• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
25 Temmuz 2020

Kunduracı ile sarraf

Değerli kardeşlerim, bu yazımda sizlere Osmanlı döneminde ilk mekteplerde okutulan okuma kitabının 63, 64 ve 65. sayfalarında yer alan calibi dikkat bir hikâyeyi sadeleştirerek aktarmaya çalışacağım. Bu hikâyeden hepimizin kendilerimize göre dersler çıkartması ümidi ile…

Fakir bir kundura tamircisi sabahtan akşama kadar hanesinde otururdu. Onun bunun getireceği eski kunduralarını tamir ile vakit geçirir ve geçirmeye çalışırdı. Halinden çok da memnundu. Komşusu sarraf ise altın babası olduğu ve bankalarda yüklü miktarda parası bulunduğu halde, kunduracı kadar şen ve şad değildi. Sarraf geç saatlere kadar hesaplarını gözden geçirir, toplar, çıkartır; bu yüzden geç yatardı. Her akşam hesap yapmakla geçen uzunca bir vakit… Seher vakitlerinde kunduracı ise erkenden kalkar, neşeli neşeli, bazen ilahiler, bazen türküler söylemeye başlardı. Böylece kunduracı, sarrafı da erkenden uyandırmış olurdu. Kunduracının erkenden kalkıp seher vakitlerinde türkü çağırması, sarrafın pek de hoşuna gitmiyordu. Bu durumdan sarraf şikayetçi oluyordu ancak komşusu kırılmasın, incinmesin diye de bir şey söylemiyordu. Sarraf, kunduracının bu haline tahammül edemeyerek bu işe bir son verdirmek üzere görüşmek için kunduracıyı evine davet etti. Kundura tamircisi, sarrafın evine geldi. Oturdular, sohbet ettiler. Sarraf, kundura tamircisine bir şey sordu: “Dostum! Size bir şey soracağım! Bir yıllık kazancınızı bana söyleyebilir misiniz?”. Kunduracı gülerek: “Bir senelik mi diyorsunuz? Ben ancak gün hesabı bilir bir adamım. Böyle saya saya nihayet seneyi bulurum. Yoksa birdenbire sene hesabını bulmak bence mümkün olur şeylerden değildir” dedi. Sarraf: “Ya öyle ise günde ne kazanıyorsun?” diye sordu. Tamirci: “Bazı günler çok, bazı günler az. Yalnız tatil günleri hesabımı bozar. Çünkü birkaç gün iş yapmazsam açlıktan halim yaman olur. Yoksa sair günler bizim de acizane ticaret ve kârımız oldukça yolunda gider. Evimizin ihtiyacı, yememizi, içmemizi karşılayacak kadar hamdolsun ticaret ederiz. Şükür halimize böylece geçinip gidiyoruz” diye cevap verdi. Sarraf, kunduracının sözlerinden pek memnun olarak: “Komşum, ben bugün size bir iyilik olmak üzere şu yirmi altını veriyorum. Bu parayı saklayıp icabına göre sarf edersiniz” dedi. Kunduracı, ömrü müddetinde görmediği bir çıkın altını eline aldığı gibi hazinelere malik olduğunu zannederek, derecesiz memnun oldu. Komşusu sarrafa teşekkürler etti. Kundura tamircisi evine gittiğinde parasını koyacak bir dolabı olmadığı için parayı evin içinde bir yere gömdü. Bir müddet ses ve soluğu kesildi. Adeta neşesi ve keyfi bu altınlarla gömülmüş gibi oldu. Bütün gece gözlerinden uykuları kaçtı. Türlü türlü düşüncelere, birtakım vehimlere daldı. Aklı ve fikri her daim paralarında olduğu gibi, geceleri ufak bir tıkırtı veya bir kedi gürültüsü işitse, mutlaka paramı çalmaya geldiler diye hemen yataktan kalkar ve evin içini iyice bir dolaşırdı. Adeta ufak bir gürültüden rahatsız oluyordu. Hasılı kelam kunduracının eski neşesi ve keyfi kalmamıştı. Biçare kunduracı nihayet sabır ve tahammül edemeyerek bir gün sarrafa koştu. Sarrafa, birkaç günden beri yaşadığı sıkıntıları anlattı. Dedi ki: “Lütfunuz ve hayrınıza teşekkür ederim. Dostum. Benim türkülerimi, neşemi geri veriniz. Şu paralarınızı da alınız. Zira ben bu hale artık tahammül edemiyorum” diyerek altınları sarrafa iade etti.

Yazının sonuna düşülen not: “Hisse: İnsan halinden memnun ve aza kanaat olursa her zaman şen ve şad olur. Yoksa tamah her türlü huzuzatı (haz olunan, hoşlanılan şeyleri) imha ve sahibini zelil ve rusvay eyler (Yani rezil eder.).”.

Dedelerimizin o zamanki mekteplerde okudukları okuma kitabından bir hikâyeyi sadeleştirerek aktarmaya çalıştım. İnşallah hepimiz bu kıssadan kendilerimize göre hisseler çıkartırız. Dünyanın, maddenin eseri olmayız… Zengin olmak huzur için sebep değildir. Gerçek huzur Allah’a (CC) gerçek kul, O’nun Resulüne gerçek manada ümmet olarak ebedi âleme hazırlık yapmak ve kanaat sahibi olmaktır. Cenabı Hakk hepimize dünyanın fani, geçici olduğunu ve dünyayı ahiretin mezrası olarak bilip ona göre çalışıp, gayret göstermeyi iyice kavrayarak, kalan ömrümüzü Cenabı Hakk’ın razı olacağı şekilde harcamayı hepimize nasıp eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

AÇIK MEKTUP:

Sayın Cumhurbaşkanım; Sayın Tarım ve Orman Bakanım; Sayın Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin Milletvekillerimiz; sayın yetkililer;

Uzun yıllar yurt dışında yaşamış, Rizeli, emekli bir vatandaşım. Seneler sonra memleketim Rize’de kaldım. Çay müstahsillerinin dertlerini bir bir, 06.06.2020 tarihinde Akit Gazetesinde yazdım. Sayın Çaykur Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim Bey telefonla beni aradı. Durumun benim yazdığım gibi olmadığını beyan etti ise de bugün için durum Sayın Müdürün bahsettiği gibi değildir. Dolaylı bir şekilde çay müstahsilleri özel sektöre yönlendiriliyor. Şu bayram arifesinde yüz binlerce çay müstahsili zarar ettiriliyor. Şu an günlük kontenjan 15 kg, yani bir dönüm çay bahçenizden günde sadece 15 kg Çaykur’a satabilirsiniz. Bu nasıl bir zihniyet, nasıl bir anlayış? Şimdi geliniz isimlerini saklı tuttuğum özel firmaların çay alım fiyatlarına göz atalım;

  1. Bir özel firma – haftalık 2600-2900 TL
  2. Bir başka firma – brüt 2900 TL
  3. Firma olmadan kantar usulü yaş çay alanlar – 2600 TL ödeyerek çay alıyorlar. Lütfen bu fiyatlar ile devletimizin verdiği fiyat arasındaki farkı bir hesap ediniz. Görünmeyen bir el ya da güç, bir şekilde vatandaşı özel sektöre mecburen yönlendiriyor. Sayın ilgililerimizden, hiç olmazsa üçüncü sürgün çayda bu sıkıntının vatandaşa yaşattırılmamasını, gelecek seneler için çayla ilgili daha tutarlı tedbirler alınmasını talep ediyoruz. Muhterem ilgililerimizden konunun üzerine eğilmelerini, özel sektör çay alımı yaparken devletin verdiği fiyatın altına düşmemeleri için tedbirler almalarını saygı ile arz ederiz. Özel fiyatlarla çay alımı yapan özel firmalar isimle saklı.

DÜZELTME:

Bir önceki yazımda: “Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere, Osmanlı padişahları büyük paralar harcayarak etrafına çeşitli hizmet binaları yaparak Fatih’i bugünkü duruma getirmişler ve Fatih bugüne kadar yaşatılmıştır” şeklinde çıkmıştır. Doğrusu ise şöyle olacaktı: “Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere, Osmanlı padişahları büyük paralar harcayarak, Ayasofya’nın etrafına çeşitli hizmet binaları yaparak Ayasofya’yı bugünkü durumuna getirmiş ve Ayasofya bugüne kadar yaşatılmıştır” şeklinde olacaktı. Düzeltir ve okuyucu kardeşlerimden özür dilerim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

insanoğlu

Artuk herkes Sarraf.....evi,arabası...malı mülkü..doluyken zekat yok, namaz yok.,tefekkür yok,ahlak yok.....esas mesele islami bilinç yok.....
  • Yanıtla

Hacı

SA sayın yazar sadece çay değil tarımda tüm üreticiler devlet desteği ile tefeciler in kucağına oturtuluyor,zor, lakin burada yapılması gereken devletin içindeki bu tefeciler in kollarını kesmek, REİS e rağmen bunlar işlerini yürüyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23