• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
28 Ocak 2020

İlim adamlarının itibarını bu proflar sıfırlıyor!

“Deprem profesörü açıkladı. Ama dinleyen yok” diyoruz..

“Bilim adamları uyardı, ancak dinlemedik” diye hayıflanıyoruz..

“Akademisyenler daha ne yapsın, ‘stres yoğunluğu var, deprem kaçınılmaz’ demişler, dinlememişiz” diyerek, toplumu suçlu ilan ediyoruz..

Bilim adamlarının uyarılarına toplumun kulak vermemesinin arkasında ne yatıyor, hiç düşünüyor muyuz?

Bir profesör ikaz edecek, ama halk “Boşveer. Kulak asma” diyecek.. Bu boşvermeciliğin arka planında neler yatıyor, bilim adamlarına değer verilmeyişinin sebebleri nelerdir, hiç düşünen var mı?

Her geçen gün, prof etiketli bilim adamlarına güven niye azalıyor, sözlerini ciddiye alanların sayısı daha da aşağılara niye iniyor bir sorgulama yapan var mı?

Bu sorgulamayı yaparken..

Bir yandan da depremle ilgili ayrıntıları öğrenmeye çalışırken.

Birden, hukuk profesörü Aysel Çelikel’in röportajı gözüme ilişti..

Hukuk mezunları kendisini yakından tanırlar.

Milletlerarası özel hukuk alanında kitapları vardır..

Vatandaşlık hukuku, yabancılar hukuku, yabancılık ilişkisi olan konulardaki ihtilafların çözüm şekli ile ilgili derse girer..

Ama gelin görün ki..

Hukukçu mu, yoksa hukuk katili mi, anlamak imkansız..

Elazığ’daki depremin acılarını sarmaya çalıştığımız bir gündemde, hanımefendinin derdi, hukuk değil, siyasal İslamı hedef tahtasına oturtup, mahkum etmek..

“Her şey 2012’de “4+4+4” sistemiyle başladı. Amaç siyasal İslamın kurallarını hâkim kılmaktı. Bunun için de din eğitimi verilmesi gerekiyordu” diyor, 90’a yaklaşan hanımefendi..

“Artık dünya bitti. Dine yaklaşman lazım” diyeceğim ama..

Dine bakış açısındaki karşıtlığı görünce, hiçbir şey diyemiyorum..

Yakın tarihimizi bilenler için, Aysel hanımın şu sözlerini aktarayım:

“Eğitime ilişkin zorluklar 2012’den beri daha da ağırlaştı. 2012’de tam olarak ne oldu? 30 Mart 2012’de kamuoyunda ‘4+4+4’ diye adlandırılan yasayla eğitim sistemi, eğitimin kalitesi, niteliği, Milli Eğitim Bakanlığı’nın işleyişi tümüyle değişti. Bu unutulacak bir tarih değil. Çünkü bu kanun Meclis’te şiddet uygulayarak çıkarıldı. Muhalif milletvekilleri dayak yediler.”

Hanımefendi, 16 Ağustos 1997’de, asker tehditleri ile istifa ettirilen Refahyol yerine kurulan hükümetin, ilk icraat olarak 8 yıl kesintisiz eğitimi çıkartırken, TBMM’deki muhalif milletvekillerine yapılan “darağacında sallandırma” ikazlarını unutmuş..

O tarihte zorunlu eğitim 5 yıl iken, 8 yıla çıkarmak için kesintisi eğitim çıkarıldığı iddialarına, “Madem eğitim yılını uzatmak istiyorsunuz, 5+3 olsun. Yine zorunlu eğitim 8 yıl olsun, ama kesintili olsun” denildiğinde cevap verilemediğini unutmuş..

İmam Hatiplerin orta kısımlarını kapatmak için yapılan o değişikliği, bir de bize, “Siz eğitime karşı mısınız. 5 yıl olan zorunlu eğitim, 8 yıla çıkıyor, siz buna niye karşı çıkıyorsunuz” diye cevap yetiştirenlerin ahlaksızlığını unutmuş..

2012’de, zorunlu eğitim 12 yıla çıkartılmasına itiraz edip, “4+4+4’ü kabul etmiyoruz” diye sokaklara dökülmüşler..

Niye?

Zorunlu eğitim süresi artıyor ama.

Onların derdi, zorunlu eğitim süresinin artması değil. Onların derdi, 1997’de olduğu gibi, İmam Hatipleri kapalı tutmak..

Bunun için de, açık açık niyetlerini itiraf ediyorlar:

“Bu kanunu çıkarırken amaçları siyasal İslamın başlangıcını yapmaktı. Çünkü bununla hayalini kurdukları her şeyi elde ettiler. Uzak amaçları siyasal İslamın kurallarını hâkim kılmaktı. Bunun için de yeni nesillere din eğitimi verilmesi gerekiyordu. Bu şekilde 10-11 yaşına gelmiş ve soyut düşünme alışkanlığını doğal olarak elde etmemiş olan çocuklar İmam Hatip okullarına girerek Allah kavramını, cennet-cehennemi, günah ve sevabı öğrenmeye başladılar. Oysa bilimsel olarak soyut düşünce 14-15 yaşında başlıyor.”

Yani şunu demek istiyor Aysel hanım: “Çocuklara 14 yaşına kadar din diye bir şey öğretmeyelim. 14 yaşından sonra da, zaten çocukların akılları başlarını geçmiş olsun.. Ondan sonra da öğretmeyelim.. Bizim gibi 90’ına merdiven dayadığında bile, hayatımızdan dini nasıl yok ederiz ile meşgul olup, öbür dünyaya gidelim..”

Aysel hanım, bunu kendi hayatında yapabilir.

Ama, başkalarının çocuklarına da, bu hayatı dayatmaya kalkarsa, orada “dur” demek, hepimizin boynunun borcu..

Biz de, Aysel hanıma bunu diyoruz..

Belki bazı okurlarımız, “Basit bir görüş farklılığı.. İkinize de Türkiye’de yer var. O, kendi görüşünü böyle açıklasın. Siz de karşı görüşünüzü açıklayın. Kavgaya gerek yok” diyebilir..

Ama gözden kaçan bir husus var.

Biz Aysel hanım gibilere karışmıyoruz. Onların çocukları, yine istedikleri okullara gidebiliyor.. Ama Aysel hanımlar, bizim çocuklarımıza karışıyorlar.

Hem kendi iktidarları döneminde karışıyorlar. 1997’de İmam Hatiplerin orta kısımlarını kapattıkları gibi. Hem de bugün karışmak istiyorlar.. 4+4+4 sistemi, onlara bir ayrımcılık getirmediği halde, onların okullarını kapatmadığı halde, “hayır, kaldırılmalı” diyorlar..

Daha fecaat bakış açıları var..

Bu hukuk profesörünü, röportaj yapan gazete, “kız çocuklarının eğitimi için çabaladı” diye tanıtıyor..

Oysa, tüm Türkiye biliyor, ÇYDD aracılığı ile Aysel Çelikel ve arkadaşları, bu ülkede başörtülü kız öğrencilerin okumaması için ölümüne mücadele ettiler..

“Başörtülü öğrencilere burs vermiyoruz” dediler..

“Onların eğitim alma hakkı yoktur” dediler..

Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olmasını engellemek için, geçici süreli Adalet Bakanlığı koltuğunda iken yaptığı hukuk dışı vicdansızlıklara yerim yok..

Başa dönersek.. “Halk, bilim adamlarına niye güvenmiyor”u cevaplarsak..

“İşte bu Aysel Çelikel gibiler yüzünden” diyebiliriz..

Sen bu ülkenin inancını, halka tehlike gibi gösterirsen, dinin engellenmesi gerektiğini iddia edersen, bu ülkenin çocuklarının başındaki örtüyü, eğitim almalarının önünde engel olarak gösterirsen.

Halk senin ilmi anlamda söylediklerine de inanmaz..

Böyle profesörleri görünce, halk, sadece bunlara değil, bunlarla eşdeğer gördüğü diğer bilim adamlarına da inanmaz..

Bu proflara kızıp, tüm bilim insanlarını da, benzer şekilde, “Bilime siyaset karıştıran, yalan dolanla kendi kafasındakileri halka dayatan insanlar” gözü ile bakarlar..

Bilim adamlarının sözlerine güvenilmiyorsa; ki, güven duyulmuyor.. Aysel Çelikel’lerin söylemlerine bakmak gerekir..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emine

Türkiye de eğitim sisteminin geldiği noktayı yazsanız ...
  • Yanıtla

İnsan

Bunlar gibi organizmalara hanım da, anne de, kadın da, insan da denmemeli. Kendi hemcinslerine dahi zulmü reva görenin hanimligi mi olur. Hanımlarımıza hakaret sayarim... Bizim bursumuzu da rızkımızı da Allah verir de bakalım siz ölünce kimden yardım dileneceksiniz? Neyse ki yaşını başını almış. Olursa, zor ama, Allah hidayet versin. Yoksa zalimler için kısa bir dünyadan sonra tatsinlar azabı ve yaşasın cehennem...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı