• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
15 Ağustos 2020

Vatandaşın devlet büyüklerinden çare bekledikleri dertleri…

Yıllar sonra sıla-ı rahim için gittiğim, doğup büyüdüğüm Rize’deki köyümde ilk defa uzun kaldım (bir buçuk ay). Bu zaman zarfında Rize’nin ve komşu illerimizin birçok ilçe ve köylerini, kasabalarını, belde ve köylerini dolaşma fırsatı buldum. Birçok insanla da sohbet etme imkânım oldu. Gittiğim ilçelerin bazıları şunlar: Sürmene, Araklı, Of, Hayrat (Trabzon); İspir, Pazaryolu ve bir kısım köyleri (Erzurum); Pazar, Çayeli, Madenli, Gündoğdu, Güneysu, Derepazarı, İyidere, Kalkandere, İkizdere, Hemşin ve Çamlıhemşin (Rize); Bafra (Samsun). Dolaştığım bu yerlerde çok çeşit ve değişik meslek grubu, halen çalışan ve emekli olan insanlarla sohbetler ettim. Değişik insanların değişik dertlerinin, daha doğrusu sıkıntılarının olduğunu ve bunları dillendirdiklerine şahit oldum.

Ben hükümetimizin elinden gelen bütün imkânları ile vatandaşın refahı için çalıştığına inananlardanım. Hükümetimiz dış ve içte çok önemli ve çok güzel hizmetlere imza atmış ve atmaktadır. Elbette ki muhalefet tenkit edecek, muhalefetini yapacak. Ancak bizdeki ana muhalefet, sebebi bilinmez hükümetin ve devletin yanında olması gereken milli mesellerde dahi muhalefet ediyor. Örnek vermek gerekirse: bütün dünya devletlerinin birer leş kargası gibi Libya’ya uçuştuğu, terörist başı Hafter’i aleni desteklemelerine rağmen, bizim devletimizin ilgili birimleri ve hükümetimiz BM tanıdığı Libya Hükümeti ile antlaşmalar yapmasına karşı çıkıyor. “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?” diyorlar. Aynı zihniyet dün de Türkiye’nin, Türk askerinin Afrin’de ne işi var diyorlardı? Hükümetimizin yapmak isteyip de yapamadıkları elbette ki olabilir. Her şey güllük gülistanlıktır demek istemiyoruz. Türkiye fakirleşti diyenler lütfen bugün bir ailede kaç araba var ona bir baksınlar… Sokaklarda park edecek yer bulunamıyor. Dört nüfuslu bir küçük ailenin bile bütün fertlerinin altında özel arabalar var… Geçim standardı nerelere çıktı? Milletçe yaptığımız israfları bir düşünelim. Dolaplarımızda sene boyu giyemediğimiz elbiselerimizi gözden geçirelim. Ben burada tenkit babında değil istek ve temenni babında görüştüğüm birçok insanın söylediklerinden aldığım notlarımı sayın devlet büyüklerimize arz etmeye çalışacağım. Umarım bir faydası olur.

Vatandaşımızın hükümet ve devlette bekledikleri ve istediklerinin bazıları şöyle:

1) Bir kısım küçük esnaf daha önce vergi ve sigorta borçlarını devletin tanıdığı imkânla taksitlendirmiş, belli bir miktarını da ödemişlerdi. Pandemi süresince birçokları evlerinden çıkamadı, birçokları normal işlerini takip edemedi, işleri de oldukça zayıfladı. Kira, stopaj, vergi, sigorta, borçlar, taksitler, Bağkur primleri, aile geçimi, okuyan çocukların masrafları derken daha önce yapılan taksitlendirmeler yine ödenemedi. Esnaf devlete olan borcunu ödemek istiyor. Ancak mali imkânlar buna el vermiyor. Bu yüzden faizlerin sıfırlanıp esnafın veya vatandaşın devlete olan borcunun daha uzun vadelere ve esnafın ödeyebileceği bir zamana yayılması.

2) Devletimizin can suyu olarak esnaf ve vatandaşa sunduğu kredileri herkesin alamadığı, müracaat eden birçok vatandaşa ve esnafa incelenmeye alındınız diye mesajlar gelmesine rağmen kredi alamadıkları, ilgili bankalara gidince de tam bir doyurucu cevap alamadıkları. Oysa televizyonlarda yapılan reklamlarda vatandaşın müracaatı anında çok kısa zamanda kredi alabilecekleri duyurulmakta…

3) Birçok esnafın ya çeki yazıldı ya da seneti protesto oldu. Böylece kara listeye alındı. Diyelim 1000 TL çeki yazılmış bir insan bankalara da güvensiz gözükmektedir. Türkiye birçok ilerlemeler sağladı. Sanayide nerede ise devrimler gerçekleştirmek üzere. Bu yüzden tüm esnafı içine alacak bir sicil affı çıkarılarak öyle veya böyle başına bir kaza gelip senetini veya çekini ödeyemeyen esnafımızın önü açılmalıdır. Bu durumdaki bütün esnaf ve zanaatkârımızın kara listeden çıkartılması için ne gerekiyorsa yapılması.

4) Bundan sonra açılacak AVM’ler küçük esnafı etkilemeyecek şekilde şehrin biraz dışında açılmalarına izin verilmeli. Ülke genelinde küçük esnafı el birliği ile yaşatmanın çarelerinin aranması. Ülkemizde küçük esnaflar aynı zamanda bir kültür yumağıdır. Lütfen hepimiz çocukluklarımızı, gençliklerimizi, öğrencilik yıllarımızı hatırlayalım. Gazete içinde aldığımız leblebi ve çekirdekleri, küçük paralarla aldığımız akide şekerlerini, bakkal amca bana çeyrek ekmek içinde helva ver dediklerimizi hangi makamda olursak olalım unutmayalım.

5) En çok dile getirilen husus ise Bağkur ve sigorta primleri. Yedi yüz lira ve daha yukarı aylık ödemesi olan Bağkur primlerini birçok esnaf işlerin azlığı ve pandemi sebebi ile ödeyemedi. Bu yüzden sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar. En azından bu korona illeti ülkemizden ve bütün dünyadan gidinceye kadar Bağkur ve sigorta primlerini ödeyemeyen esnafımıza sağlık hizmetlerinden istifade etme imkânının sağlanması, sigorta ve Bağkur primlerinin vatandaşın ödeme gücü nispetinde yeniden taksitlendirilmesi.

6) Rize ve çevresinde dinlediğim şikâyet veya isteklerin hemen hemen büyük bir kısmı çay üretimi, satımı ve Çaykur ile alakalı. Çaykur’un elinde birçok fabrika ve binlerce işçi olmasına rağmen mayıs ayının ilk haftasında Çaykur vatandaşa 15-20 kilo kontenjan koyuyor. Bunun anlamı; bir dönüm çay bahçenden bir günde Çaykur’a sadece 15 kg satabilirsin. Dolayısı ile Çaykur çayı alamadığı için, vatandaş mecburen özel sektöre yöneliyor. Reklamlar, ilanlar ortada. Kontenjan yokken özel sektör vatandaştan çayı Çaykur’un fiyatı üzerinden alıyor. Kontenjanı bir fırsat bilen özel sektör temsilcileri kantar üstü çayın fiyatını 2600 TL’ye kadar düşürüyorlar. Gerçekten çay müstahsili binlerce lira zarar ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Rizeli, birçok sayın bakanımız Karadenizli, bir hayli milletvekilimiz Karadeniz kökenli. Umarız gelecek sezona kadar çay ziraatı ile ilgili güzel kararlar alırlar. Çaykur yetkilileri: “Müstahsil acele etmesin, biz bütün çaylarını alacağız” demesi sadece bir kandırmadan ibarettir. Herkes biliyor ki, çay ürünü elma, armut, fındık, zeytin, arpa, buğday gibi dalında beklemez. Zamanında mutlaka toplanması ve satılması lazım. Aksi halde çay dalında kartlanır, daha çay olmaz. Bir başka husus ise çayı dalından toplayayım evimde, bahçemde birkaç gün bekleteyim ondan sonra satayım derseniz bu da olmaz. Bir gecede çay yaran gübre olur. Bir daha çay olmaz. Çay sezonu geldiğinde Çaykur’un bütün fabrikaları ve çalışanları ile bir nevi bir milli seferberlik ilan ederek, eskilerimizin tabiri ile gecelerini gündüzlerine katarak, aldıkları paraların da kendilerine helal olabilmesi için, vatandaşı soyulmaktan kurtarmalıdırlar. Biz asla özel sektöre karşı değiliz. Özel sektör devletin açıkladığı fiyatı baz alsın. İndirip, çıkartmasın. Onlar da ticaretlerini yapsın. İsteyen devlete satsın, isteyen özel sektöre. Ancak her ikisinin fiyatı aynı olmalı.

7) En çok dert yananlar arasında emekliler geliyor. Bayramlarda devletin emekliye verdiği 1000 TL için birçok emeklinin devlet büyüklerine dua ettiklerine şahit oldum. Pahalılıktan şikâyet ediyorlar ve devletimizin, bütçemizin imkânları ölçüsünde emekliler zam beklerler. Erzurum Pazaryolu ilçesinde çay içerken emekli bir gurbetçi amcamızla konuştum. “Kırk sene yurtdışında çalıştım. Emekliyim. Halen orada oturumum var. Ancak gidince altı ay kadar kalacak yerim yok. Aldığım emekli maaşı oradaki giderlerimi karşılamaya yetmez. Sıkıntım arabamla buraya gelemiyorum. İki sene arabamla buraya gelebilmem için gidince orada altı ay kalmam icap ediyor. Benim devlet büyüklerinden istediğim sadece emekliler için orada altı ay kalacak şartının en kısa zamanda kaldırılması hususundadır. Zaten gurbetçi emeklilerin büyük bir kısmı rahmetlik oldu. Kalanların büyük bir kısmı da hasta. Devletimiz ömrünü çile ve sıla hasreti ile geçiren biz gurbetçi emeklilere bir jest yapmasını sabırsızlıkla bekliyorum. İnşallah emri Hak vaki olmadan böyle bir karar çıkar, bizler de istifade ederiz.” dedi.

Vatandaşlarla yaptığım sohbetlerde öne çıkanları devlet büyüklerimize arz etmek üzere kaleme aldım. İnşallah hayırlara vesile olur. Ülke olarak bütün sıkıntıları aşar, daha iyi ve daha güzel günlere hep birlikte ulaşırız. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

NOT:

Geçen haftaki yazımızda, elimizde olmayan sebeplerden dolayı imla ve yazım hataları olmuştur. Yazılımsal bir sorundan kaynaklanan bu hatalardan dolayı tüm okuyucularımızdan özür dileriz. Anlayışınız için teşekkürler. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sekizinci 8.

Deniz kenarına çöreklenmiş hırsız villaların önünde denize giremeyen vatandaşlar... aslında halkın olan yerlerin etkili yetkili şahıslar tarafından korunması... özellikle kapalı ailelerin dehlenmesi... yine kul hakkı yine kul hakkı... Reis tabii ki bizzat bilemez lakin bizler mahrum ve kimsesiz... Allah büyüktür.
  • Yanıtla

Hayrettin Hatunoğlu

Adalet kurumu resmen dökülüyor. Adliyeye işi düşmeyen bunu anlayamaz. Kanunlar sanki hırsız, arsız ve zorbaları korumak için yapılmış. Adliyelerde mağdur olmuş vatandaşları devlet harç adı altında resmen soyuyor. Paran yoksa dava açıp hakkını arayamıyorsun. Adliyeden çıkan devlete kanunlara hakimlere veriştiriyor. Adının başında ''adalet olan 18 yıldır iktidarda bulunan bir partinin iktidarında olacak iş mi bu? Bu adalet bakanı ne iş yapıyor?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23