• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

16 Eylül 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
16 Eylül 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Sözünü istifadelerinize sunuyoruz... (16 Eylül 2026)

ÂYET - VAHYİN DİLİNDEN:



(٨٠) وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖينَ
(٨١) اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla  

(80) Lût’u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: “Sizden önceki topluluklardan hiçbirinin (bu ölçüde) yapmadığı iğrençliği mi işliyorsunuz!”

(81) “Kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkınlık eden bir topluluksunuz.”

(A'râf Suresi, 7/80-81)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı) 


TEFSİRİ:

Lût aleyhisselâm, Hz. İbrâhim’in kardeşi Haran’ın oğludur. İslâmî kaynaklarda soy kütüğü Tarah oğlu Haran oğlu Lût şeklinde geçmektedir. İbrâhim ile birlikte Irak’tan ayrılmış; Tevrat’ta bildirildiğine göre Ölüdeniz kıyısındaki Sodom ve Gomore’de (Ammûre) peygamber olarak görevlendirilmiştir. Buralarda oturan halk, inkârcılık yanında, livâtayı da meşrû hale getirmişlerdi. Hz. Lût, erkeğin erkeğe yaklaşması (homoseksüellik) şeklindeki bu fuhuş çeşidini, daha önce hiçbir millette görülmemiş ölçüde yaygınlaştırmaları sebebiyle onları eleştirdi; kendisinin güvenilir bir peygamber olduğunu, Allah’tan korkup davetine icâbet etmeleri, hallerini düzeltmeleri gerektiğini söyledi (bk. Şuarâ 26/160-164) ve bu yaptıkları sebebiyle onları “müsrifler” şeklinde niteledi. “Mâkul ve meşrû ölçüleri aşan” anlamına gelen müsrif kelimesinin burada cinsel sapıklığı ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Kitap ve Sünnet’te zinanın cezası belirlenmekle beraber, sapıklık ve çirkinlik sayılarak yasaklanan eşcinselliğin cezası tayin edilmemiş; bu yüzden müslüman âlimler bu suçun cezası hakkında taşlama (recm), yakma, üstüne duvar yıkma, yüksek bir yerden atmak suretiyle öldürme gibi farklı idam usulleri önermişlerdir. İmam Ebû Hanîfe ve diğer bazı âlimler ise ta‘zîri (hâkimin uygun göreceği öldürme dışındaki bir ceza) yeterli bulmuşlardır (bk. İbn Âşûr, VIII/2, s. 232-234).

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 551 


 

HADİS - ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)   

“Lût kavminin işini (livâta) yapan mel’ûndur (lânetlenmiştir)."   (İbn-i Ahmed)

"Hanımı ile livata eden melundur." (Şir’a)

"Bir erkek veya kadının dübüründen ilişkiye girene Allah rahmet etmez." (Tirmizi)

 

GÜNÜN SÖZÜ:





GÜNÜN FOTOĞRAFI:


Erkek erkeğe sapık ilişkilerin yaygınlaştığı için Allah'ın gazabına uğrayıp taş kesilen Lut kavmi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Geleceğimizin Teminatı Gençliği ve Aileyi Korumak: Cinsel Sapkınlık Tehdidi, Toplumsal Sorumluluklarımız ve Anne Babalara Uyarılar İnsanlık tarihi boyunca toplumların ayakta kalmasını, nesillerin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayan en temel direk şüphesiz ki aile kurumudur. Aile, bireyin ahlaki, ruhi ve fiziksel gelişimini tamamladığı, toplumsal değerlerin ilk öğrenildiği kutsal bir yuvadır. Ancak modern çağın getirdiği kontrolsüz dijitalleşme, kültürel yozlaşma ve ahlaki sınırların esnetilmesi çabaları, bu kutsal yapıyı ve özellikle de geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi doğrudan hedef almaktadır. Bu tehditlerin en başında, insan doğasına, yaratılış fıtratına ve ahlaki değerlere tamamen aykırı olan cinsel sapkınlıkların ve buna bağlı eğilimlerin yaygınlaştırılmaya çalışılması gelmektedir. Cinsel sapkınlık, yalnızca bireysel bir ahlak sorunu değil, aynı zamanda toplumun genetik, psikolojik ve sosyal dokusunu derinden sarsan, nesilleri ifsat eden küresel bir tehlikedir. Cinsel sapkınlıkların ve fıtrata aykırı ilişkilerin toplumsal zararları yıkıcı boyutlardadır. Bu tür eğilimlerin normalleştirilmesi, ilk etapta aile bağlarını zayıflatmakta, evlilik kurumuna olan inancı ve saygıyı yok etmekte, nihayetinde ise nüfus yapısının bozularak neslin tükenmesi tehlikesini doğurmaktadır. Psikolojik düzeyde ise cinsel sapmalar, bireyleri derin bir iç çatışmaya, kimlik bunalımına, yalnızlığa ve ağır ruhsal çöküntülere sürüklemektedir. Toplumsal hayatta ahlaki normların çiğnenmesi, suç oranlarının artmasına, çocukların korumasız kalmasına ve güven ortamının zedelenmesine yol açar. Sağlık boyutunda ise fıtrata aykırı bu yapılar, bulaşıcı ve ölümcül hastalıkların yayılmasına zemin hazırlayarak kamu sağlığını açıkça tehdit etmektedir. Kısacası, bir toplumda cinsel sapkınlıklar meşruiyet kazandığında, o toplumun medeniyet iddiası, manevi direnci ve geleceği çökmeye mahkum olur. Bu tehlikeli dalganın yayılmasını önlemek için bireysel, kurumsal ve toplumsal düzeyde çok ciddi önleyici tedbirlerin alınması şarttır. İlk olarak, eğitim sistemimiz ve medya organlarımız fıtrata, aile değerlerine ve milli ahlaka uygun içeriklerle donatılmalıdır. Küresel odakların fonlarıyla beslenen ve gençlerin kimlik karmaşasından yararlanarak cinsel sapkınlıkları "özgürlük" ve "modernlik" adı altında pazarlayan dernek, vakıf ve platformlara karşı uyanık olunmalıdır. Gençlerimizi bu tür zararlı oluşumların pençesinden uzak tutmanın çaresi, onları alternatifsiz ve yalnız bırakmamaktır. Devletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve kanaat önderlerimiz iş birliği içinde çalışarak gençlerimize milli, manevi ve kültürel değerlerimizi aşılayan sağlıklı yaşam alanları sunmalıdır. Spor, bilim, sanat, geleneksel el sanatları ve hayırlı vakıf faaliyetleri gibi alanlar genişletilerek gençlerin enerjilerini doğru ve yapıcı mecralara yönlendirmeleri sağlanmalıdır. Gençlerin kendilerini ait hissedecekleri, dostça kabul görecekleri ve manen beslenecekleri temiz alternatif çevreler oluşturulmadığı sürece, art niyetli yapıların sunduğu sahte aidiyet tuzaklarına düşmeleri kaçınılmaz olacaktır. Günümüzde bu yıkıcı akımların en büyük propaganda ve yayılma alanı ise şüphesiz dijital mecralardır. Küresel şer odakları, popüler sosyal medya platformlarını, video paylaşım sitelerini ve mesajlaşma uygulamalarını birer algı operasyonu merkezine dönüştürmüştür. Gençlerin ve çocukların severek izlediği dijital dizilerde, sinema filmlerinde, hatta masum gibi görünen çizgi filmlerde ve bilgisayar oyunlarında cinsel sapkınlık figürleri bilinçli olarak satır aralarına yerleştirilmektedir. "Eşitlik", "insan hakları" ve "çeşitlilik" gibi kulağa hoş gelen süslü kavramların arkasına gizlenerek, fıtrata aykırı yaşam tarzları normal, modern ve imrenilecek birer davranış gibi gençlerin zihnine enjekte edilmektedir. Sosyal medya fenomenleri, popüler kültür ikonları ve küresel algoritmalar eliyle, ahlaki sınırları korumaya çalışan gençler "çağ dışı" kalmakla suçlanarak yalnızlaştırılmakta ve psikolojik bir baskı altına alınmaktadır. Dijital dünyanın sunduğu bu sahte ve sınırsız özgürlük illüzyonu, temiz dimağları zehirleyen ve gençleri fıtratlarından koparan en büyük tuzaktır. Meseleyi dini ve manevi yönden ele aldığımızda, Yüce Dinimiz İslam’ın fıtrata, neslin, aklın ve namusun korunmasına ne kadar büyük bir önem verdiğini ve bu konuda kesin sınırlar çizdiğini görürüz. Kur'an-ı Kerim, geçmiş kavimlerin cinsel sapkınlıklar ve ahlaki yozlaşmalar yüzünden nasıl büyük felaketlere uğradığını bizlere açıkça haber vermekte ve bizleri uyarmaktadır. Nitekim A'râf Suresi'nde, sapkınlığa sapan kavmine karşı Hz. Lut'un lisanıyla yapılan, "Sizden önce dünyada hiç kimsenin yapmadığı ahlaksızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz haddi aşmış bir kavimsiniz" ilahi ikazı, bu tür eğilimlerin Yaratıcı katındaki dehşetini ve haramlığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Allah Teâlâ, Rûm Suresi'nde "O'nun ayetlerinden biri de, kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesidir" buyurarak insanı kadın ve erkek olarak en güzel surette, birbirini tamamlayacak şekilde yaratmış ve insan neslinin temiz, helal ve meşru bir nikah bağıyla devam etmesini emretmiştir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de hadis-i şeriflerinde ümmetini fıtratı bozmaya yönelik her türlü eğilim ve ahlaksızlığa karşı şiddetle uyarmış, ar ve haya duygusunun imanın en temel yapı taşı olduğunu belirtmiştir. İslam, iffeti ve namusu korumayı imanın bir parçası sayarken, her türlü sınırı aşmayı, fuhşiyatı ve gizli ya da açık cinsel sapmaları kesin bir dille haram kılmıştır. Bu bağlamda, anne babaların ve gençlerin manevi bir uyanış içinde olması elzemdir. Sevgili gençler; dijital dünyanın ve modern hayatın sizlere sunduğu her akım özgürlük demek değildir. Gerçek özgürlük, nefsin, arzuların ve batıl ideolojilerin kölesi olmak değil, Yaratıcının çizdiği fıtrat sınırları içinde kalarak ruh temizliğini ve insanlık onurunu koruyabilmektir. Küresel kültürün dijital ekranlardan sızan algı operasyonlarına, süslü kelimeler arkasına gizlenmiş ahlaksızlık tuzaklarına karşı kalbinizi imanla, zihninizi ise faydalı ilimle muhafaza etmelisiniz. Dijital dünyada geçirdiğiniz zamanı sınırlamalı, takip ettiğiniz içerikleri ahlak süzgecinizden geçirmeli ve kimliğinizi koruma iradesi göstermelisiniz. Değerli anne ve babalar; en büyük sorumluluk ve görev sizlerin omuzlarındadır. Evlatlarınızı sadece maddi olarak beslemek yetmez; onların ruhlarını da sevgiyle, ilgiyle ve İslam ahlakıyla doyurmak zorundasınız. Çocuklarınızla aranızda güçlü, güvene dayalı ve açık bir iletişim köprüsü kurun. Onların internette neler izlediğini, sosyal medyada kimleri takip ettiğini, hangi dijital oyunları oynadığını yakından ama baskı kurmadan, sevgiyle ve rehberlik ederek takip edin. Teknolojik cihazları çocukların eline kontrolsüz birer bakıcı gibi bırakmayın; dijital dünyadaki tehlikelere karşı onları bilinçlendirin. Unutmayın ki, aile içinde sevgiden, şefkatten, ilgiden ve manevi rehberlikten mahrum kalan bir genç, bu boşluğu dışarıdaki tehlikeli akımlarda, sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde veya kendisini sahte bir ilgiyle karşılayan illegal dernek ve vakıfların kucağında doldurmaya çalışacaktır. Çocuklarınıza helal ve haram bilincini, haya duygusunu küçük yaşlardan itibaren yaşayarak öğretin. Onları küresel ifsada ve dijital tuzaklara karşı koruyacak en güçlü zırh, huzurlu bir aile ortamı ve sağlam bir inanç eğitimidir. Evlatlarımızı fıtrat düşmanlarına kaptırmamak için uyanık olalım, dualarımızla ve salih amellerimizle ailemizi bir kale gibi koruyalım.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23