• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
07 Mart 2020

Şehit kanları ile toprakları sulanan Anadolu

Tarihe dönüp baktığımızda Anadolu topraklarının nice şehitlerimizin kanları ile sulanmış olduğunu görürüz. Yakın tarihimizde Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, Hicaz’da, Yemen’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Balkanlar’da, Kafkaslarda, Libya’da, yalancı tarihçiler tarafından bizlerden gizlenen, kısa bir süre önce varlığından haberdar olduğumuz Kût'ül-Amâre’de ve daha dünyanın birçok yerinde milletimizin evlatları vatanlarını korumak, Anadolu’yu daimî yurt edinmek için, canlar vermiş, oluk oluk kanlar akıtmışlardır. Tabir caiz ise “İla-i Kelimetullah” uğrunda vatanlarını korumak için at üstünden inmemişlerdir. Sarıkamış’ta doksan bin vatan evladı niçin can verdi? Çanakkale’de yüz binlerce “Kınalı Mehmetler” neden seve seve şahadet şerbetini içmişlerdi? Hâlâ okunduğu zaman tüyleri diken diken edip, gözyaşlarının akmasına sebep olan; “Ano Yemen’dir gülü çemendir / Giden gelmiyor acep nedendir?” sözlerini içeren Yemen Türküsü niçin yazılmış, yıllardan beri niçin okunur? Her okunduğu zamanda neden dinleyenleri hüzün basar, gözlerin yaşarmasına sebep olur? Anadolu topraklarını bizlere canları, kanları pahasına emanet eden şerefli ecdadımıza hangi kökenden olursak olalım borçlarımız vardır. Bu topraklarda kardeşçe huzur içinde yaşamak varken düşmanlıklar niye? Neden fitnecilere, fesatçılara prim veriyoruz?

Tarih boyunca batılılar, daha doğrusu haçlılar hep ülkemize düşman olmuşlardır. Zaman zaman ülkemize hücumlar etmişler, Çanakkale’yi geçmek istemişlerdir. Ancak kahraman ecdadımız, daha doğrusu “Mehmetçik” en zor şartlarda tüm düşmanların hakkından gelmiştir. Çanakkale geçilememiş, Anadolu işgal planları tahakkuk etmemiştir. Günümüzde düşmanlarımızın tertipledikleri hileler, tuzaklar kat kat artarak devam etmektedir. Suriye’de oynanan oyunların esas hedefi; Türkiye’yi bölmek, parçalamak ve yutmaktır. Bunu Mısır’daki sağır sultan anladı da bizdeki bazı satılmış sağır sultanlar hâlâ anlamadı! Otuz dört Mehmetçiğimiz şahadet şerbetini içerken hâlâ Türkiye’nin Suriye’de, Libya’da ne işi var diyenler var! Biraz olsun düşünebilen insan oynanan oyunları, kurulan tuzakları fark eder. Nifak peşinde değil birlik ve beraberlik içinde Mehmetçiğin ve devletin yanında yerini alır.

Lütfen günümüzde Hindistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, İran’da, Suriye’de, Lübnan’da, Libya’da birçok Afrika ülkesinde oynanan oyunlara bakalım. Akan kanlara bakalım. Doğup büyüdükleri ülkelerinden kaçarken denizlerde boğulan erkek, kadın ve çocukların hallerine bakalım… Bütün bunların sebepleri kendilerine insan hakları ve demokrasi koruyucusu(!) süsü veren ikiyüzlü sahtekâr batılılardır. Fatihler, Kanuniler, Yavuzlar gibi nice kahraman evlatlar doğuran anaların çok olduğu, şehit kanları ile yoğrulan, her adımında meçhul bir kahraman şehit yatan, başta Hz. Eyüp (RA) olmak üzere birçok sahabe-i kiramın, Yunusların, Hacı Bayramların, Mevlanaların, nice velilerin ve Allah dostlarının istirahatgahı olan Anadolu… Bu güzel vatanımız hakkında Necip Fazıl Kısakürek’in yazdıklarına birlikte göz atalım:

“Anadolu; Bozkurdun, bir dere kenarında sulara dalıp gözlerindeki tılsımlı ateşi seyrede ede, içli ve mütevekkil bir söğüt ağacına istihale ettiği (değişme, başkalaşma, bir halden başka bir hale geçme) mesut diyar.

Anadolu; Türkün, gerçek ruh muhtevasını bulur bulmaz, seyyarlıktan sabitliğe geçtiği ve ruh vataniyle iç içe dünya vatanını kurduğu büyük mana çerçevesi.

Anadolu; Kıtalar arası tarihi hesaplaşmaların geçit meydanı, medeniyetlerin sergi evi, mahrem ve muazzam Asya’nın Avrupa’ya bakan cumbası…

Anadolu; putların ve salibin binbir cümbüşü arkasından kendisini topyekûn hilale teslim eden ve onun davasını bütün dünyaya şamil bir (aksiyon) halinde güden asli unsur kadrosu.

Ve nihayet Anadolu; tarih boyunca cihanın en büyük mana ve madde imparatorluğuna dayanak vazifesini gördükten sonra, dört asırdır öksüz, mazlum, harap ve mahrum yaşayan, bir asırdan beri de ihanetlerin en acıklısına uğrayan, derken ananevi tahammül ve tevekkülünün üstünde çeyrek asırlık (yazının yazıldığı tarihe göre) küfür binasının yükseltildiğine şahit olan misilsiz ukde merkezi.

Halbuki Anadolu; Şehitler toprağı, gaziler bucağı, veliler ocağı ve O’nun, kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı beşer nurunun ümmet yatağı…

Neticede Anadolu; Her taşında bir Yunus Emre’nin oturduğu, her yolundan bir Yunus Emre’nin geçtiği Allah ve Peygamber bağlılarının yurdu ki, minareleri, evleri, kalpleri, rüzgârları, kağnıları ve ırmakları hep “Allah, Allah!” sesiyle coşar.” (Büyük doğu)

Değerli kardeşim! Asırlardan beri vatanımız, ülkemiz, topraklarımızın için oynanan oyunları bozma zamanı gelmiştir. Doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi bugün ülke vatandaşı, ülke evlatları olarak birliğe, beraberliğe günümüzde çok çok daha ihtiyaç vardır. Ufak tefek meselelerimizi bir kenara iterek kalplerimizi, gönüllerimizi birbirimize açarak; ülkemizin, milletimizin, çocuklarımızın geleceği için ileriye odaklanalım. Anadolu’muzu, dün ecdadımızın yaptığı gibi kâfirlerin imansızlık telkinlerinden ve kirli çizmelerinden koruyalım. Birileri “Bizim olduğumuz zaman şehitler tepesinde şehitler olmayacak”(!) dese de bizim inancımız odur ki, şehitler tepesi boş değil, hiçbir zaman da boş kalmayacaktır.  Çünkü bizim dinimiz, mübarek kitabımız bizlere “Şehitler ölmez” diye telkin etmektedir. Yeryüzünde seve seve ölüme koşan tek bir millet var O da kahraman Türk milletidir. Vatan, bayrak ve dini uğruna: “Ya şehit olacağım ya gazi” diye tarih boyunca hep koşmuştur. Bugün Suriye’de destan yazdıkları gibi… Rabbim havada, karada, denizde, içte, dışta ve her yerde Mehmetçiği muzaffer eylesin ve korusun. Âmin… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

TEŞEKKÜR:

Yaşlı bir teyzemizi darülacezenin Kayışdağı’ndaki tesislerine yatırdık. Yatırma esnasında İstanbul Darülacezeleri Genel Müdür Yardımcısı Sayın Oktay Özden Beyefendi bizlere yardımcı oldu. Makam odasında ağırladı, çay ikramında bulundu. Şefkat bölümüne yatırılan teyzemizi müdür beyle beraber ziyarete gittik. Müdür bey alçak gönüllük göstererek teyzemizin elini öptü (Dualar aldı. Bu arada diğer yaşlılarla da tek tek ilgilendi). Tesisler temizlik ve hizmet bakımından Avrupa standartlarının üzerindedir. Başta sayın müdür beyi, vazifeli doktorları, psikologları, terapistleri ve hasta bakıcı ile hemşireleri tebrik eder, gönülden teşekkürlerimi sunarım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet

Yazınızda çanakkale savaşından yemenden kütük ankaradan bir çok olaydan bahsediyorsun bir çok kişiden bahsediyorsun keşke bir kerede olsa Atatürk ismimden bahsetseydin
  • Yanıtla

engineer

şehit kanlarıyla sulanan topraklarda şimdi ab uyum yasaları, istanbul sözleşmesi hükümran olmuş, ortalıkta lgbti ler boy gösteriyor, yazık, islamın hükümlerini 14 a5 asır önceki hükümlerdir güncellenmelidir diyenler hükümran olmuş, şehitlerin kemikleri sızlıyor, Allah cc nün dini alınıp satılıyor, iyi de para ediyor, Cenab-ı Hakk'ın ahkamı yerine batının i..ne yasalarını koyanlar, istanbul sözleşmesi yapanlar Allah cc Azizün Züntikamdır, Muntekim sıfatıyla intikamını alıcıdır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23