• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Nankör kim, şehidlere saygısızlık eden general kim?

26 Temmuz 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Nankör kim, şehidlere saygısızlık eden general kim?

Ali Karahasanoğlu

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölünerek, zihniyetinin iktidara geleceğini zannedenler, gazete manşetlerini meşgul ederken, başka bir konuyu yazmak, yanlış olabilir.

Yolsuzlukla suçlanan belediye başkanlarının disipline bile verilmediği CHP, şimdi arınma sürecine girdiyse.

Yolsuzluk yapan kim varsa disiplin süreci başlatılacak ise.

Yolsuzluk yapan belediye başkanları hakkında disiplin süreci başlatmayan CHP’li eski yöneticiler, şimdi yeni bir parti ile iktidara yürüyeceklerini sanıyorlar ise.

Tabii ki bu konuları değerlendirmemiz, yorumlamamız gerekir.


Hele hele, Özgür Özel öncülüğünde kurulan yeni partiye henüz geçmemiş olan Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun parti karar verme mekanizmasında olacağına dair açıklamaları mutlaka değerlendirmemiz gerekir.


 

Nasıl olacak da bir partiye üye bile olmayan isimler, o partinin karar mekanizmasında bulunacaklar?

Ekrem İmamoğlu yeni partinin her şeyi.


Onun topladığı rüşvet paralarıyla parti finanse ediliyor.

O ne derse Özgür Özel de o yönde açıklama yapacak.

CHP içerisinde birlikte hareket ettiklerinde, yolsuzlukla suçlanan belediye başkanları için disiplin süreci başlatılmamasını isteyen Ekrem İmamoğlu idi. Özgür Özel de bu şekilde uygulama yapmıştı.

Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu’nun yeni partideki konumunu bir kenara koyuyorum.

Ya Mansur Yavaş?

Mansur Yavaş, açık bir beyat ile, Yeni Parti içerisinde siyaset yapacağını söylemedi.


Hatta bazı açıklamalarında şimdilik de olsa CHP içerisinde kalacağına dair işaretler verdi.

Bu durumda, Yeni Parti’nin yöneticileri nasıl oluyor da, önümüzdeki süreçte parti politikaları hakkında Mansur Yavaş ile birlikte karar vereceklerini söyleyebiliyorlar.


 

Bu konuları konuşmamız, ayrıntılarıyla değerlendirmemiz gerekiyor.

Ama 24 Temmuz’un yıldönümünde, her sene yapılan bir algı operasyonu, bu yılda tekrarlandı. Lozan sözleşmesinin imzalanmasının yıl dönümü olan 24 Temmuz’da,

“Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alandaki en önemli diplomatik kazanımı” takdimi ile, Lozan Antlaşması’nın 103. Yıldönümü kapsamında Heybeliada’da “Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması’nın 103. Yılı” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. 

Etkinlikte kimler var?

 Akit okurları için pek ciddiye alınmayan kurumlar ve şahıslar diyebiliriz.

Geçtiğimiz yıllarda bir bankaya borcunu ödemeyen iş adamının kefili konumundaki İnönü ailesinin mal kaçırmak için taşınmazı devretmiş göründüğü İnönü Vakfı.

28 Şubat sürecinde başörtü yasağını uygulatmak için rektörlere baskı uygulayan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği..


 

Önceki ay orman içinde yapılmış imara aykırı bina için alınacak rüşvet miktarını başkan yardımcısıyla belirlerken suç üstü olan CHP’li belediye listesindeki Adalar Belediyesi.

Ve şahıs olarak da, binlerce yıl hapis cezası istemiyle halen tutuklu olarak yargılanan Ekrem İmamoğlu‘nun eşi Dilek İmamoğlu.

Tayyip Erdoğan Erdoğan’ı, darbeciler tarafından asılan Adnan Menderes’in sonu ile tehdit eden eski Basın Konseyi Başkanı, CHP eski milletvekili Oktay Ekşi..

Yakın tarihte yaptığı açıklamalarda, “Suriye’ye girersek çıkamayız. YPG çoktan Suriye’nin kuzeyinde devlet oldu” kehanetleri boş çıktığı için utanıp, bir kenara çekilmesi gereken Emekli Tümgeneral Naim Babüroğlu.

Söyledikleri ne?

Babüroğlu konuşuyor: “Lozan ile ülkemizi geri aldık. Türkiye’nin yüzölçümünün 150 bin metrekareden 736 bin metrekareye çıktı.” 


 

Hani bu adam karşımda olsa, direk sorarım: “Sen kafayı mı yedin Naim?”

Öyle ya, biz ülkemizi, 100 binlerce şehit vererek cephede geri aldığımızı biliyoruz.

Ama bu Naim, ülkeyi Lozan’da aldığımızı sanıyor.

O zaman Naim ve benzerlerine soralım:

“Ülkeyi masada almak mümkün idiyse, on binlerce şehidi niye verdik?”

Devam edelim sorularımıza: “Başkomutanlık Savaşı hikaye miydi?”

Konuya neresinden bakarsanız bakın, bir yalan rüzgârı ile gerçekleri çarpıtmaya ve değiştirmeye çalışıyorlar.

Vatan cephede kurtarıldı.

Vatanın, bir kısmı cephede kurtarıldı.

Daha ileri siz de gitme imkanı var iken.


 

Antlaşma ile çözüm arandı.

12 Adalar’ı alabilirdik. Misak-ı Milli içerisinde kalan Kerkük ve Musul’u alabilirdik. Trakya’da, biraz daha ilerlere gidebilirdik.

Lozan’da yapılması gereken, cephede aldığımız vatanı hiç masaya getirmeden, 12 Adaları, Kerkük’ü ve Musul’u, yanı sıra Batı Trakya’yı konuşmaktı.

Lozan sözleşmesini imzalayan aciz kafa, bunların hiçbirisini Türkiye lehine sözleşmeye ekletemedi.

Bunun ezikliği ile, şimdi Naim Efendi çıkıp konuşuyor: “Aldığımız nefesi bile borçlu olduğumuz Lozan’ı küçümsemeye çalışan kişiler, dünyanın en büyük tarih nankörleridir”.

Ben de bu ulusalcı emekli generale hatırlatıyorum:

“En büyük nankör kendisi asker olduğu halde, binlerce şehidin hatırasına saygısızlık ederek cephede kazanılan savaşı, masada kazanılmış gibi göstermektir.”

Şunu da hatırlatayım:

“Eğer sizin İsmet İnönü’nüzün, masada vatan kurtarma kabiliyeti vardıysa, 1919’da, 1920’de o başarıyı elde etseydi. Kurtuluş Savaşı yapılmadan, Lozan’a gitse ve atacağı imza ile ülkeyi kurtarsaydı.”

Buyrun Naim efendi, varsa bir cevabınız gönderin, yayınlayalım.

Görelim kimmiş nankör, kimmiş şehide saygısızlık eden.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Fatma Nur

Kediler nankör olur

Dertli

Ali Bey,lozan bitti artık.. niye adaları, musulu, kerkuk fethetmiyoruz.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23