Madem öyle Özkök, “bu b.ku niye ..?”
Madem öyle Özkök, “bu b.ku niye ..?”
ALİ KARAHASANOĞLU
Yine aynı terane.
Yine aynı maval.
Yine aynı algı..
Küstahlığın dibini sergiliyorlar..
Türkiye’nin, eski yıllarda olduğu gibi sahipsiz olduğunu sanıyorlar..
Hakareti ediyorlar..
Sonra..
“Aaaa. O sözlerden hakaret ettiğimi nasıl çıkardınız. Çok ayıp” diyerek, bir de üste çıkmaya çalışıyorlar..
Hürriyet’te yetişmiş elemanlar, bunu çok sık yapıyorlar..
Özellikle Hürriyet’te çalışmış olanlar..
Fatih Altaylı, terbiyesizce, ahlaksızca, aklı sıra tehdit etmek için, bu ülkede milletin bağrına bastığı cumhurbaşkanına dil uzatmıştı.. Anayasal sürelerde, zamanında yapılan seçimlere rağmen, oturduğu yerden bilmemneresinden uydurduğu bir iddiayı; “ömrü boyunca başkanlığı” iddiasını kendi kendine ortaya atıp, ardından da “Bu millet, hoşuna gitmediğinde padişahını bile boğmuş bir millettir. Osmanlı tarihinde suikasta kurban giden ya da intihar ettiği öne sürülen birçok padişah var.” demişti..
Dava açıldığında ise, “şahsen tanıdığım Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik herhangi bir tehdit veya hakaret aklımın ucundan dahi geçmez” demiş, hatta “Fatih Altaylı mı sayın Erdoğan’ı, bu ülkenin cumhurbaşkanını tehdit edecek!” diyerek duruşmada kendi kendisini sorgulayan Altaylı, cumhurbaşkanının kimseden korkmayacağını da mahkeme salonunda itiraf etmek zorunda kalmıştı..
Tabii kendisini izleyen insanlar da, “Madem sen Erdoğan’ı tehdit edemezsin. Zaten Erdoğan da senin ve benzeri tiplerin tehditinden korkmaz. 15 Temmuz darbe gecesinde de korkmadığını ispatlamıştı. O zaman sen bu b.ku niye ..”
Geçelim, çünkü o günler geride kaldı.
Şimdi Hürriyet’in yeni hergelesi, sahneye çıkmış..
“Bu dönemler geçecek. Ben bir öğrenci olarak İspanya’da Franco rejiminin nasıl çöktüğüne tanık oldum gözlerimle. Bir gecede gitti 30 yıllık Franco diktatörlüğü. Öldüğü gece İspanya’da rejim değişti. Bu tür rejimlerin devam edeceğini kimse düşünmesin, devam etmez.”
Bu sözleri sarfeden Ertuğrul Özkök, Erbakan hocayı tehdit etmesinin hesabını vermemesinden kaynaklı cesaretle olsa gerek, 25 yıldır halka gidildiğinde milletin “Oyum sana Reis” dediği gerçeğine rağmen, Tayyip Erdoğan’ın ismini de anarak, cümlelerini şöyle bağlıyor:
“Bugünkü rejim Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın kişiliği üzerine dizayn edilmiş ve onun kişiliği ile geçerli bir rejim. Bu rejimi Türkiye’de böyle taşıyacak başka bir insan yok. Uzun süre de olamaz.”
Adamın küstahlığında, terbiyesizliğinde, edepsizliğinde küçücük bir tereddüt var mı?
Kendisinin bile yoktur..
Ama soruşturma açıldığını duyduğu an..
Hemen masumlara yatıyor..
Önceki tehditçiler gibi, tornistan yapıyor..
Mafya babaları gibi, önce tehdit ediyor..
Sonra kuyruğunu kısıp, “ben öyle demedim” diyor..
Buyrun, savunmasını da okuyalım:
“İspanya’da Franco rejimi ile Erdoğan yönetiminin birbirinin aynı olduğunu söylemişim.”
Ahlaksız adam..
Sahtekar adam..
“Bu dönemler geçecek.” diyen sen değil misin?
“İspanya’da Franco rejiminin nasıl çöktüğüne tanık oldum gözlerimle” diyen alçak sen değil misin?
“Bir gecede gitti 30 yıllık Franco diktatörlüğü.” diyen rezil adam sen değil misin?
Şimdi kalkmış, “İspanya’da Franco rejimi ile Erdoğan yönetiminin birbirinin aynı olduğunu söylemişim.” diye, maval okuyor..
“Ben söylediğimi çok iyi biliyorum…” diyerek, bu sözleri sarfederken tilkice bir savunmayı hazırladığını da ağzından kaçırıyor..
“İspanya’da Franco rejimi ile bugünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimini birbirine benzetecek kadar kendimden geçmedim…” diyor..
Ama cümlesi yukarda.
“Devam etmez” demesi ile yukarda..
Açık açık “Franco”’yu anması ile ortada..
Açık açık, halkın defalarca seçtiği Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan adını ve soyadını ağzına alması ile ortada..
Ama milletin aklı ile alay edercesine, şu savunmayı yapıyor:
“Kendine ‘muhalif’ diyen en radikal insan da bu benzetmeyi yapamaz.”
Utanmaz adama bakın.
Benim burada tekrar etmekten bile hicap edeceğin en rezil sözlerle Cumhurbaşkanımıza dil uzatmışlar..
Şimdi kalkmış, “muhalif radikal insanlar bile o benzetmeyi yapmaz” diyerek, Altaylı’nın savunmasını tekrarlıyor..
Erdoğan’ın “Biz kefenimizi giyip, bu millet için çalışmaya çıktık” sözlerini gözardı edip.
Tehditi yapıyor. Korkutacağını sanıyor.
Ki, daha düne kadar, bu tehditler için de, savcılıklar gerekli soruşturmaları açmıyorlardı..
“Düşünce özgürlüğü” diyor, darbe tehditlerini, idam sehpalarında sallanma tehditlerini, meşrulaştırmaya çalışıyorlardı..
Şimdi bu hokkabazlığa son verildi..
“Düşünceni açıklayabilirsin. Tayyip Erdoğan’a veya bir başkasına oy verilmemesini, bir başkasına da oy verilmesini isteyebilirsin. Ama seçilmiş insanları, tehdit edemezsin. Sandık dışında yollarla indirileceğini söyleyerek, ahlaksızlık yapamazsın.” denilerek, artık yapılan tüm tehditlere gerekli soruşturmalar açılıyor..
Ama beylerimiz ukala mı ukala..
Küstah mı küstah..
Kuş kadar akılları ile, daha savcı önüne çıkmadan, kendilerini şu savunmalarla kurtaracaklarını sanıyorlar:
“Her gün Kemal Kılıçdaroğlu için ‘13 kere seçim kaybetti’ diyorlar. O zaman adama sorarlar: ‘Kardeşim Kılıçdaroğlu 13 kere seçim kaybettiyse bu seçimleri kim kazandı?’ Her seferinde bileğinin hakkıyla Erdoğan kazandı.”
Yanlış okumuyorsunuz..
Bahar Feyzan’ın programında, Ertuğrul Özkök bunu söylmemiyor ama..
Yaptığı tehditin hesabının sorulacağını öğrendiği an, kendi kendisine sorular sorup, gerçeği ikrar ediyor: “Erdoğan seçimle işbaşına geldi.”
O zaman, küstahca o ifadeleri niye savurdun, ahlaksız adam.
Durduk yerde niye tartışma çıkardın..
Niye, “Franco” döneminden bahsedip, arkasından da “Tayyip Erdoğan” dedin..
Kendisi anlatıyor şimdi: “
“Franco, 30 yıllık iktidarı boyunca bir kez bile seçime girmedi. Şimdi 13 kere seçim kazanmış bir insanı hiç seçim yapmamış, iktidarı silah zoruyla ele geçirmiş bir diktatörle aynı yere nasıl koyabilirsiniz ki…”
Namussuz adam.
Bunu Bahar Feyzan ile yaptığın söyleşide niye söylemedin.,.
Bunu söyleyeceğine, niye “Bu dönem bitecek” dedin..
“Seçimle işbaşına gelen insanlar, her ölümlü insan gibi bir gün emaneti teslim etseler bile, milyonların kalbinde yaşar” deseydin ya..
Söyleşide bunu söyleme..
Franco döneminin bittiği gibi, Erdoğan döneminin de biteceğini söyle..
Bunları yan yana söyle..
Tıpkı Altaylı’nnı yaptığı gibi, padişahlar üzerinden, onların asılması üzerinden aklın sıra mesaj yolla.
Sonra da..
“Beni eleştirenler koyamıyor ben de koyamam. Bir yanlış anlama varsa önce bunu düzelteyim. Peki ben ne dedim öyleyse?” diye başla..
“İspanya’daki Franco tipik bir diktatörlüktür. Seçime dayalı bir iktidar değildir. Bunun karşısında bir de seçimle iş başına gelen yönetimler vardır.” deyip, savcının, hakimin bu tilkiliğe kanacağını san..
“Ben Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı seçimle ve demokrasiyle gelmiş liderler klasmanına sokuyorum. Franco gibi birinin klasmanına sokmam, 79 yaşıma kadar aldığım eğitime ve kendi dünya görüşüme ters” diye de bitiriyor, sözlerini Ertuğrul Özkök.
Ona da Altaylı’daki gibi söyleyelim..
“Madem öyle, sen bu b.ku niye ...?”