• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI
05 Nisan 2019

Provokatörlerin bitmeyen mesaisi!

İstanbul’da oylar sayılmaya devam ediyor. 

Kimse merak etmesin! Türkiye’de muhafazakar kesim öteden beri demokratik teamüller içinde hareket etmiştir. İktidarını da demokratik süreçleri doğru yönettiği, halk egemenliğine yaslandığı ve vesayete karşı başarılı mücadelesi ile kazanmıştır. Varlığını demokratik sisteme borçludur. Bu nedenle kazanan kim olursa olsun saygı duyulacaktır. Oyların yeniden sayılmasıysa daha önce CHP’de dahil tüm partilerin denediği, Hatta dünyada da gerek görüldükçe başvurulan gayet normal bir durumdur.   

Dolayısıyla İstanbul’da geçersiz oylar yeniden sayılacak, varsa hukuksuzluklar tespit edilerek gereği yapılacak, oyların işlenmesinde hile yapanlara yargı yolu açılacak ve sonuca göre bir tarafa mazbata verilecektir. Önemli olan bu süreci yönetirken çam devirmemek, provokasyonlara geçit vermemek, “biz kazanırsak hile yok, onlar kazanırsa hile var” algısı oluşturmamaktır.

CHP’nin “Milli iradeye saygı göstermiyorlar, hazmedemiyorlar, dosya kaçırıyorlar, belediyede neler yapıldığıyla ilgili tespitlerimiz var” şeklinde ki söylemleri son derece yanlıştı. Milli iradeye saygı duyulması konusunda oldukça çirkin bir sicile sahip CHP’nin bu iddialarda bulunması hem komik hem de inandırıcılıktan uzak. Koltuğunu bırakırken kurumun demirbaşlarını yağmalayan belediye başkanlarını da biliyoruz, koltuğu bırakmama hırsından başkanlık makamını kurşunlayıp tehditler savuranları da, rakip partinin kapatılmasını alkışlayanları da… Hatta “gerekirse savaşır ama koltuklarımızı vermeyiz” diyenleri de…

Bu çok çirkin ve provokatif bir dil.

İmamoğlu’nun aniden değişen üslubu, sanki kışkırtma amacı taşıyor izlenimi veren Anıtkabir ziyareti , hele o “imza” çok yanlıştı… Anıtkabir üzerinden meşruiyet arayışına girmek İmamoğlu’nun seçim öncesi çizdiği, kimlik siyasetine tevessül etmeme imajıyla tamamen çelişti. Onu 90’lar siyasetine döndürdü. Henüz resmileşmemiş sonuçlar üzerinden yapılan bu tür hareketleri seçmen unutmaz ve hesabını da sorar. İmamoğlu’nun, kendisine bu kadar oy sağlayan yeni siyasi yönelimi iyi okuyamadığı, okusa da yeteri kadar anlamadığı anlaşılıyor. Şayet bu tutumda ısrar ederse ilk seçimde geldiği yere dönmesi muhtemel...

****

Ak Partinin üst yönetimi tarafından, tüm sorumluluğun YSK’da olduğu söylenerek ilk günden beri gayet mutedil bir tavır takınılıyor. Hukukun ne kadar önemli olduğu bu vesile ile hatırlanmıştır umarım… İlçe teşkilatları yeniden sayımlar esnasında gösterdikleri özveriyi keşke seçim sürecinde de gösterselerdi. Adaylar yalnız bırakılmasa, “dostlar alışverişte görsün” hesabı seçim çalışması yapılmasa, birleştirici dil ve tevazu elden bırakılmasaydı…

Geçersiz oylardan devşirilen her oy aynı zamanda teşkilatın sandık başında kötü bir sınav verdiğini ortaya koyuyor. Genel merkez sınavın sadece sandık başında değil sahada da kötü verildiğini görmüştür inşallah.

Tıpkı savaşın bittiğinden habersiz askerler gibi iktidara yakın fanatik medyanın bazı kalemleri de, provokasyona devam ederek iktidara, “görevimizin başındayız” mesajı veriyor. Seçimler üzerinden yine “dış güçler, sandık darbesi, büyük komplo” nakaratı tutturuluyor olması halkın demokratik olgunluğunun sorgulanmasına ve topluma evham pompalanmasına neden oluyor. Bazı sandıklarda bilinçli veya bilinçsiz yanlışlıkların, kaydırmaların yapılması başkadır bütün seçimi “şaibeli” diye yaftalamak başka…

İktidarın bir an önce bu kişilerle arasına mesafe koyması, kendisi hesabına ortalığı velveleye veren, ahkam kesen sosyal medya fenomenlerine kapılarını kapatması gerekiyor. Bu dar kafalı, cahil, toplum düşmanı kişilerin seçim sürecindeki tutumlarının da hesabının sorulması gerekiyor.

Eski vekil şimdilerde yazar olan biri çıkıyor ve “arkamızdan hançerlendik” diye yorumluyor seçim sonuçlarını. Bu arkadaş “ekmek verdiklerimiz bize oy vermezlerse, onları kapının önüne koyarız” tarzında bir konuşma yapmıştı seçimlerden önce. Fakat zihni komplo teorilerine o kadar şartlanmış ki, sonuçların bu tip tehdit dolu konuşmalardan, vatandaşı cehennemle tehdit etmekten, bölücü diye yaftalamaktan, hasılı kendinden değil de arkadan hançerleyen hainlerden kaynaklandığını zannediyor. Teşhisi yanlış koyanlar yanlış tedavi uygulamaktan kurtulamazlar…

Bu kafayla, bu öngörüsüzlükle, bu insan profiliyle, “kesin bir dış müdahale vardır çünkü kaybetmemiz mümkün değil” tarzındaki kibirli dille bu krizlerin aşılması, toplumun ihtiyaç duyduğu siyasetin üretilmesi zor görünüyor. 

SOSYAL MEDYADA DOLAŞAN SES KAYITLARINA DİKKAT!

Kime ait olduğu belli olmayan tehlikeli ses kayıtları dolaşıyor sosyal medyada.  İyi saatte olsunlar yine iş başındalar anlaşılan. Olabilecek en aptalca yöntemle, güya gizli toplantılardan alınan duyumlarla, toplum kesimlerini seçimler üzerinden birbirine karşı kışkırtmaya çalışıyorlar. Güya taraflar birbirine karşı fiziksel bir hazırlık içindelermiş… Güya  yeni bir “gezi” amaçlanıyormuş… Hiçbir aşırılığa, provokasyona, hukuk dışılığa geçit vermeyeceğiz. Muhalefete oy verenleri düşmanlarımız olarak görmüyoruz… Siyasi tercihlerimiz şu ya da bu olabilir ama biz biriz. Komşuyuz, hemşehriyiz, hısımız, akrabayız, din kardeşiyiz… Bizi birbirimize karşı konuşlandıran her söylemin karşısındayız. Ayrıca Allah’ın onunla ne yapılacağını görmek için “iktidarı insanlar arasında döndürüp durduğuna” inanıyoruz. Bu yüzden elimizden çıkanlara üzülmek yerine, onlar elimizdeyken neler yaptığımızın muhasebesini yapmamız gerekiyor. 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23