--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Darbecileri askeri mahkeme mi yargılasın?!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
43

Tartışma nereden çıkıyor?

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Geceyarısı torba yasaya yapılan eklemeyi getiren milletvekillerine bakın” diyerek FETÖ’cü suçlaması yaptığı milletvekillerinin önerisinde ne yer alıyordu?

Ki..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da..

Kulağının üstüne yatmayıp, “Bu suçlamayı yapan kişiye dava açın” diye Başbuğ’u eleştirip, TBMM’nin onurunun kurtarılması gerektiğini hatırlattı..

Öneride yer alan şu idi..

Başbuğ’un, “Bu kanun ile ordunun eli kolu kesildi” iddiasında bulunduğu değişiklik şu idi..

Özet olarak veriyorum..

Başlık olarak söylüyorum..

Darbe teşebbüsü halinde, askerleri de artık sivil mahkemeler yargılayacak..

O tarihe kadarki düzenlemede ne yer alıyordu?

Asker şahısların darbe girişiminde bulunması halinde, sivil mahkemeler değil, askeri mahkemeler yargılama yapıyordu..

Yani nasıl oluyordu?

1960’ta albaylar cuntası darbe yapıyordu..

Albaylar cuntası, Genelkurmay Başkanı’nı indirip, kendi istedikleri adamı getiriyorlardı..

O dakikadan sonra..

Askeri mahkemedeki hangi askeri hakim, albaylar cuntasını yargılamaya cesaret edebilirdi ki?

Edemediler zaten..

Göstere göstere darbe yapıldı..

Askeri mahkemeler de, “Ne yani, komutanlarımıza dava açıp, darbe yapmaktan mahkum mu edeceğiz? Olur mu öyle şey? Komutanlarımız, görevlerini yapmışlardır.. Suç yoktur” dediler..

Aslında bunu, bir karara yazarak söylemediler..

Buna utandılar..

Ama bu kanaatte olduklarını, fiilen gösterdiler..

Ne bir suç duyurusu kabul ettiler..

Ne kendileri re’sen bir soruşturma başlattılar..

Ne de bir yargılama yaptılar..

Aynısı, 1980 darbesinde de yaşandı..

Kenan Evren ve diğer dört komutan, neye güveniyordu?

“Bizi kimse yargılayamaz. Mevcut kanunlarda, darbe sanıklarının yargılanması, askeri mahkemelere bırakılmış. Ben orgeneralim.. Genelkurmay Başkanı’yım.. Beni, hangi askeri hakim yargılayabilir ki? Zaten askeri hakimlerin hepsini ben belirliyorum. Benim belirlediğim hakim, beni nasıl yargılayabilir ki?”

Bu rahatlıkla darbeyi yaptılar..

İşin bir de, hukuki açıdan bir çıkmazı vardı..

Genelkurmay Başkanı’nın askeri bir mahkemede yargılanması, usûl açısından da mümkün değildi.

Niye mi?

Şunun için;

Askeri mahkemede, bir askerin yargılanabilmesi için, o mahkeme heyetinin, sanıktan daha kıdemli olması gerekir.. Genelkurmay Başkanı’ndan daha kıdemli  general olmayacağına göre.. (Olsa da bir kişi, iki kişi.. Onlar da zaten kendisi ile birlikte yol arkadaşları..) Kenan Evren’i yargılamak teknik olarak mümkün değildi..

İşte bu rahatlıktır ki..

28 Şubat’ta da, komutanların pervasızca, sivil hükümeti devirmeye kalkışmalarına sebep oldu..

28 Şubat komutanları da, şunu düşünüyorlardı..

“Olsun olsun, Cumhurbaşkanı ile Başbakan anlaşırlarsa.. Bizleri görevden alabilirler.. En tersi bu.. Ama yargılayamazlar.. Bizi yargılayacak olan, askeri mahkemeler.. Askeri mahkemeler de bizim elimizde olduğuna göre.. Zıt Erenköy.. Anca gidersin.. Yürüyün siviller, ense tıraşınızı görelim..”

Bu rahatlıkladır ki.. AK Parti iktidara geldiğinde, Balyoz darbe planı yapıldı..

Bu rahatlıkladır ki, Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Balbay, “Genç subaylar rahatsız” manşeti atabildi..

Bu rahatlıkladır ki, Yaşar Büyükanıt, 27 Nisan muhtırasını verdi..

Bu rahatlıkladır ki, “AK Parti % 90 oy bile alsa, başörtüyü serbest bırakamaz” diyenler çıkabildi..

Ne zaman ki..

O mantıksız düzenleme değiştirildi..

Kanun ile yapılmak istendiğinde, Anayasa Mahkemesi devreye girip, iptal ettiyse de..

Sivil yönetim pes etmedi..

“Böyle saçmalık olmaz. Askeriyede her şey, hiyerarşi ile olur.. Üst yönetimdeki generaller darbe yaparlarsa, onları yargılayabilecek askeri mahkeme fiilen olamaz ki, yargılama da yapılabilsin.. Bütün batılı sistemlerde olduğu gibi, bizim de darbe suçlarını sivil mahkemelere bırakmamız lazım” denildi..

Ve..

İşte o tarihten itibarendir ki..

AK Parti muktedir olmaya başladı..

İktidar olup, muktedir olamadığı dönem kapandı..

Seçmenine verdiği başörtü yasağının kaldırılması taahhüdü hayata geçirildi..

Meslek liselerinin önündeki katsayı zulmü sona erdirildi.

Kur’an kurslarının önündeki engeller kaldırıldı..

Darbe suçunun yargılanması, askeri mahkemelerden alınmasaydı..

Darbe suçlarına, sivil mahkemeler bakmaya başlamasaydı..

Darbe geleneği sürecekti..

Derseniz ki..

“Yine devam etti, 15 Temmuz darbe girişimi yapıldı..”

Ben de derim ki, “Hayır, yapılamadı.. 15 Temmuz hain darbe girişiminin başarısız olmasının bir sebebi de, ‘Nasıl olsa darbeciler sivil mahkemelerde yargılanacaklar. Biz sokağa çıkarsak, belki şehit veririz. Ama direnirsek, sonunda darbecileri de yargılatırız’ düşüncesi idi..”

Sivillerde bu güvence olmasaydı..

Ne sokağa çıkılırdı..

Ne darbeye karşı direnilirdi..

“Darbecilerin sivil mahkemelerde yargılanması” kuralına güvenerek, halk sokağa çıktı..

Ve darbecileri teslim aldı..

Şöyle düşünelim..

300 generalinden yarısı darbeye karışan bir orduda, hangi askeri mahkeme, o darbecileri yargılayabilirdi?

İlker Başbuğ cevap versin..

İlker Başbuğ’a destek çıkan CHP, açıklasın..

 İki generalden birisi darbeye karışmış olacak.. Ve o generaller, askeri mahkemelerde, şimdi sivil mahkemelerde olduğu gibi yargılanabilecek?

Mümkün mü?

Tabii ki mümkün değil..

İşte Başbuğ ve CHP’lilerin istediği de bu..

Darbe olsun..

Darbeciler başarılı olurlarsa, zaten sivil mahkemeler bile onları yargılayamaz..

Ama, başarısız olduklarında da, yargılanmamaları için, darbecileri güvence altında tutmak istiyorlar.

Onun için, “Askeri mahkemelerin görev alanı daraltıldı” diye itiraz ediyorlar..

Başbuğ’un da itirazı bu.. CHP’nin de itirazı bu!

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle