• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
10 Nisan 2021

Vakıf ve dernekler üzerine

Ülkemizde genelinde halen faaliyet gösteren çok sayıda dernek ve vakıf hizmet vermektedir. Açıklanan bilgilere göre memleketimizde 122342 veya 85 bin dernek faaliyettedir. Bunun yanında 46 bin de vakıf faaliyet halindedir (İnternet bilgisi). Bu yazımızda kısaca vakıf müessesini incelemeye çalışacağız. Niyetimiz hiç kimseyi incitmek, karalamak değildir. Objektif bir şekilde meseleyi ele alacağız.

Vakıf, Arapça asıllı bir kelimedir. Sözlük anlamı itibarı ile; durdurma, hareketten alıkoyma, hareketsiz bırakma, tamamen verme, büsbütün verme manalarına gelmektedir. TDK’ye göre vakıf “bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para” anlamına gelmektedir. Vakıf müesseseleri değişik isimler adı altında olsalar da: “İnsanlık tarihinin başladığından bugüne toplumların kendi yapıları içinde o topluma mensup kişilerin sosyal yardım, sosyal dayanışma, sosyal güvenlik ihtiyaçlarını giderecek müesseseler inşa ettikleri görülmektedir.” (Ertem 2011 s.26).

İKTİSADİ ANLAMDA VAKIF:

“Kişisel çalışma ve gayretle elde edilen imkanlar veya mal varlığının gönül rızası ile paylaşılmasını ön gören hukuki bir sistemdir.” Vakıf; tarih boyunca süre gelmiş, insanlar arasında yardımlaşma, dayanışma duygusunun resmi kurumlaşmış halidir. Şöyle denilebilir; vakıflar bütün insanlığın huzur ve mutluluğunu gaye ederek çalışan sistemler veya hukuki kuruluşlardır.

TARİHTE İLK VAKIF:

Bir kısım kaynakların beyanına göre tarihte ilk vakıf İbrahim (AS) tarafından kurulmuştur. Hadise söyle gelişmiştir. Bir gün melekler Cenabı Hakka: “İbrahim (AS)’a neden Halilim (dostum) diyorsun?” diye sorarlar. Cenabı Hak meleklerine: “Gidin onu İbrahim’den öğrenin. Onu ziyaret ve bir de imtihan edin.” der. “O zaman sorunuzun cevabını almış olursunuz.” der. Hz. İbrahim (AS), kendisini ziyaret ve imtihan maksadı ile gelen insan suretindeki meleklere: “Allah’ı (CC) zikredin bütün sürülerimi size vereyim” der. Melekler, melek halleri ile Cenabı Hakkı zikrederler (Tabir caizse yerler yerinden oynuyor). Yapılan zikir: “SübbuhunkuddusunRabbuna ve RabbulMelaiketiverruh” olduğu kitaplarımızda yer almaktadır. İbrahim (AS), meleklerin zikirlerini işitince manevi bir zevk ve heyecana kapılır. Sahibi olduğu bütün sürülerini meleklere bağışlar. Melekler; İbrahim’e (AS): “Bizler melekleriz, seni ziyaret ve imtihan maksadı ile geldik. Sürünü istemeyiz” derler. İbrahim (AS): “Ben Allah’ın Haliliyim. Verdiğim sürüleri bir daha asla geri almam” der. Bu hadise karşısında Cenabı Hak, Halili (dostu) İbrahim’in (AS) sürüsünü vakfetmesini vahiy eder. Bunun üzerine İbrahim (AS) sürüsünü Allah rızası için vakfeder. İlk vakıf böylece kurulmuş olur. Geniş izahat için; “Esbabı Felah” kitabına müracaat edilebilinir.

İSLAM DİNİ GELDİKTEN SONRA KURULAN İLK VAKIF:

Hayber kalesi fethedildikten sonra Peygamber Efendimiz (SAS) elde edilen ganimetleri sahabeler arasında taksim eder. Hz. Ömer’e (RA) ganimetten bir arazi (bahçe) düşer. Hz. Ömer (RA) bu arazinin satılmaması, miras olarak bırakılmaması şartını koyarak, hibe edilmesini, vakıf olarak fakir, köle, misafir ve Allah yolunda olanların istifadeleri için ganimetten hissesine düşen bahçesini vermesi İslam tarihinde kurulan ilk vakıf olarak kabul edilmektedir. Peygamberimizin (SAS) şöyle bir hadisi şerifi vardır: “İnsanoğlu öldüğünde amel defteri kapanır. Ancak üç insanın amel defteri kapanmaz. Geride sadakayı cariye, hayırlı evlat ve ilim ehli bırakmak.” (Bu yüzden mali durumları müsait olanlar çeşitli dallarda çok sayıda vakıflar bırakmışlardır.). Kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre sosyal ve yasal kurumlar olarak vakıflar Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere 8. yüzyılın ortasından 19. yüzyılın ortasına kadar vakıflar İslam dünyasında sosyal, kültürel ve ekonomik yönden önemli roller oynamışlardır. 18. yüzyılın sonunda sayıları yirmi bini bulan vakıfların toplam gelirleri Osmanlı Devletinin bütçesinin üçte birine erişiyordu. Hem Selçuklu hem de Osmanlı döneminde çok çok vakıflar kurulmuş, çeşitli eserler geriye bırakılmıştır. Osmanlılarda ilk imaret 1336 yılında İznik’te Orhan Bey tarafından kurulup insanlığın hayrına vakfedilmiştir. İznik Medresesi ya da İznik Orhaniyesi, Osmanlı Beyliğinin 1331’de kurulan müessesesidir. Orhan Bey, medrese adına vakıflar kurmuştur (Vakıf hakkında çok geniş bilgiler vardır. Ben kısaltarak hülasa etmeye çalıştım. İsteyen arkadaşlar ilgili kitaplara, ansiklopedilere ve internete bakabilirler.).

Elbette ki vakıf ve derneklerin gördükleri hizmetleri inkâr edenlerden değiliz. Vakıflar, dernekler, mesleki kuruluşlar olmalıdır. Olmaya da devam etmelidir. Ancak üzülerek ifade edelim ki ülkemizde birçok vakıf, dernek ve mesleki kuruluşlar senetlerinde veya tüzüklerinde yazılı faaliyet alanları dışında çalışmalar yürütmektedirler. Günümüzde birçok dernek lokalinde kumar oynatılmakta. Korona denetimleri dolayısı ile yapılan denetimlerde çok sayıda dernekte kumar oynatıldığı tespit edilmiş olduğunu haberlerden çok defa izledik. Birçok dernek merkezinde hayvanlar dövüştürülmekte ve bahis oyunları tertiplenmektedir. Yine günümüzde birçok dernek ve mesleki kuruluş hizmet yerine siyaset yapmaktadırlar. Çok yazık ki, bir kısım dernek, vakıf ve mesleki kuruluşlar teröre destek vererek devletimizin aleyhinde çalışmalar yapmaktadırlar. Bazı dernekler fitreden, zekâttan, kurban derilerine kadar Müslümanlardan toplayıp terör örgütlerine kaynak aktardıkları devletimizin ilgili birimlerince bilinmektedir. Öyle vakıflar var ki başlarındaki başkanlar 25-30 seneli hikmetin hiç değişmezler. Yine öyle mesleki kuruluşlar var ki başlarında 30-40 sene saltanatını devam ettiren başkanlar var. Spor kulüpleri de birer dernek statüsündedir. Gidin ilinizin spor kulübüne veya çok sevdiğiniz takımların birine üye olun bakalım. Olabilir misiniz? Kesinlikle hayır! Sizden bilmem ne kadar paralar ve altınlar isterler. O kulübü ellerinde tutanlar kimi isterse üye eder, istemez ise olmaz. Gidin vilayetinizin ismini taşıyan vakfa üye olmak isteyin. Sizden bilmem ne kadar altın isterler üye olabilmeniz için…

Ülkemizin içinde, dışında terörle amansız bir mücadele veren Sayın İçişleri Bakanımızdan acilen istirhamımız; ülke çapında hiç ayırım yapmadan A cemaatinin, B cemaatinin, A partisinin, B partisinin ellerinde olan bütün dernek ve vakıflar ile ülkemizin doğusu, batısı, güneyi ve kuzeyinde faaliyette olan ne kadar dernek, vakıf ve spor kuruluşları varsa hepsinin hiç zaman kaybetmeden A’dan Z’ye sıkı bir denetimden geçirilmeleridir. Derneklerin, vakıfların gelirleri nerelerdendir? Giderleri nelerdir? Kaç üyeleri vardır, bu üyeler kimlerdir? Kimlerle irtibatları vardır? Bütün bunların dış ülkelerle direkt veya dolaylı bağları var mıdır? Zaman kaybetmeden, deliller karartılmadan bir anda iyi bir hazırlık yapılarak hepsinin faaliyetleri ve mali yönden gelir, giderleri sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir. Yukarıda da değindim. Elbette ki dernekler vakıflar, mesleki kuruşlar olsun. Ancak bunlar ne yapıyor, hizmetleri nelerdir? Devlet tarafından bilinsin. Kontrol şarttır, denetim şarttır. Kontrol bırakılırsa korkarım yarın bu vakıf ve derneklerin büyük bir kısmı FETÖ’nün dernek ve vakıfları gibi karşımıza çıkabilir. Çok dikkatli olmalıyız. Bu hususta zaman kaybetmemeliyiz. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

TEŞEKKÜR:

Halen İstinye Devlet Hastanesinde yatmakta olan oğlum İrfan Sandıkçı için desteklerini esirgemeyen Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’e, Belediye Başkan Yardımcılarına, Belediye Meclis Üyelerine, Belediye Sağlık İşleri Müdürü Dr. Armağan Eren Bey’e, İstinye Devlet Hastanesi Başhekimine ve Başhekim Yardımcısına, servis doktorlarına ve servis hemşirelerine, bütün sağlık çalışanlarımıza, hastane dışından destek veren Dr. Serhat Durmuş Bey’e, Dr. Erdoğan Bey’e, Akit gazetesinden Rıfat Bilgin Bey’e, yurtiçinden ve yurtdışından telefon eden ve mesaj gönderen bütün akraba ve dostlarımıza gönülden teşekkür ederiz ve dualar bekleriz. Selam ve saygılarımı sunarım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sami Polat

Muhterem Hocam, Vakıflar ile ilgili yazınızı okudum çok güzel olmuş, kaleminize ve gönlünüze sağlık diliyorum. Ayrıca Oğlunuz İrfan veya Rabbimden acil şifalar diliyorum.
  • Yanıtla

vatandaş

Dikkat bir kısım süleymancilar da feto gibi tehlike yola girdiler , menfaat için İslam ve din düşmanı partilere desteklemeye girdiler. Hani bunlar Ehli sünnet vel cemaat yolundalardi.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23