--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ve nihayet...

Ali Akben
Ali Akben
12

Değerli dostlar, ülkemiz bulunduğu konum itibari ile gündemi çok zengin hareketli ve canlı bir ülke. Bir gün bazen çok kısa bazen ise çok uzun olabiliyor. Geçen gece Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ülkemiz, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldığını duyurarak geç de olsa çok hayırlı bir işe daha imza attı.

Bu sözleşmeyi kabul ederek, aslını inkâr eder bir duruma düşmüş, din, dil, kültür, örf, adet, gelenek, görenek gibi evrenselimiz olan kavramların hepsini çöpe atarak tüm değerlerimizin içini dinamitlemişti.

Avrupa Birliği’ne alınma şartlarından en önemlisi olan bu ağır şartı kabul ettiğimizde büyük ihtimalle Avrupa Birliği ülkelerinin de kafası karışmıştı.. Çünkü onlar için olmasa da bizim kültürümüzde karşılığı olmayan ucubeleri içerisinde barındırıyordu bu sözleşme ve bu yüzden de birlik ülkelerinin zaten hepsi tarafından da kabul görmemişti.

Yüce yaratıcının kullarım diye hitap ettiği erkek ve dişi kavramı bu sözleşmede yoktu. Sözleşmede birey gender var. Cinsiyet kavramı yok. Lûtilik, sevicilik, lezbiyenlik ve her türlü gayri ahlakilik, sapıklık serbestti ve haktı. Geç de olsa alınan kararla prangadan kurtulmuşluğun sevinci içerisinde bayram ediyoruz. 

9 yıllık utanç abidesinden kurtuluş bayramı bu. Küçük bir azınlık dışında vatandaş memnun ve mutlu oldu bu karardan. Cumhurbaşkanına teşekkür ediyor. Lûtiler ve onun hamiliğine soyunan azgın azınlık her zamanki gibi yaygara edebiyatına yine sarılarak ufak tefek gürültülerle milleti rahatsız edecek etmesine de, alıştık artık bu tür zırvalara sabredeceğiz. 

Yurt dışından insan hakları savunucuları(!) zırvalara başladı bile. Ülkemizde kadına şiddetin serbest bırakıldığından bahisle ağzına geleni kulaklarının işitmediği bir edepsizlikle atıp tutuyorlar. Kendilerine batmış mertekten habersiz uyuşuklar bizim derdimize düşmüş. 

Yerli azgın azınlığa gelince yine toplanacaklar ve devletimize polisimize katil deme özgürlüklerini yine sonuna kadar kullanacaklar. Malum zihniyetin emir erleri de boş durmayacak dokunulmazlık zırhına bürünmüş olanlarla birlikte yangına körükle giden trollere işaretler yağdırarak ülkemizi bir kez daha alev çemberi içerisine almaya çalışacaklar.   

Ülkemizin ayağına pranga olan daha çok ama çok meselesi var. Hepsi birbirinden acil olmasına acil de devlet aklı öncelik sıralamasında nelere dikkat edecek bakıp göreceğiz.

Ayasofya’nın zincirlerini kırarak ecdadın bedduasından kurtuluşumuzdan felaket bekleyen tellallar yeniden işbaşı yapar mı doğrusu merak ediyorum. Sokaklar yeniden hav hav sesleri ile kirletilse, zinde troller kalemlerinden kan akıtmaya bir daha teşebbüs etseler de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına artık inanmak istiyorum. Hiçbir şey eskisi gibi olmasın.

Mesela eğitim sistemi, derhal ivedilikle aslına döndürülmeli. Başında bostan korkuluğu gibi duran milli kelimesi ile müsemma hale getirilmeli. Asıl misyonu olan talim ve terbiye ile işe başlamalı. Milli değerlerimiz daha fazla paspas gibi yerlerde süründürülmemeli.

Hakkı savunalım derken ayrımcılığa gerek yok. Hak haktır. Hayvan için, insan için kadın-erkek için hatta eşya için bile hakkın hakkı savunulmalı ve hak edene hakkı verilmeli.

6284 namı değer aile dinamiti olan bu ucube yasa derhal ele alınarak kaş yapalım derken çıkardığı gözlerle ilgili bölümleri ıslah edilmeli. Kanun inanç değerlerimize, şanlı tarihimize ve geleneklerimize uygun hale getirilerek analarımızı ve bacılarımızı sözde değil özde koruma altına almalı.

İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmeyi desteklemek için çıkarılan 6284 kanun ile kadınlarımızı, kızlarımızı bırakın korumayı daha çok cinayet ve daha çok kıyıma sebep olduğu yetmezmiş gibi binlerce yuva eften püften sebeplerle tarumar olmuş durumda. 

Kadının beyanı esastır demek kadar hakka hukuka riayetsiz bir savunma olamaz.  

Cenneti ayaklarının altına seren bir din ve kutsal kitabımızda ismi Nisa olan bir sûre ile kadınlarımızın, kızlarımızın hakkını hukukunu garanti altına alan Allah ve onun peygamberinin kadına verdiği değer hangi kanunda, hangi hukukta var. İnsan merkezli çalışmalar devlet desteği ile çoğaltılmalı. 

Her şeyi Cumhurbaşkanından bekleyen beleşçi bir toplum olma yolunda gittiğimiz bu günlerde, vatandaş olarak bizler yapmamız gerekenleri yapmalı ve elimizi ağırda olsa taşın altına koyabilmeliyiz.

Yazılacak çizilecek daha çok şey var. Ülkemiz insanı kendine gelip gerçekleri daha arı duru görmeye başladıkça devletimizin yapmak istediği olumlu şeylerle ilgili ön yargılı kafa karıştırıcı kaosçuların tamtamlarını ve boş gürültülerini elinin tersi ile itecek ve hadi oradan diyecektir.

Kendi hatalarımızla yüzleşme cesareti içerisinde olursak, başkalarının gözünün içindeki çöpe odaklanma hatasına düşmez ve kendimize olan saygıyı çoğaltarak iç çatışmalar yaşamayız.

Bardağın dolu ve boş taraflarını göstererek birbirimize had bildirmek yerine, yerinde ve zamanında tavırlarımızı bütünleştirip birleştirerek yerli ve yabancı güruhun hevesini kursaklarında bırakıp kinleri ile boğulmalarına yardımcı olmalıyız.

Hiç kimse ama hiç kimse layüsel değil.

Gören için aynalar en iyi ayıraç. 

Körler ve sağırlara gelince onlar birbirlerini ağırlamaya devam ededursunlar.

Bu dünyada işleri tıkırında olabilir.

Ancak hesabın hasbi olduğu o zor günde işlerin tıkırını bırak, çıkardıkları ah vahlar ayyuka çıksa da herhangi bir torpile ve affa yer yok. 

Akıl işte bu gerçekliği kavradığı zaman akıldır. 

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Necdet başyiğit

22 Mart 2021 00:48

sayın cumhurbaşkanımiza teşekkür ederim Allah razı olsun hatasından döndü

B.Sıddık

21 Mart 2021 14:06

Hocam kalemine sağlık

Alkan

21 Mart 2021 13:52

Sayın yazar bu hayırsız islama örfümüze aykırı sözleşmeyi kim hazırladı  

okur

21 Mart 2021 12:57

avrupanin bircok ulkesinde musluman kadin basortusu takmaktan korkuyor

Ahmet Belkıran

21 Mart 2021 11:21

Allah fakirin önce eşeğini kaybettirip, sonra tekrar buldurarak sevindirirmiş. Avrupa Birliği sevdası ile kabul ettik, olmadığını görünce yıllar sonra iptal ettik. Devlet adamlığı odur ki, bu yanlışı baştan görüp kabuk etmemektir. Düzeltilmesi gereken o kadar iş var ki. Neyse, buna şükür diyelim. Lakin, içinizdeki müptezeller boş durmuyorlar. Tesbitleribiz için tebrik ederim hocam. Çok isabetli. Selam ve dua ila.

Can

21 Mart 2021 10:25

Zaman gösterecek bu islerde de 20 yildan beri akp nin dillerden düsmeyen demokrasi hukuk ve sosyal devlet mavali oldugu gibi ortaya ne cikacak. Sözlesme önemli degil asli olan uygulamalar ama o konuda karne zayif degil mi doktor.

Mustafa

21 Mart 2021 09:48

Zina yasası nezaman kaldırılacak harama helal diyenler yoksa zina batağında misiniz.

Samet

21 Mart 2021 08:06

Ali Akben hocam tek kelime ile sizi tebrik ediyorum.Bu haftanın makalesi cukkada oturmuş.

Sayın Dr. Ali akben bey

21 Mart 2021 08:05

Güzel anlatım güzel izah Allah razı olsun herşey, sayın erdogandan beklenmesin, islami ilim adamlarınında fikrine başvurulsun, savaşdan dönen müslümanlar, büyük savaşa hazır olun, derken bundan daha büyük savaşmı var diyen sahabi. Peygamberimiz sav evet nefisle cihat yangından mal kacırır gibi olmasın isim degiştirerek aynısı yaşanmasın hele kimler, istanbul sözleşmesinde, temsil edenlerde degişsin çünkü kanun degişsede, düşünce karekter aynı.

Akif

21 Mart 2021 07:48

Şükür olsun ki İstanbul sözleşmesi kaldırıldı Şükür

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle