• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Yarım asırdan fazla devam eden Kur'an kursunu kapattılar

23 Ekim 2021


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değerli kardeşlerim, bugün birçoklarınızı üzecek, birçoklarınızı düşündürecek, bu nasıl olur dedirtecek çok yanlış alınan bir kararı sizlerle paylaşmak istiyorum. Nasıl böyle bir karar alınır, anlamak mümkün değil. Anlatacağım bu hikâyeden birçok Müslüman kardeşimin üzüleceğini kesin biliyorum. Buna rağmen aklını tavana asmış veya sözde bir “Emire (!)” kiralamış, cenneti kendilerinin babaların öz malları sayıp, kendilerinden başka hizmet ehli ve yeryüzünde Müslüman görmeyen bir kısım mürit bozuntuları beni mürtetlikle, hainlikle, itham edeceklerini de biliyorum. Varsın etsinler. İstedikleri gibi aleyhime de konuşsunlar. Bu yazdıklarım tamamen belgeli ve doğrudur. İsteyen Sarıyer Müftülüğüne müracaat edebilir. Bu yerin üstü olduğu gibi, bir de yerin altı vardır. Sahte şeyhler, sahte müritlerin kiminin saçı siyah, kiminin saçı beyaz, ihlaslı ve samimi olanlarla, din istismarcıları, din tüccarları orada belli olacaktır (Bu arada hangi cemaat, hangi gruptan olurlarsa olsunlar, ihlas ve samimiyetle dine hizmet edenleri tenzih eder, Rabbim yardımcıları olsun derim.). Dini celili İslam’ın ve şeriatın hükümleri açıktır. Bunları kimse kendi isteğine göre değiştiremez, yorumlayamaz, uyduramaz. Değerli kardeşlerim, şuna inanın ki, bu yazıyı kalbim sızlayarak yazıyorum. Günümüzde birçok Müslüman Merhum Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin (KS) en zor şartlarda İslam dinine çok büyük hizmetler ettiğini, şeriat ve sünnetin ihyası için gecesini, gündüzüne katarak çalıştığını bilmekte ve takdir etmektedir. Gel gör ki, günümüzde bu güzel teşkilatta bir eksen kayması meydana gelmiş, Süleyman Efendi Hazretlerinin koyduğu düzenler, eğitim sistemleri, şeriata ve sünnete bağlılıklar kısmen terk edilmiş, rafa kaldırılmış oldu (Bizzat Süleyman Efendi Hazretlerinden ders okumuş, feyz almış çok az sayıda hayatta kalan ak saçlı talebelerinden de li hikmetin bu yanlış gidişata karşı tek kelime etmiyorlar.). İki nebi gücünde olan ve elinde iki kılıcı bulunan Emir (!) hazretlerinin iki dudağının arasından çıkanlar; bütün emirlerin üzerine takaddüm eder oldu. Kesinlikle Ağabeyin veya bölge ya da il idarecilerinin emirleri asla sorgulanamaz… Neden, niçin denemez, denilirse sekreteryadan bir yazı gelir, bu defa yurtlara da camilere de alınmaz, yasaklanırsın. Eşini boşatmaya kalkarlar. Okuyan kızın ve oğlun varsa onları da hemen kapı dışarı atarlar. Bu mukaddes davanın en yokluk zamanlarında, en zor şartlarda yükünü taşıyan nice alim, fadıl insanlar bugün bu durumdadırlar (Süleyman Hilmi Tunahan (KS) Efendi Hazretleri kalkıp gelse kendi kurduğu, halis evlatlarının geliştirdiği, Müslüman kardeşlerimizin teveccüh ederek desteklediği kurslarını, yurtlarını tanımakta zorluk çeker.) (Nice zulme uğramış kardeşlerimiz bu işin sonu ne olacak diye göz yaşları döküyorlar.). Peki ne anlatmak istiyorum. Sene 1965’in ilk ayları, ikinci defa İstanbul’a geliyorum. Kasımpaşa Büyük Piyale Kuran Kursunda (Kasımpaşa Piyale Kuran Kursu sonradan çok siyasi oyunlara alet edildi. Almanya’dan izine gelmiştim. Ailesi ile beni evime ziyarete gelen bir hoca arkadaşa: “(…) Hocama o kadar güzel dövizleri kim yazdı? Öyle güzel yazı yazan hattatlar var mı?” diye sordum. Ben Almanya’da televizyonlardan seyrettim. “Hayır abi. Onları birkaç gün önceden bana söylendi. Ben Cağaloğlu’nda reklamcılara yazdırdım. Kuranı Kerimleri de bizim arkadaşlar çuvallara doldurdu. Tayyip Beyin aleyhine böyle bir propaganda senaryosu yazıldı.”.  Usul’u fıkıh dersleri okutan; köylüm, komşum aynı zamanda Hocam Hüseyin Kaplan’ın derslerine katılıyorum. Akşamları Ümraniye’de eşi yurtiçi seyahatlerde olan, henüz çocuğu da olmayan yalnız kalan, ablamın yanında kalıyorum. Bir gün Merhum H. Kaplan beni çağırdı. Gittim “Buyurun hocam.” dedim. Bana “Hemen Kasımpaşa’ya yakın Beyoğlu’nda Emin camii var. Orada çok küçük bir kursumuz ve yatılı kalan, üniversiteye devam eden birkaç talebemiz var. Dersi dinledikten sonra, sen oraya gider onlara sarf, nahiv derslerini okutur musun?” der. Ben de olur abi dedim. Bir bilenle beni oraya gönderdi. İsimleri hala hafızamda olan oradaki arkadaşlara elimizden geldiği kadar dersler okutmaya başladım (O arkadaşların birçokları bürokraside çok önemli mevkilere geldiler.). Birçok köylümün ve dayılarımın taş ocakları işlettikleri İstinye’ye bir cuma günü gittim. Dayıma (Tahsin Yıldırım Allah rahmet eylesin.) “Dayı bana izin al bir yerde bu Cuma vaaz edeyim.” dedim (Bunun hikâyesi var inşallah bir başka yazıda.). O zamanki, İstinye İtfaiye Camiinde o gün hutbe okuyup, Cuma namazını kıldırdım. Yaşım henüz on sekiz civarı idi. Vaazdan sonra ille de beni Hüseyin Kaplan’dan İstinyeli komşularım ve cemaat istedi. Hocamız zaten ekserisini tanıyordu. “Şayet İstinye’de bir Kuran Kursu yaparsanız Ali’yi size veririm.” der. Ali, Recep ve Ömer Akıncı kardeşler Çayır Mahallesinden kurs olması için arsa verdiler (bedava). Beni İstinye’ye vazifeli olarak gönderdiler. Dayımların yanında yattım kalktım, sonra bir oda tutuldu. Halen hayatta olan aynı yaşlarda olduğumuz iş adamı Şükrü Kabil o zaman gençti. Allah rahmet eylesin babası İstanbul’un sayılı müteahhitlerinden idi (OSMAN KABİL). Onların yazıhanesinde “İstinye Kuran Kursu Öğrencilerine Yardım Derneği” isimli derneğin tüzüğü eski bir daktilo ile yazdık. Dernek kurduk. İnşaat başladı (Bu safahat uzundur ben kısa yazıyorum.). İnşaatımız çok çabuk ilerledi ve kısa zamanda bitti. Temel atma merasimi yaparken o merasimde Rum vatandaşımız ANASTAS LAPİS  300 TL ile o günün şartlarına göre en yüksek yardımı yapmıştı. Anastas için orada bulunanlar tabir caiz ise bir alkış tufanı koparmışlardı. O tarihlerde Ümraniye kursu yoktu. Çarşı camiinin mahfelinde okuyan arkadaşlarımız vardı. Mutfakları caminin avlusunda tahta barakadandı. Kasımpaşa, Zeytinburnu ve Çatalca kurslarımız vardı. İstinye dördüncü kursumuzdu. İnşaat bitti kursun açılışı için resmen müftülüğe müracaat ettik. HÜSEYİN Kaplan hocamızdan kurs öğretmenliğine resmen müracaat edecek bir arkadaş ismi istedim. O zamanlar Yeni Camide her salı günü vaaz ediyordu. Vaazdan sonra benim nüfus cüzdanıma baktı: “Ali, sen on sekiz yaşına girdin, sen müracaat et.” dedi. Ve ben resmen Kuran Kursunun fahri öğreticiliğine talip oldum. Müftülüğe dilekçe verdim. İmtihan günü geldi. İmtihana girdim ve kazandım. Diyanet işleri başkanlığından resmi fahri Kuran kursu öğretmenliğim için onay geldi. Resmen diyanete bağlı Kuran Kursunu açtık. İlk öğretmeni de ben oldum. 1965 yılında başlayan öğretmenliğim 1979 yılında Balıkesir yd. Subay okuluna askerlik görevimi yapmak üzere gidinceye kadar da devam etti. O günden bugüne Kuran Kursunda birçok resmi, kadrolu Kuran Kursu hocaları vazife yaptı. Her dönemde ilçe müftüleri Kuran Kursuna destek verdiler, ölenlerine Allah rahmet eylesin. Hayatta olanlara hayırlı ömürler versin. Bu arada İstinye Kuran Kursu 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubatları atlatarak hizmetlerine devam etmişti, Sarıyer Müftülüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak yatılı Kuran Kursu olarak o günden bugüne kadar hizmetleri yürütüyordu. 12 Eylülde Türkiye genelinde derneği açılan ilk dernekte İstinye Kuran Kursunun derneğidir (Ben o zamanlar Niksar Askerlik şubesi başkanı ve garnizon komutanı idim.). En son Kuran Kursu hocası, değerli ve dürüst, ilmi ile amil olan Sebahattin Gümüş Hoca Efendi idi. Bu arada şu an için dernek üyeleri kimlerdir, İstinye’den ne kadar İstinyeli üyesi olduğu tam kesin bilinmeyen dernekten bizim üyeliklerimizin de hukuksuz bir şekilde silindiği, dışarıdan yığma üyeler yapılarak derneği ele geçiren miras yediler “Muhterem büyüklerinden” aldıkları talimatlarla Sarıyer Müftülüğüne dilekçe vererek yarım asırdan fazla devam eden, binlerce Anadolu evladına resmen Kuran Kursu bitirme belgesi veren, birçoklarında benim de imzam olan Kuran Kursunu kapattılar. Kursun resmi Hocası Sebahattin Gümüş Hoca efendiyi Sarıyer Müftülüğü Cumhuriyet mahallesi Mekke Nur Camii Kuran Kursunda görevlendirilmiştir. Eskiden talebe kadrosu 160-170 olan hem Kuran Kursu hem de yurt olarak hizmet veren İstinye yurdunda yüksek okullarda okuyan birçok kardeşimiz vardı. Aynı yurttan birçok mühendis, iktisatçı, meteoroloji uzmanı, doktor hatta proflar çeşitli branşlarda eğitim gördüler. Şu an devletimizin çeşitli kademelerinde çok başarılı hizmetlerde bulunan kardeşlerimizin yetiştiği Kuran Kursu bölümü kapatılmış çok az sayıda talebesi (bugün için 12-13) olan yurdun hangi şartlarda, nasıl hizmete (!) devam edeceği merak konusu. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Eski bir bina olan ve ön görünümde bulunan İstinye Kuran Kursunda öğrenciler hangi şartlarda barınıyor? Kimler denetliyor? Bilemiyoruz. Kuran Kursu kapatanlar yurt için izin almışlar mı, o binaya yurt için izin verildi ise hangi kurum verdi? Milli eğitimce denetlendi mi, denetleniyor mu o da deprem şartlarına dayanıklı hale getirildi mi meçhulümüzdür. Bildiğimiz tarihi Kuran Kursunun yukarıdan (!) gelen emir üzerine kapatılmasıdır. İlk zamanlar kış odun bulup soba yakamadığımız için battaniyelere sarılıp oturduğumuz kiraladığımız odada inşaat döneminde çok çok eziyetler, sıkıntılar çekerek Müslümanlarla birlikte meydana getirdiğimiz ve sonunda Kuran Kursu olarak açtığımız kuran kursunu kapatanlara hakkımızı helal etmiyor, Huzurullahda ellerimiz yakalarında olacağını buradan ilan ediyoruz. Bu yazıyı yazarken Siirt’ten resmi bir imam arkadaş beni aradı. Bizim İstinye Kuran Kursu gibi orada yurdun altında olan resmi bir camiyi de kapatmak için girişimlerde bulunulduğunu uzunca anlattı (Şu an için sonuç nedir bilmiyorum.). Uzun yıllar emek verdiğimiz. Birileri tarafından bir nevi işgal edilen, gayesi dışına kullanılmak istenen İstinye Kuran Kursunun hikayesi bu. İnanıyorum ki, Rabbimiz zamanı geldiğinde bu yanlışlıklara elbette ki dur diyecek, emanetler ehline teslim edilecektir. Bir kere daha ülkemizde ikinci, üçüncü bir FETO hadisesi yaşamak istemiyorsak ülkemizin bir ucundan öbür ucuna ister dini maksatlı olsun ister başka maksatlarla kurulu ne kadar dernekler, vakıflar, cemiyetler, kulüpler, spor dernekleri, mesleki kuruluş ve benzerleri varsa en kısa zamanda geniş kapsamlı bir kontrolden geçirilmelidirler. Yazımın sonunda yaptığı hizmeti Allah rızası için ihlas ve samimiyetle yapanları bir kere tenzih ederim. Allah (CC) yardımcıları olsun derim. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

NOT:

Korkaklar, iki yüzlüler, riyakârlar, istismarcılar, jurnalciler hizmetleri para para diyerek mideleri ve dünyalıkları için alet edenler, Cenabı Hakkın manevi kapısından değil, kul kapılarından af bekleyen ve dileyenler lütfen yazımın altına beğeni yapmasın ve yorum göndermesin.      

TEŞEKKÜR:

Merhum Mehmet Şevket Eygi Bey hakkında Zeytinburnu Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğünün yayınladıkları kitaptan bir adet bana gönderen yetkililere teşekkürlerimi sunar çalışmalarında başarılar dilerim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İlyas Ömeroğlu

Fetõ çoktan bu cemaati kontrolünü ele geçirdi samimi olanları uzaklaştırdı şimdi istediği gibi at koşturarak bu Kurban Bayramı'nda yıllarca cemaat içinde hizmet etmiş ve yanlış giden bir şeylerin olduğunu söyledi diye kapı dışarı edilen şahsın bizzat kendisi anlattı.
  • Yanıtla

Neco

Cevap vermeye değmez,ama bu topluluğu sonradan tanımış bir kişi olarak sizin ve sizin gibi yolunu bulmakta zorlanan marjinal kalmış birkaç kişinin varlığı ve ibretlik halleri bu topluluğa ve liderine olan muhabbeti ziyadesiyle artıracaktır.Ne kadar doğru ve hak yolda olduğumuzu daha iyi anlıyoruz.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23