• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
25 Ocak 2020

Kendini beğenen gençlere

Gençlik, Cenab-ı Hakk’ın insanlara verdiği bir nimettir. Bugün yaşlı olanlar dün gençtiler. Bugün genç olanlar da nasip olursa, Mevla takdir etmiş ise yarın yaşlanacaklardır. Önemli olan ömrün her devresinin kıymetini bilip, o ömrü vereni razı ve memnun eyleyebilmektir.

İnsanoğlu bu âleme başıboş olarak gönderilmemiştir. Yaradan’a karşı belirli vazifeleri vardır. Ne yazık ki birçok insan yaradılış gayesine uygun hareket etmiyor, Yaradan’a asi oluyorlar. Zamanımızda üzülerek ifade edelim ki birçok üzücü olaylar göze çarpmaktadır. Basit örnekler vermek istersek; belli bir yaşa gelinceye kadar çocuk baba ve anne der. Onlara değer verir ve dinler. Belli bir yaşa geldikten sonra da anayı ve babayı beğenmez… Kusur ve eksik aramaya ve saymaya başlar. Belli bir zamana kadar hoca hocadır, talebe de talebedir. Ancak belli bir zaman sonra talebe hocasını beğenmemeye hatta tenkit etmeye başlar. Belli bir zamana kadar usta ustadır, çırak da çırak veya kalfa… Ancak belli bir zaman geçtikten sonra çırak ve kalfa ustasını beğenmemeye eksik ve kusur araştırmaya, tenkide başlar.

İşin manevi yönüne bakarsak; tarikat mensubu insanlar gayret gösterir, içki batağına, kumar batağına, fuhuş batağına batmış bir insanı kurtarır alır cemaate, cemiyete kazandırır. Aradan biraz zaman geçince bataklıktan kurtarılan kendini bir şey zanneder. Erdim, eriştim der, yeryüzünün en mümini ve en dürüstü kendisi olduğunu düşünür, kendini kurtaranın aleyhine döner. Tenkit üstüne tenkit yağdırır. Dünü unutur. Kendine uzanan eli unutur.

Bazı şanslı gençler vardır. Babadan servet kalır. Kıymet bilmez, alnı terlemediği için o serveti geliştireceği yerde olanı har vurur, harman savurur. O tip gençler her şeyin en iyisini kendilerinin bildiklerini düşünürler. Onlara şu şöyle olursa daha iyi olur denilemez çünkü her şeyin en iyisini onlar bilir. Hayatta olsun, olmasın babasının kusurlarını araştırmaya başlar. “Ben olsam şöyle yapardım, böyle yapardım” gibi. Bazı gençler de manevi yönden şanslı doğarlar. Ya bir âlimin ya iyi bir şeyhin, velinin veya iyi bir edebiyatçı, tarihçi veya yazarın oğlu yahut torunudur. Her safhada devamlı iltifat görür. Sadece gençler değil yaşlılar da menfaatleri icabı o gencin etrafında pervaneler gibi dönerler. El bağlı dururlar. O gencin her dediğine bir hikmet ararlar. Yetmez bir anda o genci ehli keramet yapar çıkarlar. Her sözüne tamam abi isabet buyurdunuz efendim derler. Yalnız o genç kısa pantolonla gezerken, daha doğmamışken her kademede hizmet görenler bugün yaşlı sınıfında. Yaşlandıkları için şimdi hiçbir şeyden anlamazlar. Devir değişti. Zaman yaşlıların yaşadığı devir değil derler (Her meslek için durum hemen hemen böyledir.). Cemaat, cemiyet ve tarikatlarda bu durum daha da fazladır (Oralarda üst akıl önemli yer tutar da ondan.).

Hemen belli bir makama veraset yolu ile gelmiş veya getirilmiş gence ne keramet yakıştırmaları yapılır. Sorsanız belki de doğru dürüst abdest almasını bilmez. Bir Fatiha okuyamaz. Ancak o artık “Abidir, ağabeydir, emirdir, Emirul müminindir (!), idarecidir…”. Her nasılsa yirmi yaşındaki bir gence böyle bir kısmet herhangi bir yolla verildi. Bir yere idareci olmuş. Artık her şeyi o bilir. Babası yaşında insanlara emir yağdırmaktan; el, etek öptürmekten de çekinmez. Yaşlı yaşlı insanlar karşısında el bağlı durur. Bundan haz duyarlar. Peygamber Efendimizin (SAS): “Kendi otururken muhatabını ayakta bekleten cehennem ehlidir” hadisi şerifinden hiç de çekinmezler. Haberleri bile yoktur. İdareci konumunda olan gence her şey mubahtır. İdareci olmakla Cennet’ten nasılsa bir parsel almıştır.

Hele kendilerine buyur abi denildiğinde zevkten dört köşe olurlar.

Kendini beğenen gençlere birkaç örnek sunmak isterim. Dikkat ediniz ve hiçbir zaman unutmayınız ki, âlemlerin efendisi Peygamber Efendimize (SAS) 40 yaşında risalet verilmiştir. Kristof Kolomb, Amerika’yı keşfe çıktığı zaman 50 yaşını çok aşmıştı. Pasteur kuduz aşısını 60 yaşında iken bulmuştu. Dünyaca ünlü mimarımız Mimar Sinan Süleymaniye Camii Şerifini bitirdiği zaman 70 yaşını geçmişti. Selimiye Camiini bitirdiğinde yaşı 86 olmuştu. Galileo ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı. Goethe en büyük eseri olan Faust’u ölümünden bir yıl evvel 82 yaşında bitirmişti. Nobel ödülü sahibi alman Doktor Schweitzer, 88 yaşında iken Afrika hastanelerinde ameliyatlar yapıyordu. Ressam Titian ünlü “Lepanto Savaşı” isimli ünlü tablosunu 98 yaşında iken yapmıştı. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir. Bunları derken gençler hiçbir şey başaramaz demek istemiyorum. Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) İslamiyet’i yayarken yanında birçok gençler vardı. Çocuk denebilecek bir yaşta Hz. Ali (RA), peygamberimize ilk iman etmiş, ömrünün sonuna kadar İslam’a hizmetlerde bulunmuştu. Bizim kastettiklerimiz büyüğünü saymayan, tanımayan, küçüğünü sevmeyen, kendini beğenen gençlerdir.

Gençlere şunu hatırlatmak isterim; belki yaşlı insanın tabii olarak nefesi daralır. Ancak görüş alanı mutlaka gençlerin gençken erişemeyeceği şekilde genişler. Kendine güvenen gençler şunu çok iyi bilmelidirler; fiziki yaşlı olanlar, gerçekte cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdırlar… Hangi ortamda olursa olsun yaşlılar bir kenara itilmemeli, atılmamalı; gençler onların bilgi, beceri ve mutlaka tecrübelerinden istifade etmelidirler… Hz. Allah (CC) her yaştaki insanımıza sağlık ve afiyetler ihsan eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

BAŞKANI SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A

ANKARA

 

Sayın Başkanım;

Başbakanlığınız ve Cumhurbaşkanlığınız dönemlerinde zatı alinize konu ile alakalı mektuplar göndermiştim. Şimdi ülkemizin Başkanı olarak zatı alinize bizleri (emekli gurbetçi kardeşlerimizi) çok ilgilendiren, bizler için çok önemli bir konuyu arz etmek istiyorum. Yurt dışından emekli olan vatandaşlarımızın bir sıkıntısı ile alakalı olarak. Devletimiz, gurbetçi vatandaşlara arabası ile Türkiye’de iki sene kalma hakkı tanıdı. Ancak emekliler bu haktan pek istifade edemiyor. Çünkü emeklilerin arabası ile iki sene Türkiye’de kalabilmesi için en az hangi ülkeden emekli ise orada altı ay kalma mecburiyet şartı vardır. Dış ülkelerde emekli maaşları çok azdır. Bir emeklinin kira ödeyerek emekli olduğu ülkede hayatını devam ettirmesi çok zordur. O yüzden emekli vatandaşlarımız adreslerini ya bir akrabasının yanına alıyor veya bir pansiyona cüzi bir kira vererek adresini orada gösteriyor. Zaman zaman giriş çıkış yapıyor. Altı ay orada kalma şansları olmadıkları için de kendi arabası ile Türkiye’ye gelemiyorlar. Sadece emekliler için altı ay orada kalma mecburiyetinin kaldırılmasını istiyoruz. Emekli vatandaşımızın arabasının teknik muayene ve sigorta işlemlerini yaptırdıktan sonra, bekleme mecburiyeti olmadan ülkesine döner ve iki sene kalabilir diye bir esneklik getirilmesi için zatı alinizin delaletini istirham eder hayırlı çalışmalar dileriz. Saygılarımla.

20.01.2020

ALİ SANDIKÇIOĞLU

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tembel ve geri kalmış gençlik

Çükümanya' dan transfer edilen gobrova zdavowiç ksrinski iyi oynayamıyor, eşşeksemeri spora gönderilsin. Bakın gençler bu konuları çok iyi takip edebilmeli. Kaç futbol takımın var kardeşim senin hepi topu? 80 mi? Eh 80 diyelim; altı üstü 800 yabancı futbolcu hepsi, gençler bunların hepsinin ismini su gibi bi çırpıda sayabilmeli! E bide bu yiğitleri doğuran anlarla, onları doğurtan babalar var bi de de mi? Onların isimlerini de öğrensinler ne var yağğnii? Önemli konulara hep A. Dilipak mı el atacak; ayıptır! İlerleyemiyoruz bakın...
  • Yanıtla

Tembel ve geri kalmış gençlik

Çükümanya' dan transfer edilen gobrova zdavowiç ksrinski iyi oynayamıyor, eşşeksemeri spora gönderilsin. Bakın gençler bu konuları çok iyi takip edebilmeli. Kaç futbol takımın var kardeşim senin hepi topu? 80 mi? Eh 80 diyelim; altı üstü 800 yabancı futbolcu hepsi, gençler bunların hepsinin ismini su gibi bi çırpıda sayabilmeli! E bide bu yiğitleri doğuran anlarla, onları doğurtan babalar var bi de de mi? Onların isimlerini de öğrensinler ne var yağğnii? Önemli konulara hep A. Dilipak mı el atacak; ayıptır! İlerleyemiyoruz bakın...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı