• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
20 Kasım 2019

Bizi dinlemiyorsunuz, bari bu hakimi dinleyin!

“Sakalımız yok ki, dinlensin” diyemem ama..

Sakalımıza rağmen, kimse dinlemiyor..

Belki dinlerler ümidi ile..

Kendi anlatımı ile, “Otuz beş senedir kürsüdeyim, on yedi senedir bu işin içerisindeyim, aile hukukunun (aile mahkemesi hakimiyim) içerisindeyim.. Akademide on üç yıl derslere girdim, hâkimlik akademisinde, üç yıl televizyonda da program yaptım, böyle bir deneyimi olan bir insanım” diyen bir hakimimizin tecrübelerini ve tespitlerini, TBMM tutanaklarından aktarayım...

Tutanak tarihi yeni..

30 Ekim 2019..

6284 Sayılı Kanun ile ilgili değişik kesimlerden yetkili isimler TBMM’ye davet edilmiş, tespitlerini aktarmaları isteniyor..

 Ankara 4. Aile Mahkemesi Hakimi Dursun Genel de, “Benim tespitlerim şunlar” demiş ve aktarmış:

“Üzerinde durduğumuz en önemli madde 5’inci maddedir, 5’inci maddesi çok önemli bizim için. Yani bizim uygulamada karşılaştığımız sorunlarla ilgili kullandığımız madde yüzde 90 olarak 5’inci maddedir, yüzde 10’u da diğer maddelere ayıralım.”

Demek ki ne imiş?

Uzun uzun kanun maddelerine takılıp kalmamak gerekirmiş..

25 maddelik bir kanunun, günlük hayatta karşılaştığımız uygulamasında, % 90’ını bir madde, % 10’unu ise geri kalan 24 maddenin uygulaması oluşturduğuna göre..

Kanunlar düzenlenirken..

Uyanık olmak gerekiyor..

“Cambaza bak” şaşırtmacalarına aldanmamak gerekiyor..

6284 Sayılı Kanun’da, maalesef bu yaşandı..

CHP’liler, “Cambaza bak” derken..

25 maddelik kanun metninde..

Bir maddeyi öyle organize ettiler ki..

O maddenin, uygulamada aileyi nasıl dinamitleyeceğini, önceden öyle kestirdiler ve hedefe kilitlendiler ki..

Kendi bulundukları konum açısından, dört dörtlük başarıyı elde ettiler..

Biz hakimimize dönelim:

“5’inci maddenin içerisinde bir uzaklaştırma, şiddet uygulayanın uzaklaştırılması var, bir de şiddet uygulayanla ilgili alınacak önlemler var. Yani onu iki kategoriye ayırmak lazım ama kanuna baktığımız zaman öyle bir ayrım yok.”

Bu tespit, sadece Dursun Genel hakimin tespiti değil.

Hemen hemen, konuştuğunuz uygulamadaki herkes, aynı tespiti yapıyor..

Aynı kanun boşluğunu hatırlatıyor..

Ama..

TBMM’de henüz atılmış bir adım yok.

Dinliyorlar.. Dinliyorlar.. Dinliyorlar..

Hakimimiz çözüm teklifini de yapıyor:

“Şu yasayı şöyle ayırabilsek çok süper bir şey olacak: Kimler evden uzaklaştırılır? Şiddet...”

Aslında buraya bir nokta koymak gerekir.

Kanunun başlığı da “Şiddetin önlenmesi” diye geçiyor..

Ama gelin görün, şiddet adı altında, neler oluyor..

Hakimimizin, TBMM tutanaklarından aktarıyorum:

“Şiddetin 4 tane kategorisi var: Fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet. Biz fiziksel şiddet uygulayanı ya da uygulama tehlikesi olanı -kanunun deyimiyle söylüyorum- evden uzaklaştıralım; hakim, mahkeme kararıyla. Ama yani öyle suistimale açık ki, öyle bir kötüye kullanılıyor ki.. (..) Şöyle örnek vereyim, şunu yapmamız lazım: Kimler uzaklaştırmaya tâbi olacak parametrede? Fiziksel şiddet uygulayanı ya da uygulama tehlikesi olanı, bunu uzaklaştıralım. Şöyle bir şey oldu, çok ilginç, bana gelen bir mesele şu: Bir Ramazan ayında, iftar vakti adam eve geliyor, işten çıkmış gelmiş.. (..) Akşam iftardan sonra çayı hemen sofraya koymadın, diye adam bir sorun çıkarmış. Kadın da işte o ufak tartışmanın içerisinde, iftar saatinde ‘Ya beğenmiyorsan git çayını kendin yap’ falan gibi bir tavır koydu. Adam bunu kabullenmedi. İnanın, samimiyetle söylüyorum, bir şiddet yok. Kadın ikinci gün geldi Ankara Adliyesi’ne, bir dilekçe koydu.”

Gerisini tahmin ediyorsunuz sanırım..

Kanunun düzenlenme şekli gereği, erkek hakkında uzaklaştırma kararı..

Hakim bunu, şöyle ifade ediyor:

“At bunu bir ay dışarı, diyorum. Ya ne yapıyoruz ama? Yani bir şeye dikkat etmek lazım. Dövme, sövme filan bir şey yok. Bir tartışma var, kadın bunu..”

Tam bu aşamada, Türkiye’de kimin borusunun öttüğünü gösteren müdahale geliyor.

35 yıllık hakim. 17 yıllık aile hakimi bir tecrübe konuşurken..

HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu müdahale ediyor:

“Nereden anladınız bunu hakim bey?” 

Kafa, işte bu kafa..

Hakim bey tüm nezaketi ile anlatıyor:

“Onu sonradan anlıyoruz, itiraz ediliyor görüşmeler yapılırken filan, o itiraz boyutu içerisinde, işte altı ay verdik, üç ay verdik, itiraza geliyor, o şeylerin içerisinde anlıyoruz. Rapor sunulmuyor ki, hakimle görüşmüyor ki, hakimin önüne gelip görüşmüyor yani. Özellikle hakimin önüne gelip dilekçenin hakime sunulması... Hâkim ona soracak: ‘Şiddet mi gördün?’, ‘Evet.’, ‘Nasıl gördün?’,  ‘Şöyle.’ ” 

Hakimimiz bunları anlatırken, feminist HDP’li yine müdahale ediyor.

Hem de kışkırtıcı bir üslupla..

“O arada da kadının ölmesi..”

Bakış açısını görüyor musunuz?

Uygulamadaki hata, birinci elden anlatılıyor.

“Şiddet olan olayda, uzaklaştırma mutlaka verilmeli.. Ama şiddet olmayan olaylarda da, beyana tâbi olarak, hem de delil toplanmadan, hatta tarafları da dinlemeden, kanundaki düzenleme gereği uzaklaştırma kararı vermeye mecbur kalıyoruz” deniliyor..

Kadın haklarını savunduğu iddiası ile ortaya çıkan HDP’li, “Vermezseniz, arada kadın ölüyor” diyor..

Sanki şimdi ölmüyormuş gibi..

Nato kafa, nato mermer..

Biz dedik.. Dinlemediler..

Uygulamanın içinden bir hakim anlatıyor, yine dinlemiyorlar..

“Şiddet yok iken, uzaklaştırma kararı, erkeği şiddete tahrik ediyor” diyoruz..

Yine anlamıyorlar.. Yine anlamıyorlar..

Uygulamadan cinayet sayısının nasıl arttığını somut rakamlarla veriyoruz..

Yine konuyu anlama yolunda küçücük bir sinyal vermiyorlar..

O zaman..

Çağrımız Reis’e..

Lütfen artık..

Çağırın, 35 yıllık hakim Dursun Genel’i Külliye’ye..

Sorunları dinleyin..

Bizi dinlemiyorsunuz.

Kanundan zarar görmüş insanları dinlemiyorsunuz..

Kanaat önderlerini dinlemiyorsunuz..

Bari, eli titreye titreye, çıkarttığınız kanunları uygulayan ve vicdanının rahatsız olduğunu söyleyen bu hakimi dinleyin..

Boşverin, üç tane feministin çıkartacağı yaygarayı..

İnsanlarımız ölüyor. Kadınlar, erkekler ölüyor.. Hiçbir kusuru olmayan çocuklar ölüyor..

Aileler dağılıyor.

Çocuklar; yetim, öksüz kalıyor..

Filiz Kerestecioğlu, kendi özel hayatında, şiddeti istediği gibi tanımlasın.. “Benim içkimi hazırlamayan erkek, şiddet sanığıdır” desin..

Ama.. Bunu Türkiye’ye dayatmasın..

Dinleyelim, çözümü bulalım..

Lütfen, artık..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emine

Söz,işine gelmeyen bir yere gelince cümleyi kesiveriyorsun.(Minder dışına kaçıyorsun)Metinlerin apaçık provokasyon...
  • Yanıtla

Yasin

... şiddetin her türlüsü ceza almalı. Okulda sözleşmeli öğretmene idareciler tarafından hayatın pamuk ipliğine bağlı diyerek mobing yapılan bayan öğretmen intihar etti. Cinsel ve ekonomik şiddet daha mı masum. Çay mevzusunda Adam çay koymayı kabul etmedi... devamı ne. Muhakkak başka birşey vardır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23