• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
02 Ocak 2021

Türk aile yapısı nereye gidiyor

Geçen haftaki yazımızda elimizden geldiği kadarı ile zararlı yayınların hele hele bazı televizyon programlarının ülkemize açtığı yaralardan, sinsi bir şekilde aile yapımızın birileri tarafından planlı bir şekilde dinamitlendiğinden bahsetmeye çalışmıştım. Yazımız ülke içinden ve yurt dışındaki dostlarımızdan epeyce takdir almıştı. Telefon edenler mesaj çekenler…

Hangi cepheden bakarsak bakalım gerçek manada Türk ve Müslüman aile yapımız çok büyük bir tehlike altındadır. Birçok gencimiz ne yazık ki elimizden uçup gidiyor. Elinize günlük birkaç gazete alsanız; babasını öldüren, anasını öldüren, eşini öldüren, evinden kaçan, esrar veya eroin komasına giren, hırsızlık, kapkaççılık ve daha birçok uygunsuz haberlerin yer aldığı haberlerle doludur. Bize, Müslüman Türk milletine yakışmayan, geçmişimizde olmayan bu tür olaylar ülkemizde hangi sebeplerden dolayı çoğalıyor? Kimler etki ediyor? Yazdığı İstiklal Marşı için konan ödülü bile almayan, Türk ordusuna hediye eden Akif’in torunları bugün neden devletine, bayrağına, ezanına, bir yönü ile de anasına, babasına büyüklerine ve tarihine düşman oluyor? Ülkemiz için, özellikle Türk aile yapısı için var olan ve gelecek tehlikelere dikkat çekerek şöyle diyorlar: “Şehirleşme, teknolojik gelişmeler, sosyal medya ve diziler boşanmayı arttıran sebepler arasında yer alıyor.”. Haberin devamı vardı, ben başlık olarak bu kadarını aldım. Şimdi konumuzu incelemeye çalışalım. Türk aile yapısının eskilerden beri çok sağlam temeller üzerine oturduğu bilinmekte. Ancak son senelerde ülkemizde ısrarlı ve maksatlı bir şekilde sürdürülen bazı televizyon yayınları, Türk aile yapısını kökünden dinamitliyor.

Memleketimizde medeniyet, ilericilik, aydın, çağdaş gibi isimler yakıştırılarak kadın, erkek münasebetleri ve aile yapımız maalesef her gün biraz daha kötüye gidiyor ağır yaralar alıyor. Evden kaçan kız ve erkek çocuklar, evli oldukları halde eşlerini aldatanlar, birçok çocuğu olduğu halde evli erkeğe kaçan evli hanımlar ve kızlar ya da kız kaçıran evli erkekler. Sorumsuz ya da lüks bir hayat yaşayacağım diye anasını, babasını öldüren evlatlar, sevgilisi ile bir olup eşini öldüren eşler. Sanatkâr ve artist olacağım diye evlerinden kaçan ve sonradan çeşitli tehlikelerin kucağına düşün genç erkek ve kız çocukları. Yıldırım aşklar sonucu yapılan nikah ve düğünler. Aradan birkaç gün geçmeden boşanma müracaatları. Milletin gözü önünde gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren bazı sanatçılar (Gerçek sanatçıları tenzih ederim). Artist, sanatçı olacağım diye evlerinden kaçan ve bilahare fuhuş bataklığına, esrar, eroin, her türlü kötülüğe düşüp mahvolan gençler. Hemen hemen her gün medyada bunlarla alakalı haberler yayınlanıyor. Altın vuruş yaparak canına kıyan gencecik insanlar. Sokaklarda o ve bu sebeple ailesinden kopup yaşayan sokak çocukları. Hırsızlık, soygunculuk, kapkaççılık, eli kuvveti yerinde olduğu halde çeşitli sahtekârlıklarla dilencilik yapan tembel, miskin insanlar…

Dün Anadolu’da yaşlıların odasına girmek için yüzleri kızaran delikanlılarımıza bugün ne oldu? Ana, baba, büyük, ecdat, kanun nizam tanımıyorlar? Neden bu hale gelindi? Dün Anadolu’nun dar yollarında yürürken karşıdan gelen bir komşu erkeğini gördüğü zaman yolun kenarına çekilerek ona yol veren hanım kızlarımıza, ablalarımıza, gelin hanımlarımıza bugün ne oldu? Niçin Türk ailesi bu şekilde çatırdıyor? Bu bir ilerleme midir? Yoksa çöküş mü? Şimdi bir de karşımıza “İstanbul Sözleşmesi” çıktı. Hâlâ sabırla ve ısrarla Sayın Cumhurbaşkanımızın ve devletimizin, hükümetimizin, bizim bünyemize ters gelen, kanımızla uyuşmayan bu sözleşmeyi iptal etmelerini bekliyoruz. Hz. Allah (CC) kadını ve erkeği ayrı cinsten ancak birbirlerini tamamlayan insanlar olarak yarattı. Kadın ile erkek arasında fiziki ve biyolojik değişiklikler var. Sizlerin gücü bunu değiştirmeye yetmez. Kadın kadındır, erkek de erkek. Basit bir örnek; erkeğin sakalı, bıyığı çıkar da kadının neden çıkmaz? Allah’ın (CC) hilkatı ile uğraşmak, hilkatı değiştirmek caiz değildir. Kadın erkek eşitliği başka şey, kadın haklarına riayet ederek kadına saygılı olmak başka şeydir. Bunun düsturunu Hz. Muhammed (SAS) Efendimiz: “Cennet anaların ayağı altındadır” diyerek koymuştur.

