Soyadlarımız neden değişti?..
Bundan kısa bir süre önce bazı resmi işlerim için Almanya’ya gitmiştim. Gelinim ve ikinci torunum orada idiler. Torunum Emirhan inşaat mühendisliği üzerine staj yapacaktı. Ancak pandemi sebebi ile olmadı. İleride inşallah. Bu arada çok sayıda eski dostlarımızla görüşme imkânım oldu. Kaldığım eve ziyaretime geldiler. Orada da sosyal hayat hemen hemen durmuş gibi idi. Lokantalar, kahveler, birçok işyerleri kapalı idi. Bu arada kaldığımız evin kütüphanesinde milli ve dini kitaplar vardı. Boş zamanlarımda o kitaplardan okumaya çalıştım. O kitaplardan birisi de “Tarihi Hakikatler” isimli kitaptı. Soyadlarımızın nasıl değiştirildiğini oradan okudum notlar aldım. Şimdi de yazıya döküyorum. İnşallah faydalı olur.
Ülkemizde soyadı kanunu 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanmış, 2 Ocak 1935 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun numarası 2525’tir. Kanun Türkiye bölgelerinin tamamını kapsamı içine almak üzeredir. Bu kanuna göre her Türk öz adından başka soyadı taşımaya mecburdur. Yazıda, imzalarda önce adı sonra da soyadını kullanır. Rütbe, memuriyet, aşiret yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edebe uymayan iğrenç, gülünç soyadları kullanılamayacaktır. Her aile reisi kanunun yayınlanmasından başlayarak iki yıl içinde yeni soyadı alma mecburiyetindeydi. Soyadı demek soydan gelen ad demektir. Ancak soyadı kanuni ile alınan veya verilen soyadları ile soy ile olan irtibat kesilmiştir. Çoğu yerde iki kardeşin çocuklarının taşıdıkları soyadlarının birbirleri ile hiç alakası yoktur. Örneğin kardeşlerin birisinin soyadı Aslan diğerininki ise Kaplan’dır gibi.
Şöyle bir soru sorsak acaba yanlış mı olur? Dünyada bizim gibi soyu ile sopu ile dedeleri ile irtibatını kesen, asırlar boyu devam eden yazısını yasaklayan, dilini, dil devrimi yapıyorum diyerek hançerleyen, soyadı değişiklikleri ile akrabaları birbirleri ile tanışamayacak hale getiren başka bir millet var mıdır? Soyadı değişikliği altında dışarıdan birçok içi başka, dışı başka olan insanları Türk ad ve soyadı ile ülkesine bilinçli olarak davet edilen, getirilen ve onlara makamlar mevkiler, kıymetli araziler veren başka bir millet var mıdır? Babalarımız, dedelerimiz, sülalemiz ve soyumuzla irtibatlarımız kesilerek, zihin kodlarımız bir nevi eski ile bağlantı kuramasın diye sıfırlandı. Soyadlarının değiştirilmesi ile ülkemizde soyla bağların kopartılabilmesi için bilerek, maksatlı virüs meydana getirildi. Bilindiği gibi “soy” kelimesi Türkçede hem ırk ve cins hem aile manalarına gelir. Onun için genel anlamda “soyumuz” denilince Türk cinsi “soyadlarımız” denilince de aile adlarımız kastedilmiş demektir. “Soyadlarımızın soyumuza uymadığından yani milletimize yakışmadığından söz etmemize sebep bütün dünyaya ün salmış olan eski Türk ciddiyet ve ağırbaşlılığı ile bugünkü aile adlarımız da birçoklarının uymasına imkân olmamasıdır.” Öyle soyadları vardır ki direkt olarak bir insana söyleseniz adam size kızar öfkelenir. Ancak geçmişte çok çok güzel soy geçmişi ve soya sahip olan nice insanların bugünkü soyadları çok çok garip ve acayiptir. Bugün ülkemizde kullanılan bazı soyadları şöyle: Tezek, çamurlu, iğrenç, kirli, pis çubukçu, çürük, paslı, böcekli, bulanık, kıllı, çöp, çıban, berbat ve daha birçok çeşitleri gibi. Soyadları arsında gülünç olanları da var: sefil, itçi, geveze, kambur, topal, potçu, çopur, deli, kaba, kabaca, cazgı, göbekli ve daha birçok çeşitleri gibi. Ayrıca bir kısım insanlar soyadı olarak hayvan adlarını almışlardır. Yılan, akrep, çıyan, karayılan, güve, dana, fil, kara kedi, bit, pire, böcek, tilki, kedi, ördek, karga, baykuş ve daha birçok çeşit hayvan ismi gibi. Bazı öz be öz Türk soyundan gelen aileler korku kelimelerinden oluşan soyadlarını almışlardır. Birkaç örnek verelim: katil, canavar, çete, vuran, asan, hıncal, sürgün, korsan, kol kıran, gülen, toz duman, deli soy, deli, cin, kazık, uçurum, karanlık ve daha değişik birçok isimler gibi.
Kazamıza atanan ilk müftü Mehmet Ersoy (Ahbap Hoca) (Süleyman Hilmi Tunahan (KS) hazretlerinin ilk talebelerinden) Allah rahmet eylesin bizim köyün Kur’an Kursuna ilk geldiği zaman; talebelerin ad ve soyadların sormuş bazı arkadaşlarımız; ceylan, kaplan, aslan, kurt, balık, fil vs. gibi soyadlarını söylediklerinde, merhum müftü: “Desenize biz hayvanat bahçesine gelmişiz” diye espri yapmıştı. Her milletin soyadları pek tabi atalarından kalmıştır. Ancak bizlere atalarımızdan kalan soyadları cumhuriyet idaresi ile mecburen değiştirildi. Birçok meziyetlerimiz gibi köklü ve güzel manalar ifade eden soyadlarımız değiştirilip yok edildi. Böylece de yapılan mübadelelerle birçok değişik, maksatlı yetiştirilmiş insanlar aldıkları değişik Türkçe ad ve soyadları ile ülkemize rahatça gelmiş ve aramıza karışmış zamanla da kendilerine düşen vazifelerini icra etmişler ve halen de etmeye devam ediyorlar. Bunların en başında da Sabataistler gelir. Bunların bazıları Türk adı ve soyadı alarak kendilerini gizlemeye başarmışlardır. Dinleri, niyetleri ve milliyetleri çok farklı olanlar ülkemizin ticari faaliyetlerinin başına oturarak, ticari ve siyasi olarak ne yazık ki, ülkemizi sömürdüler. Halen de sömürmeye devam ediyorlar. Ülkemiz için yapılan her hayırlı işe hemen karşı çıkıyorlar. Ellerindeki, basın yayın ve medya kuruluşları ile harekete geçerek Türk milletinin lehine olan her şeyin olmaması için ellerinden gelen bütün gayretleri seferber ediyorlar. Gerekirse içeriden kiralık piyonlar bularak onlara maddi imkanlar sağlayıp aynı düdüğü çaldırıyorlar. Hele bir düşünün Türkiye Akdeniz’de petrol aramaya çıkıyor belli bir gurup karşı çıkıyor. Türkiye Libya’ya, Suriye’ye, Azerbaycan’a yardıma koşuyor aynı insanlar kıyameti koparıyorlar oralar da ne işimiz var diyorlar. Türkiye Ayasofya’yı camiye çeviriyor; aynı insanlar ayağa kalkıyor Ayasofya’yı camiye çeviremezsiniz, batılı dostlarımızı(!) incitiriz. Bundan vazgeçiniz. Ayasofya’nın imamı bir ayet mealini açıkladı diye kıyamet koparmaya kalktılar. Türkiye Türk ailesini kökünden dinamitlemek üzere hazırlanan İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor. Ak Partiden kopan dünün sağcıları(!) bugün bebek katillerinin limanında demirlemişler. Onlar da avaz avaz bağırıyor bu sözleşmeden nasıl çekilirsiniz, biz mahkemelere müracaat edeceğiz… Bazı mini siyasi parti başkanları (dünün hararetli sağcıları) bugün mahkemelere koşuyorlar İstanbul Sözleşmesi kalkamasın diye. Müslüman Türklerin aile yapısı, örf ve adetlerine karşı hareket edenlerle beraber olmaktan hiç de çekinmiyorlar.
Değerli kardeşlerim, lütfen biraz zaman ayırın ve Türkiye’nin hayrına olan bütün işlere, hizmetlere karşı çıkan yazarların, siyasetçilerin, televizyon program yapıcılarının özgeçmişlerini bir inceleyiniz. Göreceksiniz ki, birçokları zamanla soyadı kanunu değişikliğinden istifade ederek ülkemize gelen içleri başka, dışları başka Türk ve İslam düşmanı insanlardır. Milli hasletlerimizle alakalı ne yapılırsa, dini vecibelerimizle alakalı yahut tarihimizle, örfümüzle alakalı, Türkiye’de yapılan tüm atılımlar bu dönme insanları aşırı derecede rahatsız etmektedir. Unutmayalım atalarımızın çok güzel bir sözü vardır: “At düştüğü yerden kalkar.” İnşallah öyle olacaktır. Varsın karşı çıksınlar, tepinip dursunlar. Allah nurunu tamamlamayı murat etti mi onun önüne hiç kimse engel olamaz. Keşke bu gerçeği birileri anlayabilseler… Lütfen hafızalarımız yoklayarak hep birlikte hatırlamaya çalışalım. Bir zamanlar ülkemizdeki yerli ve milli sanayici ve iş adamlarımıza bazı gazete, dergi ve televizyonlar ağız birliği halinde “yeşil sermaye, yeşil sermaye” diye hücum etmediler mi? Gezi komisyonu üyeleri zamanın hükümetinden neleri istemişti? Hatırlayınız. Türkiye’de şunları şunları yapmaktan vazgeçin. Köprüler, yollar vs. şimdi neden soyadlarımız ısrarla değiştirilmiş olmasının arkasında yatan sebeplerin neler olduğundan kısa da olsa bilgi sahibi olabildik mi? Dünkü oynanan oyunları hatırlayalım. Bugün oynanmak istenen oyunla de hep birlikte bozalım, bütün gücümüzle karşı çıkalım. Her şeyden önce çok uyanık olalım. İnşallah. Gerçekten soyadlarımız neden mecburen değiştirilmişti? Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.
NOT: Geniş malumatlar isteyenler İsmail Hami Danışmend’in Tarihi Hakikatler isimli kitabına müracaat edebilirler.







