• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
13 Şubat 2021

Parayı niçin almadın?

Bütün dünyayı pandemi illeti kasıp kavuruyor. Birçok çalışan işini kaybetti. Birçok iş yeri kapanmak üzere, birçok esnaf borç batağında. Kirada oturanlar ev sahiplerine kiralarını ödeyemiyorlar. Birçok ana, baba, öz evlatlarına karşı boyunları bükük, istediklerini alamıyorlar. Dün para harcamak için savurganlık yapanlar, bugün ise hesaplar yapıyorlar. Çok lüks arabalar garajlarda kaldı. Dostlar, dostları ile kucaklaşamıyor, dede toruna, torun dedeye hasret kalmış, yaşlılar bir nevi evlerinde mahkûm. Cuma namazına giden yaşlılar Cuma’dan çıktıktan sonra korkarak evlerine gidiyorlar. Ya karşıma bir polis çıkıp nerden gelip, nereye gidiyorsun diye sorarsa ne yapacağım diye düşünüyorlar.

Biz her şeyi devletten bekliyoruz. Ülkemizde bu kadar iş adamları vardır. Neler yaptılar? Kaç fakir ailenin kirasını ödediler? Veya kiracılarından ya hiç kira almadılar veya yarıya indirdiler? Yardım edenleri pek tabi tenzih ederiz. Ancak herkes nefsi nefsi diyor... Çokları yine kasa, kese doldurma peşinde. Helali, haramı düşünenler ise az. Hele ülkemizde ticaret yapan tüm market zincirine bir bakınız. Covidi bahane ederek zam üstüne zam yapıyorlar. Covid öncesi 30-35 TL olan çiçek yağı şimdi 75-80 TL, el insaf… Nerede ise ülkemizde orta gelirli insanlar yaşayamayacak hale geldiler? Serbest piyasa diyorlar… Serbest piyasa demek, herkes kafasına göre hareket edebilir demek midir? Herkes gücü nispetinde bu tehlike anında işçisine, memuruna yardım etmelidir. Fakirin, fukaranın, kiracıların, iş yerleri kapalı olan esnafın yükleri azaltılmalıdır.

Bazen televizyon ekranlarında fakirleri, açları, yetimleri görüyorum ziyadesi ile üzülüyorum. Acaba ülkemizin zenginleri, para harcamak için yarışanlar bu garip ve gurebayı, yetimleri, öksüzleri görseler, yaralarına merhem olsalar, işi riya ve gösterişe dökmeden onların dertleri ile ilgilenseler çok çok daha iyi olmaz mı? Kim bu alemden öbür aleme bir şeyler götürdü? Bugüne kadar bu fani dünya kaç kez doldu, kaç kez boşaldı? Ne kadar daha dolup dolup boşalacağını ancak yaradan bilir. Ne beyler, paşalar ve saltanat sahipleri geldi ve sonunda her şeylerini dünyaya bırakarak gittiler. Arkalarında varisleri tarafından miras kavgaları başladı. Aylarca, yıllarca mal taksimi için mahkeme kapılarına koşanlar var.

Burada siz değerli kardeşlerimle iki hatırama kısaca anlatmak isterim. Biri Rahmetli babamla aramızda geçen bence önemli bir olayı paylaşmak istiyorum. Diğeri çocukluktan beri arkadaşım olan iş adamı H. Şükrü Kabil ile alakalı. Merhum babam H. Ali Sandıkçıoğlu uzun yıllar Ankara’da ticaretle uğraşırdı (Müteahhitlik). Bir sonbahar mevsimi Ankara’ya babamı, annemi ziyarete gittim. Vakit ikindi vakti ve dışarıda hafif yağmur yağar iken; baba, oğul ikimiz babamın İncesu’daki yazıhanesinde oturuyoruz. Masanın bir tarafında babam, öbür tarafında ben. O zamanlar ben İstanbul İstinye Kuran Kursu öğretmenliği vazifesini yürütüyordum. Hava hafif kararmış. Kapı açıldı, içeriye sekiz-on yaşlarında başı açık, uzun basma fistan giyen bir kız çocuğu girdi. Elinde bir tomar para var. Beş, on ve yirmilikler. Çocuk yazıhanemizin bulunduğu binadaki bir dairemizin kiracısının çocuğu idi. Kız çocuğu babama: “Ali Amca, annem kirayı gönderdi.” dedi. Merhum babam kıza: “Kızım sen parayı götür. Ben kirayı babandan alırım.” dedi. Ben babama: “Baba hazır para geldi neden almadın? Alıp da bana verseydin olmaz mıydı?” dedim. Merhum babam güldü. Bana: “Oğlum sen hiçbir şey anlamadın mı?” dedi. Bende: “Hayır baba” dedim. Babam: “Oğlum, o para hep bozuktu. Beş lira, on lira yirmilikler bile azdı görmedin mi? O parayı anası pazar parasından artırmış. Mutfak harcamalarından kıstı. Kira parasını biriktirdi. Demek ki durumları iyi değil, o biriktirdiği paraları bana kira olarak gönderdi (O zamanın parasına göre dairenin kirası dört yüz lira idi.). Ben de almadım. Belki birkaç ay daha da kira almam. Allah beni kiracı, o kız çocuğunun babasını dileseydi mal sahibi yapabilirdi. Şimdi ben mal sahibi, onlar kiracı. Oğlum sen din adamısın. Hiçbir zaman unutma! Bu malların esas sahibi Hz. Allah’tır (CC).” dedi. Gerçekten babamın bu hareketine çok sevindim. Ve bir evlat olarak babama teşekkür ettim. Bu satırları yazarken bile o günkü duyguları yaşıyorum. Sakın babasını ön plana çıkartmak istiyor diye düşünmeyin. Hepimiz bir şeyler yapabiliriz. Bazen telefonlarımıza sağlam yardım kuruluşlarında beş TL talep eden mesajlar geliyor. Bu kadarını yapamaz mıyız? Babama ise Cenab-ı Hakk’tan gani gani rahmetler diliyorum.

İkinci hatıram ise şöyle: Almanya’dan izne gelmiştim. Hacı Şükrü Kabil beni arabasına alarak Gaziosmanpaşa Cebecideki taş ocağına götürdü. Büyük çapta bir ocak, taş, mıcır, kum, kum yıkama tesisi ve bir başka yerde beton santrali vardı. İlk İstinye’ye geldiğimde kendisi ile tanışmış o gün bugün samimi dostluğumuz, arkadaşlığımız devam ediyor. Halen faaliyette olan İstinye Kur’an Kursu derneğinin tüzüğünü onların İstinye’deki eski yazıhanelerinde beraberce ikimiz de çok genç iken hazırlamıştık. Cebeciye ocağa gittik. İşçilerin yemekhanesinde yemek yedik, ortaklarından kayınbiraderi Muammer Akıncı da vardı. Bir üçüncü ortakları bizim köylü Mehmet Kılıç, o an orada değildi. İşçiye çıkan yemekten yedik. Yemekleri gerçekten güzeldi. O gün Şükrü’ye dedim ki: “Hacı yeter. Çocukluktan beri çalışıyorsun. Biraz dinlen veya çocuklara bırak.”. Bana aynen şöyle dedi: “Ali Hoca, inan kendim için çalışmıyorum. Benim işimde çalışıp aile geçindiren, çocuk okutan, hasta tedavi ettiren birçok insan var. Ben işi kapatınca onların işleri de bozulacak. Ayrıca burs verdiğim çocuklar, yardım ettiğim yerler var. Doğrusunu istersen ben şimdi kendim için değil onlar için çalışıyorum” deyince, ben kendisine o zaman şöyle dedim: “Hacım, niyetin bu ise çalış, Allah sana sağlık, sıhhat versin. Bol kazan ve inşallah bol dağıt.”. Ben bunları anlatmakla ne merhum babamı ve ne de arkadaşım H. Şükrü’yü öne çıkarmaya, onları methetmeye çalışmadım. Sadece onları örnek verdim. Hacı Şükrü’nün rahmetli babası H. Osman Kabil de çok hayır, hasenat sahibi idi. İstanbul’da ve İstanbul dışında birçok yerde sıfırdan camiler yaptırmış, tüm hayır kurumlarına yardımı olmuş bir insandı. Benim hocası olduğum İstinye Yurdunun birçok ihtiyacını onlar karşılardı. Cenab-ı Hakk hepsine rahmet eylesin.

İmkânı müsait olan iş adamlarımız, ticaret erbabı insanlarımız, kazancı yerinde olanlar, eski tabir ile tuzu kuru olanlar, ülkemizin geçtiği şu pandemi dar boğazında iken ne olur fakir kiracılarını kapı dışarı atmak yerine, onlara biraz yardımcı olabilseler. Birkaç ay kiralarını almasalar veya yarıya indirseler. Bugün ülkemizde nice yoksullar var, televizyonlarda poz vererek değil, gazetelere manşet olarak değil “Sağ elin verdiğini sol, sol elin verdiğini sağ el duymadan” düsturu ile ihtiyaç sahiplerine el uzatabilsek, onlara yardımcı olabilsek ne kadar güzel olur. Malımız eksilmez, artar. Evlerimizde, iş yerlerimizde huzur ve bereket olur. Çünkü Hz. Allah (CC) “Benim için bir verene ben on veririm” buyuruyor. Malını, mülkünü sevenler bu fani dünyada çok tasadduk ederek, mallarını öbür aleme taşıyabilirler. Hz. Allah (CC) sabredebilen fakir, şükredebilen zengin ve haline razı olup kulluk vazifelerini bihakkın yapabilenlerden eylesin bizleri. İnşallah Rabbul Alemin en kısa zamanda ülkemizden, alemi İslam’dan ve bütün dünyadan bir an önce bu felaketi kaldırır. Yine eski günlerimize döneriz.

Yazımı noktalarken covid belasının hüküm sürdüğü günümüzde ticari ahlak kurallarını bir kenara bırakarak, aşırı fiyat yapan büyük marketler zincirlerini şiddetle kınıyorum. Biriktirdikleri mallarından öbür aleme hiçbir şey götüremeyeceklerini bir kere daha hatırlatmak isterim. Siz yeryüzünde olanlara yardımcı olunuz. Hz. Allah’ta (CC) size yardımcı olur. Unutmayalım! Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nahit sazoglu

Ulkemizin duzelmesi icin acilen faizsiz adil duzene gecmeliyiz bu mikrop ulkemiz insanlarini inim inletmekte
  • Yanıtla

OSMAN SEFER

ALLAH HERKESE MERHAMET VE ŞUUR VERSİN.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23