarken o zamanlar kendisine bugünkü muhalefetin ağabeyleri, büyükleri itiraz etmişlerdi. Bu kadar geniş yola ne lüzum var diye… Keza Unkapanı yolu, Aksaray bulvarı yapılırken kimileri bu kadar geniş yola ne lüzum var buraya uçak mı indireceksiniz diyorlardı. Böylece iktidara muhalefet ediyorlardı. Pek tabii geleceği görmeden basit ve düz bir muhalefet… Gurbetçi kardeşlerim iyi bilirler. Dün biz gurbetçiler Almanya’nın otobanlarına imreniyorduk. Neden bizim ülkemizde böyle otoyollar yok diye? Çok şükür bugün yollarımızı güzel. Kim yaptı ise, emeği geçti ise, destek oldu ise, hepsinden Allah razı olsun. Bu hizmetleri yapanlarda iktidar, muhalefet aranmaz ki. Pek tabii muhalefet bunun daha iyisini isteyebilir. Biz daha iyisini yapardık diyebilir. Ancak bu yollara ne lüzum var diyemez. Derse geleceği görememiş olur. Her zamanda sınıfta kalırlar.

Hatırlar mısınız gezi ekibinden bir grup, hükümetin temsilcisi ile görüşme yaparak istekler sunmuşlardı. Neydi istekleri, daha doğrusu istemedikleri; Yavuz Sultan Selim Köprüsü olmasın, İstanbul Havalimanı olmasın, Osman Gazi Köprüsü olmasın, Marmaray durdurulsun, Avrasya yapılmasın. Bunlar yapıldı. Yine de İstanbul trafiği rahat değil. Oysa dünya bu hizmetleri dikkatlice izlemektedir. Şimdi sayın muhalefet parti yetkililerimizin en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes tutturmuşlar koro halinde “Kanal İstanbul’a hayır! Kanal İstanbul’u yaptırmayız!”O kadar hırs bürümüş ki gözlerini, bir zamanların solun en güçlü lideri “Karaoğlanın” seçim beyannamesinde Kanal İstanbul’u açma vaadi olduğunu bile unutmuşlar veya görmezden geliyorlar. Kanal İstanbul’a hayır diyenler hiç Almanya’ya gitmemiş veya görmemişler mi? Almanya bir baştan kanallarla donatılmış, birçok nakliye o kanallar vasıtası ile yapılıyor. Orada o kanallar yapılırken muhalefet hayır, istemeyiz diye bağırdılar mı doğrusu merak ediyorum.

“Türk askeri Libya’ya gidemez!” diyorlar. Peki Mustafa Kemal’in mahalli kıyafetle Libya’da çekilmiş resimlerini de hiç görmediler mi? Sormazlar mı insana Mustafa Kemal’in bir Türk subayı olarak Libya’da ne işi vardı? Mustafa Kemal Libya’ya gitmekle yanlış yaptı diyebilir misiniz? Bizim ilkokul alfabemiz ellili yıllarda “uyu, uyu, yat, uyu” ile başlardı. “Suna ip atla.” gibi… Gerçekten milletimizi uzun bir zamandır, bir kısım siyasetçiler uyutmaya çalıştılar. Uyuttular bile. Bir kısım siyasetçiler bu millete bidon kafalılar olarak veya göbeğini kaşıyanlar olarak baktılar, öyle gördüler, milleti bir şey anlamaz sandılar. Ancak milletimiz şu an elli, yüz sene önceki millet değildir. Okumuş, uyanmış, dünyanın her yerinden haber alabilen, düşünüp karar verecek bir durumdalar. Siyasetçileri dinlerler, dinlerler sonuçta kararlarını kendileri verirler.

Yazımı yıllar önce merhum tarihçi Mustafa Müftüoğlu’nun bir makalesinden alıntı yaparak bitirmek istiyorum. “O gün bugün neler olmadı; sular hep zikrede ede aktı ve biz horlaya horlaya uyuduk. Yapılan her iş de, bizim horultularımız ikrar ve tasdik manasına alan veya zapta geçiren küfür saltanatını “Efendimiz olan millet böyle istiyor!” tertibiyle oldu. Dinimizi ilga ettiler, başımıza bizden olmayan bir külah geçirdiler, ezelin mührünü taşıyan İslam harflerine Araplık atfettiler ve onları uzun tırnaklı kaba (Latin) harfleri ile değiştirip ismine “Türk (!) harfi” dediler. Hükümeti meyhaneci ve halkı sarhoş kıldılar, mis gibi patiska kokulu İslam evinin bakirelerini Amerikan gemileri istikametinde birbirini çiğneyen bir fuhuş havası içinde aldılar, zekâ ve kabiliyeti hırsızlık ve deyyuslukla mümtaz eylediler; Hulasa Türk milletinin maddi ve manevi ırzını vatan meydanının ortasında ve bir paspas üstünde alenen ve resmen hetkettiler ve bu harekete inkılap tesmiye (isimlendirme) buyurdular. Bütün bunlar olurken sular hep zikrede ede aktı ve biz horlaya horlaya uyuduk. Artık şu harikulade şafak pırıltılarının içinde yükselen şu harikulade ses yüzü suyu hürmetine, söyle ey Anadolu çocuğu, uyanmak, doğrulmak ve hesap sormak günü ne vakit gelecek?” (1 Aralık 1950 Tarih, 37 Sayılı Büyük Doğu Dergisi, Sayfa 16) Evet millet olarak uyanalım. Devletimizin yanında yerimizi alalım. Her yapılan işe muhalefet etmek maksadı ile hayır diyenlerden olmayalım. İç ve dış düşmanların tezgahladıkları oyunlara gelmeyelim. Cenab-ı Hak milletimizin, memleketimizin yardımcısı olsun. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.                                                                                                                                                                                                 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Zenginlerin %90 ı CHP li dir..

Misal rezidans kraliçesi diş hekimi.. Sahte solcu emperyalist kapatması coni dündar.. ODTÜ de arazi var... Yani bunlar özde değil..! Sözde solak..! Hepsi paralı cukkalı ensesi kalın... Sağ kesmin daha burjuvazisi bile yok...... Komprador uşakları. Solculuk tiyatrosu oynuyor
  • Yanıtla

bozeren

herşeyi anlıyorum da, Katarlının anası nereden duymuş da, taa kaç sene önceden arazi kapatmaya başlamış; bunu anlayamıyorum.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı