• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
18 Nisan 2020

Musibetlere karşı ne yapmalıyız

Bilindiği gibi fani dünya kimin daha iyi olduğun, kimin daha iyi ameller yaptığının anlaşılacağı bir imtihan salonudur. “Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, mutlak üstün olandır, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk, 2). İmtihan esnasında insanlar çeşitli bela ve musibetlerle imtihan olurlar. Başlarına maddi ve manevi sıkıntılar, dertler, musibetler ve çeşitli hastalıklar gelebilir. İnsanoğlundan beklenen bütün bu imtihanlardan başarı ile çıkabilmesidir. İlahi bir hikmet olarak peygamberler, enbiyalar, evliyalar en büyük imtihanlara tabi olmuşlardır. Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) bir hadisi şerifinde: “Belaların en şiddetlisi enbiyalara, evliyalara, ondan sonra iman derecesine göre her Müslümana gelir” buyurmuştur.

Dünyada bütün insanlık çeşitli imtihanlarla denenir fakat bu imtihan ve deneme zaman içinde farklı şekillerde olabilir. Hz. Peygamberimiz (SAS): “Mümine eziyet veren her şey musibettir” buyurmuşlardır. Başa gelen her türlü zarar, eza, cefa ve sıkıntılar esasında birer musibettir. Bela ve musibetlere karşı müminlerden beklenen Cenab-ı Hakk’ın takdirine boyun büküp sabır göstermektir. Hz. Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’inde: “Müjdele o sabırlılara ki onlar başlarına bir musibet geldiği vakit (Biz Allah’a aitiz), nihayet O’na döneceğiz derler.” (Bakara, 156). Mümin bir musibetle karşılaştığı zaman hemen korkup, sızlanmaz, şikâyet etmez. Mümin bilir ki, bilmelidir ki her şey Hz. Allah’ın (CC) kudret ve iradesi ile olur. Cenab-ı Hakk her şeyi, dilediği gibi idare eder, Mevla’nın tasarrufuna asla itiraz edilemez. Her halükârda Cenab-ı Hakk’ın kaza ve kaderine rıza göstermek lazımdır. Dünyada insanoğlunun, özellikle Müslümanların gayeleri Allah’ın (CC) rızasının kazanmak olmalıdır. Zaten insanoğlunun yaradılış hikmeti Hz. Allah’a (CC) kulluk ve ibadet içindir.

Dünyada her insan gücü ölçüsünde imtihan edilecektir. Başına gelen bela ve musibetlerle baş etmeye çalışıp sabredecek, böylece olgunlaşacaktır. Bir Müslüman herhangi her bir sıkıntı ile karşılaştığı zaman “İnna lillahı ve inna ileyhi raciun” demelidir. Yani “Biz Allah’tan geldik, dönüşümüz de O’nadır” demelidir. Hz. Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’inde: “De ki: Allah bize ne yazmışsa başımıza ancak o gelir, O bizim Mevla’mızdır. Müminler yalnız Allah’a güvenip yalnız O’na tevekkül etsinler.” (Tevbe, 51) buyurmaktadır. Bir başka ayeti kerimesinde Mevla’mız: “İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” (Ankebut, 2) buyurmuştur. Evet, herkes bu âlemde sınanacak, imtihana tabi tutulacaktır. Cenabı Hak bu hususu Kur’an-ı Kerim’inde şöyle ifade ediyor: “And olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele.” (Bakara, 155). Buna rağmen yeryüzünde öyle insanlar var ki; birçok bela, musibet ve sıkıntı ile karşılaşmalarına rağmen Cenab-ı Hakk’a inanmaz, kaza ve kaderine razı olmazlar. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk: “And olsun biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.” (Müminin, 67) buyurmuştur. Bu ayeti kerime bela ve sıkıntılar anında Cenab-ı Hakk’a dua ve iltica ile dönmemizi hatırlatıyor.

Âlemlerin Rabbinden niyazımız; bütün dünya için, özellikle İslam âlemi için çok büyük bir musibet olan bu virüs ve bil umum tehlikeler Cenab-ı Hakk’ın kudreti ile inşallah kısa sürede azaptan rahmete döner. Hz. Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’inde; Yahudileri, gerçek peygamberlerine ve gerçek müminlere yaptıkları zulümlerine karşılık birtakım cezalara çarptıran Rabbimiz, kendilerini toparlayıp tövbe ederlerse onlara merhamet edeceğini, eğer eski günahlarına dönerlerse yeniden cezalandıracağını ve çıkmamak üzere cehenneme hapsedileceklerini bildiriyor (İsra, 8). Zalimler zulümlerinden, bizler de günahlarımızdan dönebilirsek inşallah Mevla’mızın rahmetinin gelmesi yakın olacaktır.

Şunu unutmayalım ki, geçmişte helak olan kavim ve milletlerin yaptıkları günah, isyan ve iğrenç rezilliklerin kat kat fazlası günümüzde Müslüman memleketler dahil bütün dünyada yapılmaktadır. Dünyamızı bir baştan öbür başa etkileyen, zengine ve fakire bakmadan tüm insanları saran bu bela ve musibetten hepimizi Rabbim inşallah kudreti ile en kısa zamanda kurtarsın. Yeniden eski günlerimize tövbe etmiş bir vaziyette dönelim. Camilerimiz açılsın. Kudüs’te, Beytullah’ta, Medine-i Münevvere’de, Mescidi Haram’da Müslümanlar yeniden ibadetlerine, ziyaretlerine, tavaflarına başlasınlar. Rabbimiz: “Sizin hayır zannettiklerinizde şer, şer zannettiklerinizde hayır olabilir” buyuruyor. Dünyayı saran bu korona virüsü inşallah bütün dünyada zulümlerin bitmesine, adaletin tesisine, tüm şerlerin gidip hayırların gelmesine sebep olur. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

AÇIK MEKTUP:

Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Maliye Bakanımız ve Sayın BDDK yöneticilerine;

Korona virüs sebebiyle devletimiz, hükümetimiz ve tüm ilgili birimler vatandaşlarımız için çok güzel kararlar ve tedbirler aldılar, alıyorlar. Devlet bankaları vatandaşların kredi borçları için kolaylıklar sağladı. Aldığım birçok telefon ve elektronik postalarda vatandaş, aşağıdaki durumu Akit Gazetesi aracılığıyla ilgililere iletmemi istediler. Özel bankalardan küçük miktarlarda ihtiyaç kredileri alan vatandaşlar çok zor durumdadırlar. Anlaşmak için giden müşterilerinden, birkaç aylık uzatma için yüksek meblağ faiz talep ediyorlar. Özel bankalara borçları olanlar zaten dar gelirli insanlardır. Onların birçoğu da işlerini kaybetmiş, nasıl geçineceğim derdindeler. Özel bankaların da ülkemizin bu dar gününde ellerini taşın altına koymaları gerekir. Özel bankalar da küçük kredi sahiplerine kolaylıklar sağlamalı, kredi faizlerinin bu süre içinde durdurulması ve kredilerin belli bir süre ertelendikten sonra uzun vadeye yayılması için gerekli girişimin taraflarınızca yapılmasını arz ederim. Saygılarımla.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

MARİO

çok güzel yazmışsınız. Allah razı olsun .Lakin bizde bundan ders çıkaracak akıl ve din yok .hakkın helal et
  • Yanıtla

Mustafa

73/ 1 - Ey örtünen! (Peygamber) 2 - Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl). 3 - Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt. 4 - Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku 2 /2 - İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir . 11/1 - Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. 2 - (Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim 7/2- (Bu,) sana indirilen bir Kitab'tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3 - (Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! 6/38- Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar. Dini konularda yapılan tartışmaları takip ettiğimizde çoğu zaman dikkate alınmayan önemli bir hususun göz ardı edildiğini görmekteyiz. Bu husus yöntem sorunudur. Neden din adına farklı doğruların iddia edildiği şeklindeki bir soruya verilecek en temel cevap; din adına hüküm çıkartırken farklı yöntem ve yolların izlendiği olacaktır. İşte tam da bu noktada çok önemli bir soru çıkıyor karşımıza: Dinin kaynağı nedir? Bu soruya verilecek cevap, hem yüzlerce temel sorunun cevabı olacak hem de dini anlamadaki yöntemimizi belirleyecektir. Kur’an ayetleri incelendiğinde dinin tek geçerli kaynağının Kur’an olduğunun her fırsatta vurgulandığını görmekteyiz. Din adına tek hüküm sahibinin yalnız Allah olduğu, Allah’ın dininin Kur’an’ın indirilmesinin tamamlanmasıyla tamamlandığı, Allah’ın sözünden başka söz arayanların kınandığı, Peygamberimizin görevinin Allah’ın ayetlerini tebliğ etmek olduğu, Kur’an’ın detaylandırılmış ve apaçık bir kitap olduğu, hesap günü herkesin kitaptan sorumlu tutulacağı gibi ifadeler birçok ayette yer alır. Geleneksel anlayış ise Kur’an’ın ortaya koymuş olduğu din anlayışının çok dışında, din adına Kur’an’ı yetersiz kabul eden ve dinin tam anlamıyla anlaşılıp açıklanması için Kur’an’ın yanında Peygamberimiz’e ait olduğu iddia edilen ve sayısı milyonları bulan hadis rivayetlerinden ayıklanarak sahih olarak kabul edilen hadisler, bu hadisleri kendi kabul ve anlayışları ile seçen mezhep imamları ve onların ortaya koymuş oldukları din anlayışı ve yorumlarının Allah’ın vahyinin üzerine çıkarırcasına dinin kendisi haline getirilmesidir. (Bakınız: Hadisler dinin kaynağı olabilir mi?) Şimdi Kur’an ayetlerinden hareketle neden dinin yegâne kaynağının Kur’an olması gerektiğini görelim. Din Adına Kur’an’ın Yeterliliği: Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik. (16-Nahl-89) Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? (29-Ankebut-51) Hüküm Yalnız Allah’ındır: Hüküm yalnız Allah’ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur. Ama insanların çoğu bilmiyorlar. (12-Yusuf-40) Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. Rabbin’in kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur. (18-Kehf-26,27) Kur’an’ın İndirilişinin Tamamlanmasıyla Din de Tamamlanmıştır: Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. (6-Enam-115) Kur’an’ın İndiriliş Sebebi: Bu bir kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, O övgüye layık, Aziz Olan’ın yoluna çıkarman için sana indirdik. (14-İbrahim-1) Kur’an Din Adına Gerekli Olan Her Detayı İçerir: Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (6-Enam-114) Ey iman sahipleri, size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetti. Allah Bağışlayandır, Merhametlidir. (5-Maide-101) Bir Konu Kur’an’da Yer Almıyorsa Bu, Allah Unuttuğu İçin Değildir: Rabbin asla unutkan değildir. (19-Meryem-64) Kur’an Dini Konularda Eksiksiz Bir Kitaptır: Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. (6-Enam-38) O yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kuran’dır. (36-Yasin-69) Kur’an Din Adına Hüküm Koymaya Kalkanlardan Delil İster: Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi öğüt almıyorsunuz? Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var? Şayet doğru söylüyorsanız kitabınızı getirin. (37-Saffat-154-157) Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa okuyup, ders almakta olduğunuz bir kitabınız mı var? İçinde keyfinize uyanın sizin olduğu. 68-Kalem-36,37) Kur’an Her Peygambere Allah’ın İndirdiği İle Hükmetmelerini Söylemiştir: Sen de aralarında, Allah’ın indirdiğiyle hükmet. (5-Maide-49) Din Adına Sadece Kur’an’a Uyan Biri Peygambere’de Uymuş Olur. Peygamberimiz Sadece Kur’an’a Uymuştur: De ki “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” (21-Enbiya-45) Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete, sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik. (13-Rad-30) Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu. (6-Enam-19) Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: “Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir.” De ki: “Benim onu kendiliğimden değiştirmem asla mümkün değildir. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum. Eğer Rabbime isyan edersem büyük günün azabından korkarım.” (10-Yunus-15) Kur’an Detaylandırılmış ve Ayetleri Allah Tarafından Açıklanmıştır: Andolsun ki size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden örnekler ve korunup, sakınanlar için de bir öğüt indirdik. (24-Nur-34) Bunları Kuran’da türlü türlü şekillerde açıkladık ki öğüt alıp hatırlasınlar. Fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor. (17-İsra-41) Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler. (17-İsra Suresi-89) Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz. (6-Enam-65) Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız, inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir Kitab’ı onlara getirdik. (7-Araf-52) Bu bir kitaptır ki, Hakim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici kılmış ve sonra detaylandırıp açıklamıştır. (11-Hud-1) Peygamberimizin Hesap Günü Ümmetinden Şikâyetçi Olma Sebebi: Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran’ı terk ettiler. (25-Furkan-30) Peygamberlerin Görevleri: Peygamberimizin ve Hz. Adem’den itibaren gönderilen tüm peygamberlerin din adına görevleri dini tebliğ etmek yani Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmaktır; bu mesaja müdahalede bulunmak, ilaveler ya da değişiklikler yapmak vazifeleri olmadığı gibi, Peygamberler’in böyle bir eylemi gerçekleştirdiği de düşünülemez. Peygamberlerin vazifesi sadece dini tebliğ etmektir. Bu ise yeterince şerefli bir görevdir. Allah’a itaat edin, elçiye itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: bizim elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. (5-Maide-92) Elçiye düşen, tebliğden başka bir şey değildir. Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. (5-Maide-99) Ya onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer. (13-Rad-40) Elçilere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir. (16-Nahl-35) Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir. (16-Nahl-82) Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir. (29-Ankebut-18) Yüz çevirirlerse, Biz seni onlar üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, tebliğden başkası değildir. (42-Şura-48) Kur’an ayetlerini incelediğinizde göreceğiniz gibi pek çok ayette Kuran’ın din adına yeterli olduğu, Kur’an’da geçen konuların ise detaylı ve açık anlaşılır bir biçimde ifade edildiği belirtilmektedir. Peygamberimiz hayattayken de vefatından sonraki ilk yıllarda da din adına sadece Kur’an kaynak olarak kabul edilmiştir. Peygamberimiz üstün bir insandır ancak insan üstü bir varlık değildir. O da vahiy geldikçe Allah’ın emirlerini ve yasaklarını öğrenmiş ve Cebrail’in vasıtasıyla bu bilgileri özümsemiştir. Peygamberimiz’in ve etrafındaki samimi Müslümanlar’ın din adına anlatıp yaşadıkları Kur’an ayetlerinden başka bir şey değildi. Mevcut hadis kitaplarını inceleyen insaflı her kişi Kur’an’a, mantığa ve birbirine muhalif birçok hadis içeren bu kitapları dinin kaynağı olarak kabul etmenin Kur’an’a ve Peygamberimize iftira olduğunu anlayacaktır. Bunu anlamak için mutlaka şu bölümü okuyunuz: (Bakınız: Hadisler dinin kaynağı olabilir mi?) Hadislerin dinin kaynağı olamayacağını, sadece içlerinde saçma ya da tutarsız olanlar var oldukları için değil; en temel olarak Kuran’a göre Kuran dinin tek kaynağı olduğu için savunuyoruz. Yukarıda alıntıladığımız ayetlerle bunu göstermeye çalıştık. Hadislerle sadece Kuran’ın anlattığı dine ilaveler yapılmakla kalınmamış, Kuran’ın kimi hükümleri iptal edilmeye de (nesh edilmeye de) kalkınmıştır. (Bakınız: İslam’da Nasih Mensuh Var Mı?) Çarpıcı bir örnek vermek gerekirse Kuran’da zinanın cezası 100 celde (cilde vurulan sopa) olarak ifade edilmişken ve bunun uygulanması içinde zina eden kişileri en az dört kişinin görmesi gibi bir şart konulmuşken (yani bu günah ancak alenen işlenirse bu ceza uygulanabilir), uydurma hadislerle, zina eden evlilerin taşlanarak öldürülmesi gerektiği iddia edilmiştir, hatta bu hükmü doğru çıkarmak için kuran2daki bazı ayetleri bir keçi yediği için bu ayetlerin hükmünün ortadan kalktığı (nesh edildiği) ifade edilmiştir. (Bakınız: İslam’da Recm -Taşlayarak Öldürme- Cezası Var Mı?) Sonuçta uydurma hadislerle hem Kuran’la çelişkili, hem Kuran’a hakaret içeren, hem mantıksız, hem de bu sebeplerden dolayı Peygamberimiz’e karşı iftira olan birçok ifade yaygınlaştırılmıştır. Ancak Peygamberimiz sosyal yaşam içinde veya devlet başkanlığı kişiliği ile mutlaka dünyevi bir takım kararlar almış ve sözler söylemiştir. Ancak bunlar içinde bulundukları dönem ile sınırlı kararlardır ve dini açıdan bir bağlayıcılığının olması söz konusu değildir. Dini konularda aynı hatayı Yahudi ve Hıristiyanlar da yapmışlar ve kutsal kitaplarının yanına çeşitli hadis ve ilmihal kitaplarını da ilave etmişlerdir. Bu yolla uydurmacılık yayılarak meşru kılınmıştır. Ancak Allah’ın yardımı sayesinde Kur’an bozulmadan, değiştirilmeden günümüze kadar ulaşmıştır. Bu yüzden Yahudi ve Hıristiyanların düştükleri hatalardan ders almak ve aynı hatalara düşmeden Kuran’ın yanına din adına başka bir kaynak koymamak gerekir. Peygamberimizin gerçek sünneti budur. Dinin emir ve yasakları sadece Kur’an ayetlerindedir. Peygamberimiz bunları bildirmiş ve bunlara uymuştur. Yazının başında da dikkat çektiğimiz gibi bu konuda pek çok ayet bulunmaktadır. Din sadece Kuran’dan öğrenilir ve bu yapılırken de daha önce kafalarda oluşmuş bulunan din adına tüm bilgiler bir kenara bırakılarak Kuran’a berrak bir zihin ile yaklaşılmalıdır. Aksi halde pek çok Müslüman kardeşimizin düşmüş olduğu hataya düşmek kaçınılmaz olacak ve kafamızda oluşturduğumuz ve din sandığımız bir takım bilgiler Kur’an’da geçmediği için bazıları Kuran’ı yetersiz sanacaktır. Bazı ayetlerde “Peygambere (elçiye) uymak” ifade edilmektedir. Bu doğrudur, ancak Peygambere uymak Kuran’a uymak ile mümkündür. (Bakınız: Allah’a Ve Elçisine İtaat etmek Ne demektir?) Bazılarının göstermeye çalıştığı gibi dini güvenilir tek kaynak olarak Kuran’ı benimsemek Peygamber’e uymamak anlamını taşımaz. Aksine Peygamberimiz’e iftirilarla dolu bu sözlerin dinin kaynağı olamayacağını söylemek Peygamberimiz’i iftiralardan korumak demektir. Din, Allah Peygamber ortak yapımı değildir. Din adına hükmü Allah gönderir peygamberleri de bu hükümlere uyar ve insanlara aktarırlar. Bu yeterince yüce bir vazifedir. Bunun dışında peygamberlik konumunu aşan yetkilerin Peygamberimiz’e iftira yolu ile isnat edilmesi büyük bir suçtur. Şayet çoğunluğu temsil eden geleneksel anlayış doğru olsaydı Peygamberimiz’in ahiretteki şikâyeti “Ümmetim bu Kuran’ı terkettiler” (25 Furkan Suresi 30) şeklinde olmaz; “Ümmetim sözlerimi (hadislerimi) terk etti” şeklinde olurdu. Bizim ya da din adına sadece Kuran’ı kaynak kabul eden kişilerin Peygamberimizi önemsiz görme gibi bir düşünceleri olması mümkün değildir. Bu mümine yakışmaz. Ancak bizim tüm derdimiz Peygamberimiz üzerinden ortaya atılmış olan uydurmalardan dinimizi kurtarmak ve din adına sadece Kuran’a uymaktır. Peygamber’e gösterilecek en büyük saygı ve sevgi, ondan bize miras kalan Allah’ın kelamı Kuran’ı takip etmektir. İşte o zaman gerçek anlamda dini yalnız Allah’a özgü kılar ve Peygamberimiz’in gerçek yolunu takip etmiş oluruz
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23