• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
12 Eylül 2020

Yunan politikacılarına önemli bir hatıra…

Bilindiği gibi İslam dini insana çok değer verir. Dinimiz inana da inanmayana da şefkat kanadını açmaktadır. AlemlerinEfendisi Peygamberimiz Muhammed (SAS) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Her canlıya iyilik etmekte sevap vardır.” (Buhari, Edebü’lMüfred, Hadis 379). İnsan Müslüman olmasa da mükerremdir. Hiçbir surette gayrimüslim dahi olsa hakkına tecavüz edilmesine İslam dini izin vermez. Bu yüzdendir ki şerefli ecdadımız fethettikleri yerlerde, hakimiyeti altında yaşayan değişik din, dil ve ırk mensuplarına daima şefkatle yaklaşmış ve onlara geniş hak ve hürriyetler tanımışlardı. Gayrimüslimler kendi inançları, örf, adet ve gelenekleri gereği rahat, huzur ve emniyet içinde yaşamışlar, istedikleri gibi ticaret ve seyahat yapabilmişlerdi. Ecdadımız batılı kan emici, sömürgeci ülkeler gibi hiçbir zaman fethettikleri bir ülkede asimilasyon yapmamış, gayrimüslimlerin haklarını titizlikle korumuşlar, herkese eşit davranarak tam bir adalet uygulamışlardır.

Dinimiz komşuluk hakkına çok ehemmiyet vermektedir. Bunu çeşitli kaynaklarda görmek mümkündür (Ayeti kerime ve hadisi şerifler var). Hristiyanlık dininde de komşuluk evrensel bir durum arz eder. Matta İnciline göre (xx111,36-40) yapılan açıklama şöyledir: “Temel buyruklardan en başta geleni kişinin Allah’ı bütün yüreği ile sevmesi, ikincisi de komşusunu kendisi gibi sevmesidir.”Hz. İsa (AS) şöyle buyurur: “Düşmanlarınızı sevin ve size eza edenlere dua edin.” (Matta v. 43-44). Pek tabii günümüzde gerçek Tevrat’tan, İncil’den ve Zebur’dan eser yok, hepsi tahrif edilmiş. Yeryüzünde bugün yüzlerce İncil var, hiçbiri bir ötekine benzemez. Bütün peygamberler, insanları tek olan Allah’a davet etmişler. Bugünkü Hristiyanlar sümme haşa Hz. İsa’yı (AS) Allah olarak kabul ediyorlar (Teslise inanıyorlar.).

Hz. Âdem (AS) Efendimizden bil itibar gelen bütün dinlerde komşuluk hakkı ön plana çıkmakta ve komşu hakkına önem verilmektedir. Kaderi ilahi dün topraklarının büyük bir kısmı bizim egemenliğimiz altında iken bugün batının şımarık çocuğu bizimle bir devlet olarak komşudur. Türk Devleti komşuluk haklarına her zaman riayet ederken; tarihini, geçmişini, bugünkü durumunu hiç hesap etmeden komşuluk haklarını unutarak, Yunanlı siyasetçiler içte kazanabilmek için Türk Devletine, Türk Milletine kafa tutmaya, Ege ve Akdeniz’de batılıların teşvikleri ile fitneler çıkartıp dün imza attığı antlaşmaları inkâr ederek, ihlal ederek gerginlikler peşinde koşmaktadır. Türkiye’ye ödemen gereken milyarlarca dolarlık savaş tazminatı ödemen dün sen fakir olduğun için kaldırılmıştı. Unuttunuz mu? On iki adayı gerçek bir hukuki temele dayanmadan hile ile aldığınızı veya size verildiğini unuttunuz mu? Lozan ve Paris Antlaşmalarında maddeler halinde yer alan on iki ada silahlanamaz şartını da mı unuttunuz? Bugün sizleri maşa olarak kullanan batının sömürgeci devletleri yarın sizi ortada bırakabilir… Esas olan kavga değil, iki komşu ülke arasında barışa giden yolları açmaktır. Yeraltı ve yerüstü servetleri devletler hukukuna göre adil bir şekilde hakkı olanlar arasında paylaşılmalıdır.

Şimdi Yunan politikacılara birinci hatıramı nakletmek isterim. Hatıram şöyle:

Bir gün ikindi namazını İskece şehrinin içindeki Sünne Camii adında küçük bir mescitte kıldık. Tam yol üzerinde. Yoldan caminin avlusuna giriliyor. Oradan da camiye çıkılıyordu. Caminin çıkışında Müslümanların oturması için bir gölgelik ve altında oturacaklar vardı. Daha önceleri ben de Sarıyer’de görev yaptığım için kendisini tanıdığım, Sarıyer Yeni Mahalle İmamı Hafız Arap Kemal lakaplı Hoca Efendi sonraları Kırklareli’ne naklolmuştu. Ramazanda mukabele okumak üzere o da İskece’ye davet edilmişti. Çok güzel sesi, çok da güzel kıraati vardı. Namazda o da vardı. Namaz sonrası dışarıdaki gölgelikte oturuyorduk. Oradaki soydaş ve din kardeşlerim ile sohbet ediyorduk. Ben kendisinden rica ettim: “Kemal Hoca, önce bir aşrı şerif oku sonradan da bir ilahi. Bizler de dinleyelim.”Aşrı şerifi okudu. Sonra ilahi okudu. Ancak gerçekten sesi çok güzeldi. İnsanın kalbine işliyor, yakıyordu. İlahinin sonuna doğru yoldan çok temiz giyinmiş, uzun boylu, fötr şapkalı, elinde bastonu olan bir zat içeri girdi. Kendisi Rum’du. Sonradan öğrendiğimize göre İstanbul’dan göç etmişti. Türkçe olarak “Arkadaşlar sizden bir ricada bulunacağım” dedi. Oradaki yerliler buyur dediler. O zat: “Yoldan geçerken kulağıma bir ilahi sesi geldi. Ancak sonuna yetişebildim. Lütfedip Hoca Efendi bir daha okusa, ben de tamamını dinlesem olur mu?” dedi. “Hay hay!.. Buyurun” dedik. “Hayır, ben böyle ayakta duracağım. Bastonuma dayanarak dinleyeceğim” dedi. Kemal Hoca bir ilahi okudu, sanki cami ve çevresi sallandı. Çok acayip bir manevi hava oluştu. Rum zat çok ama çok etkilenmişti. Onun da gözleri yaşarmış orada bulunanlar da sanki coşmuşlardı. İlahi bittikten sonra şu an ismini hatırlayamadığım o Rum: “Arkadaşlar, ben İstanbul’da yetiştim. Bir hayli Türk arkadaşlarım ve komşularım vardı. Mübarek gecelerde Türk komşularımız bizlere çeşitli tatlı ve helvalar gönderirlerdi. Bazen ben o kutsal gecelerde çocukken arkadaşlarımla camiye gider bu tip ilahileri dinlerdim. Bana çocukluk günlerimi hatırlattınız ve yaşattınız, size çok teşekkür ederim. Şunu ifade etmek isterim ki, bizim Türk komşularımızla, Türklerin de bizimle hiçbir problemi yoktur. İstanbul’da Türklerle çok güzel komşuluklarımız vardı. Acı ve sevinçli günlerimizde Rum, Türk ayırımı yapmadan hep birbirlerimizin yanında olurduk. Türkiye, Türk Milleti ve İstanbul gerçekten güzeldi. Hele hele Türk Milleti çok cömert ve çok merhametlidirler. Ne yazık ki, siyasiler bizleri istismar edip bizleri düşman gibi gösteriyorlar. Bizler iyi komşularız. Siyasilerin ektikleri düşmanlık tohumlarına bakmayalım. Çocukluk günlerimi, Türkiye’deki yaşadıklarımı hiçbir zaman unutmadım, unutmam. Unutamam. Ömrümün gençlikte en güzel bölümü orada geçti. Türkiye’de yaşadıklarımı bir bir çocuklarıma anlattım. Türkler çok iyi insanlardır. Sakın siyasilere bakarak Türklere kin beslemeyin, düşman olmayın” diye nasihatlerde bulundu. Adamcağız teşekkürler ederek yanımızdan ayrıldı.

Yunan politikacılar! Gelin vatandaşlarınızın sözlerine kulak verin. Ateşle oynamayın, ayağınıza kurşun sıkmayın. İstiklal Marşımızda yer alan: “Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım, Yırtarım dağları enginlere sığmaz taşarım” dizelerde ifade edildiği gibi Türk Milleti, Türk Devleti, Türk Hükümeti meselelerin masada hukuk çerçevesinde halledilmesini istiyor. Aksi halde Türk Milleti bir kükrerse her tarafı çiğner aşar. Tarihinizdeki İzmir olayını hiçbir zaman unutmayınız! Birçok vatandaşınız; Kıbrıs çıkarması sırasında oradaki (Batı Trakya) Türk komşularına: “Kuzum Türkler buraya geldiğinde sizler bizleri koruyun ve kurtarın” dediklerini de unutmayınız. Çok iyi bir şekilde hatırlayınız ve adımlarını ona göre atınız. Bizden hatırlatması…

Yazıyı fazla uzatmamak için ikinci hatıramı inşallah bir başka yazıda yazmaya çalışacağım. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Korkusuz

Bundan daha guzel uyari olmaz.Yunanli politikacilar atesle oynsmasin. 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23