THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Amerikalılardan ne öğrenebiliriz?

13 Temmuz 2018 Cuma

1970’li yılların sonunda Amerikan televizyon programlarındaki müstehcenlik ve şiddetin dozunda gözle görülür bir artış yaşanmaya başlamıştı. Özellikle televizyon dizilerinde kadınlar ve erkekler, basmakalıp rollerde, genelde baştan çıkarıcı ve cinsel obje olarak sunuluyorlardı.  O günlerde yayımlanan 20 dakikalık bir televizyon dizisi, bir ölçüde gayri meşru ilişkileri ele alıyor, yer yer cinsel imalarda bulunuyor, çok az miktarda da teşhir içeriyordu. Bu dizi, günümüz Türk dizilerine kıyasla hayli edepli bile sayılabilirdi. Ancak, dönemin Amerika’sı geleneksel-kurucu değerleri hala önemseyen muhafazakar bir toplumdu. Yenilgiyle sonuçlansa da bu toplum, Elvis Presley’in Rock N Roll istilasıyla mücadele etmek için kiliseleri harekete geçirmiş, “68”in öğrenci hareketine gençliği kaptırmamak için çok çabalamıştı…

Televizyon, bu tutucu toplumun temeli olan güçlü aile birliğinin yegane eğlence aracıydı. Toplumsal davranışlar, cinsler arası ilişkiler televizyondan öğreniliyordu.

O halde çocukları, gençleri ve dolayısıyla aileyi bu yıkıcı etkiden kurtarmak gerekiyordu. Özellikle bazı dizi fragmanlarında yer alan müstehcenlik ve şiddet ağırlıklı görüntüler sabırları iyice tüketmişti.

Ardından, halk duruma el attı…

Protesto amaçlı büyük gösteriler düzenlendi. Olması gerektiği gibi en sistemli tepki dini kurumlardan geldi. Kiliseler Konseyi, haftalık vaazlarını bu konuya ayırıp, yozlaşmaya neden olacak bu yapımlara karşı cemaatleri uyararak, çok sert bir tepki gösterdi.

Çeşitli dini gruplar geniş ölçekli kampanyalar düzenlediler… Televizyon kanallarına ve senatörlere gönderilen şikayet mektupları, giderek krize dönüşme ihtimali olan bu durum karşısında TV kanallarını önlem almaya zorladı. Reytingler düşüyor, insanlar çocukları için sakıncalı gördükleri yapımları izlemiyorlardı…

Toplumun tepkisini çeken yapımlara sponsor olan kimi markalar, protestolar nedeniyle reklam vermeye çekinir hale gelmişlerdi. Bunun üzerine kanal yöneticileri “aile izleme saati” adında bir zaman aralığı oluşturarak ailelerin ekran başında oldukları akşam saatlerinde, aile kurumunu ve toplumsal ahlakı zedeleyecek çarpık ilişkilerin olduğu, doğrudan cinsellik veya şiddet içeren ya da bunları ima eden yapımları yayımlamaktan vaz geçtiler.

Ancak bu düzenlemeler mevcut durumu değiştirmeye yetmedi ve televizyon yapımları çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından mercek altına alındı. Ülkemizde görmenin mümkün olmadığı Ulusal Ahlak Federasyonu (NFD), televizyon programları ve dizilerde yapılan ahlak dışı göndermeleri, zararlı imaları, argo mizahı teker teker sayarak, sonuçları bildiri şeklinde kamuoyuyla paylaştı. “Televizyonda cinselliğin en büyük  sponsorları” adıyla bu programlara reklam veren markaların NFD tarafından teşhir edilmesi markalar üzerindeki kamuoyu baskısını arttırdı. 

Ulusal Ahlak Federasyonu’nun dizilere dair tespit ettiği sorunlar, Tennessee Joelton’daki Hristiyan Cemaati Kilisesi’nin dizilerle ilgili bulgularıyla örtüşünce, ahlaki açıdan en saldırgan TV dizileriyle ilgili bir liste yayımlandı.

O liste içinde, bir dönem Türkiye’de, hem de hiçbir toplumsal itirazla karşılaşmadan yayımlanan Dallas ve (Charlie’s Angels ) Chearlie’nin Melekleri adlı dizilerde vardı.

Kiliseler Konseyi ve Hristiyan Cemaati Kilisesinin başını çektiği çeşitli dini cemaatler ve sivil toplum kuruluşları halkı, bu saldırgan program ve dizilerin sponsorluğunu yapan firmaların mallarını boykot etmeye çağırdılar. Boykot listeleri kiliselerden halka ulaştırıldı. Senatörler ve hatta dönemin Bakanlarından John Hurt, bu boykot çağrılarına açıkça destek vermekten çekinmediler.

Halkın öncülük ettiği söz konusu boykotun satışları ne kadar etkilediğini net olarak bilemiyoruz. Fakat oluşan psikolojik havanın firmaları, televizyon kanallarını, siyaseti, film ve dizi yapımcılarını uzun yıllar etkilediği bir gerçek…

Bu havadan dolayı TV yapımcıları ve Hollywood halk tarafından daima “cinsellik ve şiddeti” özendiren yapımlara imza atmakla suçlanmışlardır.

Popüler kültürün zamanla yoğunlaşarak güçlenmesi, halkta zihinsel bir dönüşümü tetiklediğinden kamuoyu baskısının giderek hafiflediğini söyleyebiliriz. Ancak hala üniversiteler de dahil, STK’lar ve dini cemaatler açtıkları internet siteleriyle, düzenledikleri kampanyalarla televizyon ve popüler kültüre karşı tepkilerin duyurulacağı platformlar oluşturmaya, halkı bilinçlendirmeye, Kongre’yi bilgilendirmeye devam ediyorlar… Sorunu çözmeleri gerekmiyor. Bu zaten mümkün de değil. Değerlerini koruma anlamında ısrarlı tutumlarını sürdürmeleri yeterli. 

Şimdi soru şu…

Türkiye gibi bir ülkede, haber siteleri ve televizyon ekranı müstehcenlik, cehalet, argo ve şiddet bombardımanı altıdayken başta halkın, ardından aydınların, sivil toplum kuruluşlarının, cemaatlerin ve tabii ki diyanetin böyle toplumsal bir sorunu görmezden gelmesini, nasıl yorumlamalı?

Neden bizde de, ekran ve internetteki kirlilikle ilgili sivil bir tepki oluşmuyor?

Neden?

YORUM YAZ

  • İkrarİkrar2 ay önce
    Selam ve dua ile gunun mubarek olsun almanyada tranvayda yolculuk yaparken bir anne kucuk bir cucuk cok yakinimda soyle soyluyordu ve annesine cocugun soylediklerine gulumseyip seviniyordu cocugun soyledigiturkcesi kirmizi biber siyah afrika altin amerikabiri birseyhate ciksa amerikada seyhatdeydimbirseyin kiymet olusturmasi ondan iyi olarak nenmun olarak bahsetmesindendirbu zamanda haram ve helale dikkat edilmez oldukuralini bildigin harfen uygularsan sana huzur verir eger deger vermezsen gunes gormus buz gibi erir misal namazi abdesle kiliyom bunu zamanla abdes alnadan kilsam beni hem rahatsiz ve huzursuz eder insanin yaptigi her hile rahatsiz eder birileri bize haksizlik etse farkina varsakmunakasa ederiz bir dost bildiginsana zarar verse dusman olursunamerika ozgurluk sen kimseyi rahatsiz etme istedigini yap afedersin hayvanlara hangi kural uygulaniyor hayvanlar daha ozgur hayvan sadece amerikada yok heryerde
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer2 ay önce
    Ülkemizdeki..Kalabalık...bir...kesim..bu.."Bombardımanı"..."Çağdaşlık"...olarak..lanse...ettiği..sürece...işimiz...zor...fakat...imkansız..değil..Haklısınız...artık..icaat..zamanı..geldi...bu..sefer..mazaret..de...yok..Selamlar..
  • KartalKartal2 ay önce
    Helal Sayın Yazar parmak basilmayan bir noktaya parmak bastiniz.Her yerde kadın her yerde cinsellik sapkınlık.Ondan sonra ortaya tacizler tecavüzler çıkar.Sorunu temelden almak lazım.Bu kanallara internet sitelerine gerçek bir ayar getirilmelidir.
  • SelahaddinSelahaddin2 ay önce
    Televizyon, üzerine düşen bozma vazifesini ifa etti ama ondan daha tehlikelisi internet ortaya çıktı ve zihinlere asıl pislik oradan akmaya başladı. Tv nihayette sansür kurumları olan, cihaz olarak topluca seyredilen bir ortamda olduğundan seyredenlerin birbiri üzerinde bir oto yasakçılığı vardı. Ama internet cebindeki telefonda seninle her gittiğin yerde yalnız ortamda hizmetinde. Bilginin yanında muzur her pislik kullanıma hazır ve nazır. Tv'ye kontrol getiremeyenler hiç sanmıyorum ki internet'e bir önlem bulabilsin.
  • rafet rafet 2 ay önce
    sivil toplum örgütleri görevlerini tam yapamıyorlar.Belki güçleri sınırlı bilemiyorum.Ama diyanet işleri bu işi isterse kesinlikle çözer. Toplumda her yönde ahlaki ve dini yozlaşma sürekli artıyor.Aile kurumu çökerse devlet çöker.Lütfen ilgili bakanlık ve yeni sistemde oluşan ofisler bu işler için plan yapsınlar.Ahlaki yönden bitik toplumlar fazla yaşayamaz köle olurlar.Diyaneti göreve çağırıyorum.Her cuma bu konuyu işlesinler.Sonuç alınıncaya kadar.Dinli imanlı ahlaklı gençlerle ancak güzel işler yapılabilir.Bağımlı olan ,alkolik olan, edep dışı hareketler yapan, barlardan pavyonlardan çıkmayan ,toplumdan utanmayan insanlarla hiç bir sorun çözülemez.Biz Peygamberimizi , helal ve haramı ve geçmişimizi iyi bilelim. Sorunlar en aza iner.
  • Mihrimah Mihrimah 2 ay önce
    Amerikalilar değil de... Sadece Atalarımızdan kalanlara sahip çıkabilseydik.. Örf ve adetlerimizi inanclarimizi kültürümüzü degerlerimizi koruyabilseydik.biz olarak kalabilseydik.... başka örneklere gerek kalmadan var olsaydık...imrenilcek ozenilcek hic tarafı olmayan batıyı dilimize pelesenk etmeseydik..bazi pişmanlıklar ders olmaktan çok geri dönüşü çok zor olan köklü değişimlere sebebiyet verir..lakin imkansız değil inanmak yeter diye düşünüyorum..yazarın toplum üzerindeki hassasiyetini doğru anlayalım ve mumkun mertebe aktaralım..
  • Ayşe Ayşe 2 ay önce
    Bbg evi ile insanlar in gozetleme merakları artırıldı daha fazla daha fazla dediler memleket te özgürlük var kumanda elinde dedilerana baba çocuk kız oglan ekran başındaiğrenç dizileri izlediler alıştılar aile bakanı aileyi bozmakla meşgulsonumuzu ALLAH hayrelesin işimiz zor
  • maraşlımaraşlı2 ay önce
    Çünkü Müslüman Türk milleti olarak değiştik vebatılı laik,demokrat medeni olduk , mezhebimiz genişledi. Artık sokaklarda ulu orta sevişenleri görüp amannnn canım nolacak genç bunlar diyerek ahlaki değerlerimizi ayaklar altına aldık. Daha dindarımız gözünü kapadı içinden buğzetti , kimisi bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedi vesselam , Artık kola ve hamburger milli yemek ve içeceğimiz olmuş. İnsanımızın kılık ve kıyafeti batı insanından farksız olmuş , tabi bu arada tüm bunlara karşı çıkan kendi öz kültürünü benimseyen ve bu toprakların kültürüne inancına göre yaşamak isteyen benim gibiler ne oluyor : YOBAZ , ÇAĞDIŞI , Yollar köprüler tüneller yaptık ama , gönül köprülerini yıktık. peygamberimizin ümmeti için en çok korktuğu para o kadar değerli hale geldiki zenginleştikçe azdık , peki sonrası , onuda geçmiş kavimlerin şımarıklıkları yüzünden başlarına gelenleri bir okuyun öğrenirsiniz o kadar hazırcı olmayın. selametle hayırlı cumalar
  • ihsihs2 ay önce
    Demek ki toplumumuz ahlaksızlığı çok fazla benimsemiş!!!
  • Polis H.TPolis H.T2 ay önce
    Elhamdülillah evime hiç Televizyon sokmadım.
  • ahmet kemalahmet kemal2 ay önce
    amerikalılardan başkanlık ve yönetim sistemini öğrenebilirdik.. mahkeme ve jüri sistemlerini öğrenebilirdik..üniversitelerinin sanayi ile iç içe olmasını ve üniversitelerinin teknoloji kaynağı olmasını öğrenebilirdik..