• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
05 Aralık 2020

Paylaşmayı becerebilirsek…

Mübarek İslam dinine inanan Müslümanlar bazı güzel hasletlerle bezenmiş ve süslenmiştir. Bu hasletlerin en başında gelen Cenab-ı Hakk Hazretlerine inanmak ve bütün peygamberlerini özellikle ahir zaman peygamberi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAS) Efendimize inanmak, İslam’ın ve imanın şartlarını kabullenip, yerine getirmektir.

Müslüman Rabbine teslim olmuş demektir. İslam inananlarına; dürüst olmayı, hiç kimseye haksızlık etmemeyi, özellikle mazlumları korumayı, tüm canlılara merhametle yaklaşmayı, insanlara güler yüzle davranmayı telkin etmektedir. Bunun yanında Müslüman, yardımseverdir. Paylaşmayı, vermeyi, ihsan ve ikramda bulunmayı sever. Müslüman darda kalanların yardımına koşar ırkına, diline, dinine ve rengine bakmadan.

Maalesef zamanımızda kaybettiğimiz güzel hasletlerden birisi de paylaşmayı becermektir. Herkes ben diyor. Herkes benim olsun diyor. Fakirin, garibin, yetimin, öksüzün sesine kulak verenler çok az durumda. İnsanların büyük bir kısmı İslam ülkelerinde servet yarışına çıkmışlar. Baş döndürücü lüks, israf, akıl almaz masraflarla yapılar köşkler, saraylar… Ve mezarlar… Altınlarla kaplanmış affedersiniz tuvaletler, kapı kolları, çatal ve kaşıklar ile daha neler neler…

Günümüzde aynı mahallede yaşayanların bir kısmı çok zengin nasıl para harcayacaklarının yollarını ararlarken öbür tarafta yaşayanlar çok fakir, akşam sofraya ne bulup koyacağız, çocuklarımız nasıl doyuracağız telaşı içindeler. Hastanelerde, yatılı okullarda, askeriyede, yurtlarda, otellerde ve evlerde, lüks lokantalarda ne yazık ki, maddi değerleri milyarları bulan ve hatta aşan ekmek ve yiyecekler çöpe gidiyor. Öbür tarafta binlerce insan pazar artıklarından, sebze ve meyve ile çöplerden ekmek topluyorlar…

Hz. Allah (CC) cömerttir ve cömert olan insanları sever. Burada zenginlere düşen görev fakirlere yardım ellerini uzatarak paylaşımlarda bulunup aradaki bu uçurumu kapatmaya yardımcı olmaktır. Kendilerine bu fani dünyada emanet olarak mallar ve mülkler verilen zenginler, Hz. Allah’ın (CC) bu ikramlarını iyi değerlendirmeli, malının karşılığı olarak sadece zekât değil, fakirlere mali yardımlar da yapmalıdırlar.

Çoklarımızın bildiği gibi Kur’an-ı Kerim’deki bir ayeti kerime ile kimlere yardım edilebileceği sınıflar halinde bildirilmiştir. Bu yardımlarda ilk olarak ailemiz, akrabalarımız ve komşularımızdan başlamak gerekir. Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’de: “Onlar hayır yoluna harcadıkları zaman israf etmezler, cimrilik de etmezler. Bu ikisinin arasında orta yolu tutarlar.” (Furkan, 67). Bizleri yoktan var eden Cenab-ı Hakk hiçbir zaman bizlerin altından kalkamayacağı yükleri bizlere yüklemez. Yüklememiştir.

Alemlerin efendisi Hz. Muhammed (SAS) Efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Veren el, alan elden üstündür. Öncelikle bakmakla yükümlü olduğun kimselere yardım et. Sadakaların hayırlısı, ihtiyaçtan artan maldan verilendir. Kim dilenmekten çekinirse Allah onu iffetli kılar. Kim kendini başkasına muhtaç görmezse, Allah da onu muhtaç olmaktan kurtarır.” (Buhari, Müslim).

Şakik Belhi Hazretleri; Cenab-ı Hakk’ın, kendisine takdir ettiği ömrünü tevekkül içinde geçirmiştir. Bu büyük zat der ki: “Kırk deve yükü kitap okudum, Allah yolunu dört şeyde buldum. 1. Rızık için emin olmak. 2. Her işte ihlas. 3. Şeytana düşman olmak. 4. Ölümü yakın bilip tedarikli olmak.”.

Şeyh Şadi Şirazi, Gülistan isimli eserinde şöyle der: “İlim, cömertlik ve Allah korkusundan uzak olan insan, anlamsız kuru bir kalıptan ibarettir. Sana ahiret hayatında gerekecek olan azığı sağlığında elde etmelisin. Öldükten sonra yakınlarından, dostlarından ve çocuklardan senin için iyilik yapmalarını bekleme. Buna güvenme. Nimete sahipken iyilik ve yardımda bulunana, yoksullara dağıt. Çünkü dünya malı ölünce elinden çıkacak, sahibine dönecek. Acı çekmek istemiyorsan, acı çekenleri unutma. Servetin elindeyken ihtiyaç sahiplerine ulaştır. Gün gelecek hazinenin anahtarlarını yitireceksin. Ahiretteki azığını buradan götüren kişiye artık yenilgi diye bir şey yoktur. Sırtını ancak kendin kaşıyabilirsin, başkası kaşıyamaz. Varını yoğunu avucuna al. Verilmesi gereken yerlere ver. Aksi halde yarın iş işten geçer, pişmanlıkla elini ısırırsın. Yoksulların sırrını açığa vurma. Kusurların örtmeye çalış. Allah da senin ayıplarını örtecektir. Kapını çalanı geri çevirme. Bir gün sen de düşersin, kapı kapı dolaşırsın, uğradığın her yerden elin boş dönersin. Muhtaçlara iyilik yap, gün gelir sen de muhtaç olabilirsin. Kırıkların hallerini sor, onları sevindir. Bir gün senin de gönlün incinir.” (Gülistan isimli kitabın ikinci bölümünden.).

Rabbim helalinden kazanabilmeyi, gerektiği gibi paylaşabilmeyi, her daim veren el olmayı bizlere nasip eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yazma böyle

Birileri alınır.Yanlıs anlar.Düzelir mi?.Sanmam. 
  • Yanıtla

Mustafa

Soyumuzu kurutuyoruz suyumuzuda kurutuyoruz. Haftada bir banyo yapanlara ne oldu ki günde iki üç kere duş alır hala geldik. Bu temizlik değildir hastaliktir zaruyet olmadıkça iki günde bir düş normal anormal olan günde iki kez duş. Susuzluk ve Orman yangınları. Neden ormanlara yagmur toplama göletleri yapılmaz. Yangın esnasinda kullanmak, yaban hayvanlarını sulamak veya ateşin aşmasına engel su havuzları. Dereleri nehirleri derinleştirin genişletin ama istinat duvarları yapmayın.,! Nekadar su dere nehir ve çay yataklarında tutulursa okadar suyumuz ve balığımız olur.  
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23