• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Kekolaşma

02 Eylül 2026
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Kekolaşma
ALİ OSMAN AYDIN 

Türkiye’de son yıllarda yalnızca ekonomik, siyasal ya da kültürel bir dönüşüm değil aynı zamanda bir karakter dönüşümü de yaşıyoruz. 

Bu karakteri özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar eminim yakından tanıyordur…

Sokağa çıktığınızda, toplu taşımaya bindiğinizde, bir kafeye oturduğunuzda, trafikte ilerlediğinizde giderek daha sık karşılaştığımız bir insan tipi bu. Gürültü çıkarmadıkları zaman onları enselerini ve kulak üstlerini çıplak bırakan birbirinin kopyası saç tıraşlarından da fark edebiliyorsunuz. 

Bu insan tipi bağırarak konuşuyor, toplum içinde alenen küfür ediyor, telefonundan son ses video izliyor, arabasıyla çevresine tehlike saçıyor, çöpünü yere atıyor, toplu taşımada gürültü yapıyor, sıraya girmiyor, kırmızı ışıkta geçiyor, yayaya yol vermiyor, yaşlılar başta olmak üzere kimseye saygı göstermiyor! 

Bununla birlikte kendisine yapılan en küçük bir uyarıyı bile şahsına yapılmış büyük bir hakaret olarak algılıyor. “Sen bana nasıl karışırsın?” diyerek saniyenin onda biri kadar bir sürede çılgına dönüyor ve bazen basit bir tartışmayı bıçaklamaya, silahlı saldırıya kadar götürebiliyor. 

“Keko” kelimesini herhangi bir ekonomik sınıfı, mahalleyi ya da eğitim seviyesini tanımlamak için kullandığım sanılmasın. Sözünü ettiğim şey bir insan grubundan daha çok ıslah edilmesi gereken bir davranış biçimi aslında. Çünkü bugün bu davranışın belli bir gelir grubuna veya semte sıkıştığını söylemek mümkün değil. Keko zengin de var, siyasi de şarkıcı da ünlü de… 



Kekolaşma kabaca, kamusal hayatın ortak kurallarının ve başkasının varlığını umursamamanın normalleşmesi demek. Hürmetin, özenin, inceliğin insana verilen değerin rafa kalkması, görüldüğü yerde tekmelenmesi demek!  Hatta “tekmelemenin” kişiye itibar kazandırması demek! 

Fakat bunun altında yalnızca cehalet, görgüsüzlük ve terbiyesizlik yatmıyor. Konuşulması gereken sorunlu bir güç anlayışları da var. Keko zihniyetinde temel soru “Kimin güçlü?” olduğu sorusu. Güce adeta tapıyorlar… Sesini yükseltebilen, karşısındakini korkutabilen, kavga edebilen, (güçlü karşısında eğildikleri için) zayıfı ezebilen insan onların gözünde en muteber kişi. 

Kekolarda sürekli bir kendini gösterme, kendini ispat etme çabası görüyoruz. Bu yüzden mahallenizden bir keko grubu geçip geçmediğini, yahut yandaki arabada bir keko olup olmadığını çıkardığı gürültüden anında anlıyorsunuz. Bu gürültü onların acınası fark edilme arzularının bir yansıması.  

Gerçek özgüven insanın kendisine hâkim olabilmesidir aslında. Oysa kendini “hiçbir şey” olarak gören Kekonun özgüveni kendisini başkalarına kabul ettirme ihtiyacından besleniyor. Bağırmak, kabarmak, tehdit etmek, “tavrını koymak” bu nedenle bir çeşit güç gösterisi gibi görülüyor. 


Eskiden toplum içerisinde bazı davranışların insanı utandırması beklenirdi ve insanlar utandıkları için bazı şeyleri yapmaktan vazgeçerlerdi. Yüksek sesle konuşmak, herkesin içinde küfür etmek, çöpünü yere atmak, yaşlıya veya çocuğa öncelik vermemek, komşuyu rahatsız edecek kadar gürültü yapmak ayıp sayılırdı. Bunların ortak adı “edep”ti. Edepsiz diye bir söz vardı hatırlarsanız…


Keko literatüründe edep “eziklik”, kabalık “özgüven”, küfür “delikanlılık”, kuralsızlık “özgürlük” olarak kabul ediliyor. 

Bugüne kadar bu davranış kalıbının ne kadar ileri gidebildiğini gösteren sayısız haber okuduk. Aksaray’da yüksek sesle müzik dinleyen bir grubu uyaran emekli polis Ali Rıza Acun darp edildikten sonra göğsünden bıçaklanıp ağır yaralanmıştı. Şırnak’ın Cizre ilçesinde parkın bakımından sorumlu bir belediye görevlisi çevreye zarar verenleri uyardığı için bıçaklanmış; Adana’da ise gürültü yaptığı gerekçesiyle uyarılan bir kişi komşusunun evine ateş etmişti.

Bunların her biri elbette ayrı bir asayiş vakası olarak değerlendirilebilir. Fakat ortak noktaları, “kuralsızlık kültürü” ve uyarıya tahammülsüzlük!

“Sen kim oluyorsun?”, “Kimse bana karışamaz.”, “Ben istediğimi yaparım.” Bu kalıplar kekoların deyim yerindeyse amentüsü gibi. Bütün hayatlarını bunlar gibi birkaç kalıpla geçiriyorlar. Fazlasına da ihtiyaç duymuyorlar zaten. Çünkü bu kalıplar onların tek boyutlu yaşam standartlarına yetip de artıyor bile.

Fakat daha önemlisi, Türkiye’de artık yalnızca kuralsızlık yaygınlaşmıyor; kuralsızlığı sorgulamanın kendisi de çok ama çok tehlikeli hale geliyor bu davranış kalıbından dolayı. 



Bir insan başkasını rahatsız ettiğinde onu uyarmak, sıradan bir toplumsal davranış olmaktan çıkıp uyaran için bir hayat memat meselesine dönüşüyor. Çünkü kekolaşmanın en ürkütücü aşamasında, kuralı ihlal eden değil hatırlatan cezalandırılıyor. 

Burada psikolojik olarak da önemli bir mekanizma işliyor. İkaz, yapılan davranışa yönelik basit bir eleştiri olmaktan çıkarak kekonun cılız itibarına ve benlik algısına yönelik bir saldırı gibi algılanıyor. “Biraz sessiz olur musunuz?” cümlesi, “Sen benim üzerimde nasıl otorite kurarsın?” biçiminde yorumlanıyor. 

Çünkü geri adım atmak, özür dilemek veya “Haklısınız, fark etmedim” gibi medeni hayatın gayet sıradan ifadeleri aşağılanmayı kabul etme ya da bir tür “zavallılık” olarak görülüyor.  

Daha geçen gün Rize’de hatalı dönüş yapan bir otomobil sürücüsüne “burası senin şeridin değil” diyen bir bisikletli şahıs, arabadan inen iki öfkeli adam tarafından darp edildi.   

Neden? 

Çünkü bir keko kendisini daima toplum kurallarının üzerinde görür. Böyle olduğu için de kendi varlığını zorla toplumun üzerine yükler. Toplumu, onu taşımak zorunda olan pasif bir kitle olarak görür. Olanca kuralsızlığını, düzensizliğini, sınır tanımazlığını toplumun üzerine boşaltır. Toplumun da bütün bunları sineye çekmesini, hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmesini bekler…     

Kekolaşmanın sokaktaki yüzünü gördük. Peki bu karakteri kim üretiyor, kim besliyor ve nasıl giderek daha görünür hale getiriyor? İşin medya ve eğitim başta olmak üzere diğer boyutlarını bir sonraki yazıda ele alalım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23