• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
11 Nisan 2020

Dün ve bugün değişen bir şey yok

Ülkemizde gayri milli bazı insanlar hemen hemen yapılan her müspet şeye karşı çıkarlar. Beyinlerini kiraya vermiş, kendi milli ruh ve asalet köklerinden kopmuş bu tip insanlar dün de vardı, bugün de var, Allah-u alem yarın da olacaklardır. Hz. Peygamberimiz (SAS), çok duyduğumuz veya okuduğumuz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Cihat, kıyamet gününe kadar devam edecektir.”. Yani imanla küfrün mücadelesi dünya durdukça, kıyamet sabahına kadar devam edecektir. Ülkemiz üzerine hesapları olan dış güçler, ülke içinde satılık hainler bularak, kendileri dıştan, kiralık piyonları içten olmak üzere her fırsatta ülkemizi karıştırmak isteyeceklerdir. Bunun için de ellerinden geleni yapmaktan geri kalmıyorlar. Bu tip insanlar hiçbir zaman hakkı teslim etmezler. Güzele güzel, çirkine çirkin demezler. İnadına siyaha beyaz, beyaza siyah derler. Her fırsatta vatandaşın kafasını karıştırmaya çalışırlar. Hiçbir zaman da bardağın dolu tarafına bakmazlar. İşleri güçleri karalamak, tenkit etmek, iftiralar atarak, fitneler yaymaktır. Bu zavallı insanlar arzuladıkları neticeleri demokratik yollardan elde edemedikleri, daha doğrusu millet kendilerine teveccüh etmediği için; huzuru, ahengi, birliği, beraberliği, ülkenin kalkınmasını bozmak için her zaman anarşiden yardım umarlar. Anarşiyi gizli ya da aşikâr olarak her ortamda desteklerler.

Yıllar önce bakınız Tarık Buğra bu tip insanları nasıl anlatmış: “Bu mağara devri sorumsuzluğuyla ortaya çıkan, bu rıhtım serserilerinin şirretliği, bu haydutların serkeşliği ile yollara dökülen, bu bir akıl hastası pervasızlığı, bir bunak izansızlığı ile ağzına geleni söyleyen, bu kırk paralık utanç duymadan Atatürk diye, batı diye, ilericilik diye öten, bu vatanı düşman kamplarına bölen bu milleti sadık bir ısrarla tahrik edip duran, bu devrimi batağa gömen, bu Atatürk’ü bir saldırganlık ferman, batıyı yobazlık siperi, bu hak, bu hukuk, bu devlet düşmanı güruh ha? Bu güruh Türk gençliği ha? Bunlar ilerici, bunlar Atatürkçü, bunlar batılı ha? Her sokağa döküldüğünde dükkân kepenkleri çekilen, banka vezneleri kapanan, kredi niyetlerini donduran, yardım projelerini rafa kaldıran bu grup yurtsever ha?”. Buğra makalesinin son kısmına doğru şöyle söylüyor: “Yapmaya, öğrenmeye, öğretmeye, yardımlaşmaya, sevgi ile hoşgörü ile birleştirmeye, şevklendirmeye sıra gelince Parkinsonlulara, felçlilere dönen, sarsaklaşan, fakat sövüp saymada, gök mavisinin zifirleştirmede, yıkmada, saldırmada kızıl ayı sürülerine taş çıkartan, taş devrinin istilacılarını andıran bu güruh ilerici ha? Zırnık vermeyen, fakat dünyayı isteyen, dünyayı verince de rahat edeceğini bilmeyen, bütün iyi niyetlerin, bütün fikir ve karakterlerin başucuna sopayla dikilen bir güruh medeniyetçi ha?” (24 Ekim 1962, Yeni İstiklal, Sayı 97, S.8).

Merhum Buğra’nın yazısı sanki bugünlerde yazılmış, bugünkü bazı insanları anlatmaktadır. İstanbul sokaklarını, milletin, devletin mallarını yakıp yıkanlar milliyetçi, gerçekten vatanseverler midir? Dış güçlerle bir olup, memleketimizin kalbi durumundaki, TBMM’yi bombalayan hainler vatansever insanlar mıdır? Türk ordusunun Suriye’de ne işi var diyenler gerçekten vatanseverler, milliyetçiler midir? Yaptıkları toplantılarında şehit kanlarından rengini alan Türk Bayrağını asmayanlar, İstiklal Marşını okumayanlar bu vatanı seven, ezanına, bayrağına, örfüne, âdetine bağlı, milletinin kalkınmasını düşünen gerçekten vatanseverler midir? Aylardan beri Diyarbakır’da HDP binasının önünde oturma eylemi yapıp, çocukların gelmesini bekleyen “analardan” aylardır onları görmeyen, dertlerini dinlemeyen, kendilerinden bahsetmeyenler, destek vermeyenler mi kadın haklarını savunan vatanseverlerdir? Hani nerede kadınlarla ilgili özel kurum ve kuruluşlar, kadın dernekleri, vakıflar? Hepsi göstermelik… Kendilerini vatansever, milliyetçi, insan haklarına bağlı demokrat gösteren kurumlar neredesiniz? Demek ki ne demokrasi ne insan hakları ne vatan sevgisi ve ne de milliyetçilik sadece nutuk atmakla, bol keseden vaat etmekle olmuyor. Milleti hiçbir zaman kandıramayacaksınız! Zira atasözümüzde ecdadımız: “Lafla peynir gemisi yürümez” demişlerdi. Ne de güzel demişler. Bu millet artık sahte nutuklara aldanmaz, itibar etmez. İkiyüzlüleri çok iyi tanır.

Yaşadığımız şu günlerde bütün dünya görünmez bir virüsle uğraşıyor. Dünyanın süper güçleri aciz. Her ülke kendi çapında tedbirler almaya çalışıyor. Bakıyoruz da fitne erbabı yine duymuyor… Yurt içinde ve kaçıp yurt dışına giden bazı satılmış sözde vatanseverler(!) bir kısım yazarları(!) ile bir kısım devrimbaz doktorları(!) ile kimileri ekranlardan, kimileri elektronik ortamda hükümete, Sayın Cumhurbaşkanına, daha doğrusu Türk Devletine iftiralar atıyor, yalan yanlış tezviratlarda bulunuyorlar. Yapılan hizmetleri karalayıp, milletin kafasını bulandırmaya çalışıyorlar. Dünya Türkiye’yi takdir ediyor. Türkiye’den yardım talebinde bulunan yetmiş devletten yirmi üçüne Türk Devleti yardım gönderiyor, bizimkiler bunları görmezden geliyorlar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde olan öğrenci, işçi ve işverenleri Türk Devleti alıp ülkemize getiriyor, on dört gün karantina altına tutuyor, her türlü masraflarını devletimiz karşılıyor. Bizimkiler yine görmezden geliyorlar. Birçok batı ülkesinde 65 yaşındaki yaşlılar bir nevi (yaşlılar evlerinde) ölüme terk edilirken bizde yaşlılar için “şefkat hizmet grupları” kurulup, yaşlılara her türlü hizmet yapılıyor. Süper batılı ülkeler maske korsanlığı yapıp bir başka ülkenin maskelerine el koyarlarken bizim devletimiz bedava maske dağıtıyor…

Bizdeki muhalefet yine oy hesabı derdinde, basit meseleler peşinde koşuyorlar. Elbette ki muhalefet muhalefetliğini yapacak. Ancak böyle kara günde sen ben kavgası olur mu? İktidar ve muhalefet bu bela ve musibete birlikte çare aramaları lazımdır. Acizane buradan Sayın Cumhurbaşkanımızdan; muhalefet liderleri ile bir telekonferans tertiplemelerini ve Sayın Sağlık Bakanımızın da katılarak tüm liderlere geniş çaplı bilgi vermesini istirham ediyorum. İnşallah el ele, gönül gönüle vererek, müşterek akılla en kısa zamanda Rabbimizin izni ile en az zararla bu beladan ülkemiz ve tüm dünya olarak kurtulalım. Her devirde içi bozuk, niyeti bozuk satılık insanlar olabilir. Rabbim milletimizi, memleketimizi içi bozuk ikiyüzlü bu münafık tipi insanlardan ve hilelerinden korusun. Daha güzel müreffeh, sağlıklı günlerde buluşmak üzere. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Musettin

Değişen şey var 7/24 İsrail'e atıp tutacaksın sonra kendi halkına vermediğin yardımı yolluyacaksin itiraz etmeyen dilsiz şeytanlara bu ülke haram olsun
  • Yanıtla

A. Demir

Ali, "Dilin kemiği yok." derler. ya ! Nefisi Allah bile memnun edememiş. Ancak kabirde ve cehennemde memnun olacakmış. Ülkedeki her olumsuzluktan hükümeti doğrudan sorumlu tutmak olmaz. Fakat kurumları ve yetkilileri sorumlu tutmak yerinde olur. Salgın hastalık konusunda hükümet dünya standartlarında elinden gelenleri en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Herhangi bir siyasi tarafgirliğim olmasa da bu bir gerçek, kabul etmek lazım. Bana kalırsa salgının gerçek sebebi başka, virüsle doğrudan ilişkilendirmek gerçek dışı. Virüsten muzdarip ve ölenler zaten önceden birkaç kronik hastalıktan acı çekiyorlardı. Bir hadiste: "Hastalık bulaşması diye bir şey yoktur." buyruldu.Demek ki bu batıl inanç Rasulullah'tan (s.a.s) önce bütün milletlerde varmış. Yukarıdaki hadise inancımı sonsuza dek hiçbir şey değiştiremez. Tıp diye safsataya inanacak da değilim. Bilim konusunda ise hiç tavizim olamaz. Hastalıkların esas saikaları yerden çıkan zehirli ve sihirli gıdalardır. Toksikolojik araştırmalarımda tespit ettiğime göre, Rasulullah'ın (sav) tükettikleri gıdaların zehir ve zararlılık derecesi her bakımdan sıfır veya sıfıra yakındır. Bu gerçeği önce Müslümanlar kabul etmiyorlar, bilen de yok zaten. Ülkemizdeki besin maddelerin guvenirliliğinden doğrudan sorumlu kurumlar sunlardır: Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Sağlık Bakanlığı Türk Tabipler Birliği(!) (Halk sağlığından başka her şeye burnunu sokan meşru bir çete) Salgın sona erse de= ucuz tesellimiz= kronik hastalıklar gıdalardaki gizli zehirlerden dolayı devam edecek nice garipler acı çekerek öleceklerdir.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23