Bir kısım evlatlar ana, babalarını gelin hanım veya damat bey öyle istedikleri için darülacezelere terk edip gidiyorlar. Hâlbuki Türklerin geçmişlerinde, İslam’la şereflenmeden önce ve sonra anaya, babaya, yaşlılara tam bir hürmet ve itaat vardı. Ya şimdi? Anayı, babayı, yaşlıyı bırakıyorlar düşkünler yurduna; bir daha ne oldu öldü mü, yaşıyor mu diye gidip, arayıp soran, ziyaret eden, nasılsın diye soran, ellerini öpen, dualarını alan, ilgilenen yok… Neden günümüzde sayılar az da olsa (Allah korusun) bazı evlatlar sırf mirasa konmak için adam tutup ana ve balarını öldürüyorlar? Yahut akli melekesini kaybetti diye uydurma deli raporlar alıp babasının mirasına konuyor? Türkiye’de son senelerde boşanmaların çok çok arttığı resmi kayıtlardan da bellidir. ATO’nun hazırlattığı bir rapordan konu ile alakalı kısmı beraber okuyalım. Rapora göre: 1998 yılında 115 bin 265 boşanma davası açıldı. 1999 yılında bu rakam yüzde 6 artarak 123 bin 271’e ulaştı. 2000 yılında yüzde 7 artarak 131 bin 271’ e ulaştı. 2001 yılında ise yüzde 14 artarak 150 bin 110’a ulaştı. En çok boşanma ise İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleşti. Neden bu kadar boşanmalar oluyor? Bu rakamlar pek tabii eski rakam, eski veriler. Şu an için kesin istatistik rakamları elimde olmadığı için bu eski rakamları verdim. Elbette ki şu an için bu rakamlar çok çok daha vahim noktalara ulaşmıştır.

Sayın ilgililerimiz, yazımızın başına koyduğumuz Türk aile yapısı nereye gidiyor sorusuna ciddi bir şekilde cevap aramalıdırlar. İlkokullardan itibaren gençlerimize ilim, ahlak, kültür ve maneviyat olarak neler veriyoruz? Neden okullarımızda (ilkokullar dahil) içki, sigara, esrar, eroin yaygınlaşıyor? Bunlara sebep aramak lazım. Yoksa birçok diplomalı cahil mi yetiştiriyoruz? RTÜK; medyamızda yayınlanan iğrenç, aile yapımızı dinamitleyen programlara en kısa zamanda son vermelidir. Bütün siyasi partilerimiz birleşerek ülkemizin geleceğini ilgilendiren bu hayati konu üzerinde etkili kanunlar çıkarmalı, gereken tedbirleri almalıdırlar.

İstisnaları bir kenara bırakırsak Türk medyasında insanımızı, yaşlıyı, genci eğitecek, öğretecek, aydınlatacak yayınlar yapılıyor mu? Ekseri yayınlar şehevi ve nefsani. Netice işte ortada; ayrılanlar, evden kaçanlar, hırsızlık, yolsuzluk, fuhuş, esrar, kumar, çalma, çırpma, nasıl olursa olsun köşeyi dönme hesapları, adam öldürmeler ve yaygınlaşan mafya ve mafyacılık… Siyasi görüşü ve inancı ne olursa olsun ülkemizin vatandaşları uyanmalı, kendine gelmeli, aile yapımız tamamen çökmeden, daha büyük yaralar almadan ve açılmadan mutlaka el birliği ile çareler aramalı ve aile yapımızı korumalıyız. Bu durumda inanın vatanı bize emanet edenlerin, şehitlerimizin kemikleri kabirlerinde sızlıyor… Nene Hatunlar, Sütçü İmamlar ve daha binlercesi kabirlerinde rahat uyuyamıyorlar. Hepimiz aynı geminin içinde olduğumuza göre birinci mevkide oturanlar batmaz, güvertede olanlar batmaz, üçüncü mevkide olanlar batar diye bir şey düşünülemez. Unutmayalım ki, içinde olduğumuz gemi batınca; sadece kazana kömür atanlar ve üçüncü mevkide olanlar değil, birinci mevkide içkisini, viskisini yudumlayanlar da batar ve boğulur. O bakımdan acilen tedbirler alarak Türk ailesini bu büyük tehlikelerden korumalıyız.

Aile, tarihin bütün dönemlerinde toplumların vazgeçilmez kurumlarından olmuştur. İnsanlığın kabul ettiği bütün dinlerde (semavi veya semavi olmayan) aile kurumu kabul edilmiş ve her zaman istisnalar hariç aile kutsal kabul edilmiştir. Aile istenilen düzeyde düzenli, imanlı, ahlaklı, edepli olursa o ailelerden oluşan cemiyet de o derece düzgün ve düzeyli dur. Aile toplumların temeli olarak kabul edilir. Aile zayıflar ve bozulursa o zaman cemiyette kargaşalar çeşitli huzursuzluk ve sefaletler başlar. Aile bir bakıma hem iyiliklerin hem de kötülüklerin hem sebebi hem de sonucudur. O halde devleti ile hükümeti ile iktidarı ile muhalefeti ile bütün kurumlarımızla, çökmeye doğru adım adım ilerleyen aile yapımızı hep birlikte çöküşten kurtarmaya çalışmalıyız. Sayın Diyanet İşleri Başkanımızdan konunun üzerine ciddi bir şekilde eğilip Müslüman halkımızı aydınlatmalarını istirham ederiz. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Türk

Kadem‘e sorun, yada first ladye yada baskana, fatma sahine sorun!
  • Yanıtla

Yusuf.

Onca mü'min bir ümitle oy verip iktidar ettiği AKP o ümitleri bitirmek üzere. İnşallah Allah kalp gözlerini açar. 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23