• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Karar kimden yana?

30 Temmuz 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Karar kimden yana?

ALİ KARAHASANOĞLU 

Daha  bir ay önce, Amerika’nın Sözcü’sü, Cumhuriyet’i, Birgün’ü, yanlarına Karar’ı da alıp, “Irak, Türkiye’yi mahkum ettirdi. 1,5 milyar dolar ceza” başlıkları attılar..

Sorsak, “Arkadaşlar, siz Türkiye’den mi yanasınız? Yoksa Irak’tan mı?”

Bizler, ümmet coğrafyasında, hiçbir ülkeye haksızlık edilmesini istemeyiz ya..

Bu solaklar ve onlara iştirak eden Karar’cılar da, eğer ümmet bilinci ile, kimseye haksızlık edilmesin kaygısı taşıyarak, Irak’ın Türkiye’den tazminat kazandığını dillendirmiş olsalar...

Canım kurban..


Ama Türkiye’nin imza attığı bir haksızlık yok..

Irak ile, kendisine bağlı federe devlet arasındaki ihtilaf, Türkiye’ye yansıtılmak isteniyor.

Sözcü, Cumhuriyet, Birgün ve Karar da, bunun üzerinde tepiniyorlar..

Diyemiyorlar ki, “Irak ve federe devlet olarak, sizler bu sorunu kendi aranızda çözün. Türkiye’ye bu konuyu yansıtmayın.”


O gün Türkiye’den değil, Irak’tan yana olarak, kendi ülkelerine düşman pozisyonuna düşen medya organları..

Şimdi bizim devlet yetkililerimizin, Irak’a giderek, hem bu konuyu, hem de başka konuları çözüme bağlaması beklenirken..

Türkiye öyle güçlü bir devlet olmuş ki..

Tam bu dönemde, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi Ankara’ya geliyor..

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ile görüşmeler yapılıyor ve bir dizi anlaşmalara imza atılıyor..

Yaşanan olayın ayrıntılarını, mutlaka izlemişsinizdir..


Görüntülü haberlerde, imza atılacak sözleşmelerden bahsediliyor..

Bir ara Erdoğan’ın, “Beş anlaşma değil miydi” diye hatırlatmasını duyuyoruz..

Sonrasında Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a seslenerek, “Hakan hamse?” diyor..

Hakan Fidan’a, Irak başbakanının da duyacağı şekilde “hamse=beş” hatırlatması yapıyor..


Irak Başbakanı, kendi bakanı ile görüşüyor, beşinci kritik sözleşmeye de sonuçta imzalar atılıyor..

Bu tarafsız anlatımımız, bakın Cumhuriyet gazetesinde nasıl haberleştiriliyor:

“Canlı yayında imza gerilimi: Iraklı bakan kriz çıkardı...”

Sonuçta imzalanmış bir sözleşme var iken.

Gereksiz yere “imza gerilimi” veya “bakan kriz çıkardı” ifadelerine ne gerek var?

Belki bazı okurlarımız, “Size de hiç yaranılmıyor. İmza gerilimi diye, Irak’ı eleştirmişler ya” diyecekler..

Sonrasındaki ifadeleri görünce, pişman olacaksınız..

Şahsen ben de, Cumhuriyet’in sonrasında yaptığı ihaneti görünce, “gerilim-kriz” ifadelerine bile razı oldum..

Cumhuriyet, devamında da konuyu şu kelimelerle okuyucularına aktarmış:

“Erdoğan’ın ‘Beş anlaşma değil miydi’ sözleri sonrası Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sahneye gelirken; Zeydi’nin, bakanı anlaşmayı imzalamaya ZORLADIĞI öne sürüldü.”

HEYYY AHBAP..

Siz kimden yanasınız?

Heyy kemalistler, ulusalcılar, laikçiler..

Irak’tan mı yanasınız? İran’dan mı yanasınız? Hatta Irak ile Türkiye’nin anlaşmalara imza atması ile oluşacak sinerjiden korkan ABD’den, İsrail’den  mi yanasınız?

Yoksa Türkiye’den mi yanasınız?

Açık açık söyleyin de bilelim.

“Zorlamak” ne demek?


Irak Başbakanı, kendi bakanına, silah mı doğrulttu da, “zorladı” diyorsunuz.

“Uyardı” desenize.

“Hatırlattı” desenize..

“Biz bu anlaşma için buraya geldik. Niye imzalamadın.” dediğini aktarsanıza..

“Kim, kimi zorluyor?

Cumhuriyet gazetesi ne yapmak istiyor?

Diğer taraftan, imzaya zorlandığı iddia edilen sözleşmeye bakıyorsunuz..

“Kalkınma Yolu Anlaşması..”

Tarihteki İpek Yolu’nun, Türkiye lehine güncellenmesi..

Bu yolda; Anadolu’nun öneminin bir defa daha altını çizdiren bir sözleşme.

Kısa vadede, Hürmüz Boğazı’nın önemini, hepten ortadan kaldırmasa da. 

Ki, kaldırmasını şahsen ben arzu etmem. İran’ın ABD’ye karşı çok güçlü bir kartının, böylesi önemli bir dönemde elinden çıkmasına gönlüm razı olmaz..

Ama bugünden yarına bitirilip hemen hayata geçirilemeyeceği tartışmasız olan, tek başına da Hürmüz boğazının önemini tümü ile ortadan kaldırmayacak olan Kalkınma Yolu projesi bir yandan tamamlanırken, İran’ın da Hürmüz kartını kullanarak ABD’ye diz çöktürmesini, İsrail’e boyun eğdirmesini samimi olarak isterken...

Cumhuriyet, “zorladı” yakıştırması ile bize İrancılık mı taslıyor?

Kalkınma Yolu projesinin imzalanmasına, niye “zorlama” görüntüsü veriyor..

İrancılık mı, yoksa Amerikancılık mı yapıyor?


ABD’nin İran’a yönelik, “Bir an önce teslim bayrağını çek. Hürmüz’ün zaten önemi kayboluyor” tehditlerine, Cumhuriyet de destek için mi, Türkiye’nin menfaatine olacak bu sözleşmeyi kavga konusu gibi göstermeye kalkışıyor?

Cumhuriyet’in bakış açısı bu..

Peki ulusalcı Sözcü gazetesi, aynı haberi nasıl vermiş?

“Erdoğan’ın Irak Başbakanı görüşmesinde canlı yayında imza krizi” başlığı altında, şu ifadeler kullanılmış:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin ortak basın toplantısına kameralar önündeki imza krizi damga vurdu.”

Diyelim bu ifadelerde bir sorun yok..

Peki şu ifade, ulusalcı bir gazetenin tüm makyajını bozup, maskesini indirmiyor mu:

“IRAK BAŞBAKANI EMİR VEREREK İMZALATTI”.

Hani Sözcü, bu ifadeyi, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gücü” açısından değerlendirerek vermiş olsa..

“Komşu ülkemizin başbakanı ile Cumhurbaşkanımızın çok yakın diyaloğu ve Türkiye’nin gücünü gösteren gelişme” diye verse, biz de kendilerine destek çıkarız..

Ama devam ediyorlar, kaşımaya:


“Zeydi, bakanlarıyla görüşmeler yaptı, bakanı anlaşmayı imzalamaya zorladı.”

Sözcü de, gördüğünüz gibi, “zorlama” ifadesi ile, sanki yanlış bir şey yapılıyormuş gibi, Türkiye’nin lehine olan sözleşmeye itibar suikastı yapıyor..

Karar gazetesi hepten bir alem..

“Anlaşmanın imzalanıp imzalanmadığı belirsiz” diyorlar..

“Petrol boru hattı anlaşması da imzalanmadı” diyorlar..

Reuters’ı almışlar önlerine, Tayyip Erdoğan’a saldırmak için, yalanları ardı ardına sıralıyorlar..

Akşam saatlerinde bir haber geldi..

Ahmet Davutoğlu siyaseti bırakıyor..

Teyit edemedim ama.

Gönlümden geçeni söyleyeyim. Davutoğlu neyse ki, haftada bir konuşuyordu.. Kararcılar ise her gün yalanları savuruyor. Bırakması öncelikli olan, Davutoğlu değil, Kararcılar idi.. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Medine

Eee mamaları kesilirse bukıl kuyrukları kim doyuracak...az sabır
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23