Üçüncü göz
Dostlar farklı bir konuyu gündeme taşıyarak farkındalık oluşturmak istiyorum.
İkinci beyinden sonra bugün de üçüncü gözden bahsedeceğim. Malum ikinci beynin modası hâlâ geçmiş değil. Beyin gibi muammaları ve sırları tam aydınlanamayan bir organımız gözümüzün içine bakarken, biz hekimler tutmuş ikinci beyin olarak bağırsaklarımızın peşine düştük.
Öyle bir düşüş ki, ballandıra ballandıra anlattıkça anlatıyor ve sen neymişsin be abi dercesine her gün yeni bir hünerini keşfedip hastalarımızı bilgilendirip bilinçlendiriyoruz.
Üçüncü göz dediğimiz ve beynimizin orta arkasında bulunan pineal bez ile ilgili yeni bilgilerden birçoğumuzun haberi dahi yok.
Pineal gland olarak isimlendirilen ve çam kozalağına benzeyen bu bezin boyutu günümüzde küçüle küçüle mercimek tanesine kadar ufalmıştır. Bu kadar küçük olmasına rağmen şimdi anlatacaklarım ile küçük dillerinizi yutabilirsiniz.
Bu organımızın bu kadar küçük olduğuna bakmayın üç tane hayati önemi olan hormon salgılayarak bütün doku ve organlarımızın sağlıklı çalışmasına vesile oluyor. Bunlar DMT, melatonin ve seratonindir.
Son iki hormonu birçok insan detaylı olmasa da ismen duymuştur.
Melatonin ile uyku sağlığının korunduğunu, seratonin ile de mutluluğunun korunduğunu bilir.
Dimetiltriptin veya kısa adı ile DMT ise henüz bilineni bilinmeyenlerine göre az olmasına rağmen gizemi yüzünden bilim insanlarının dikkatini çekmeye devam ediyor.
DMT enerji bedenimizin hormonudur. Ruhumuzun molekülü olarak da anılır. Her üç hormonun sağlıklı üretilmesinde ortam ışığının azlığı, uyku sağlığının normal olması ve az yeme, az konuşma ve en önemlisi de florlu diş macunlarının kullanılmasına son verilmesi önemli rol oynuyor.
Doğum ve ölüm sırasında DMT salınımının artmasındaki sır perdesi hâlâ aralanmış değil. Bebeklik döneminde epifiz bezi fasulye büyüklüğünde iken özellikle florlu diş macunu kullanımına ve hatalı yaşam tarzına bağlı olarak bu bez kuruyup adeta kireçlenerek mercimek tanesine kadar küçülmesi günümüz insanının mutluluk ve refah arayışında çaresizliğinin bir sebebi olabilir.
Mutsuz, umutsuz ve hafızası dağılmış konsantre olamayan, odaklanamayan insanların çoğalmasının sebepleri arasında da bu bez tarafından üretilen hormonların dengesinin bozulması yatabilir.
Çare ve çözüm için ilaç endüstrisinin çabaları nafile olmaktan öteye geçememektedir. Endüstriyel ürünler her ne kadar iyi niyetle üretilse de bünyemiz tarafında reddedilmeleri ve birçok olumsuz reaksiyonlara sebep olmaları mümkün.
Manevi dinamikleri zayıflamış, diğergamlıktan yoksun insanlar içine düştükleri çaresizlik illetinden kurtulmak için ilk yapması gereken şeyin kendisi ile barışması gerekliliğini öneriyorum.
Florlu diş macunlardan uzaklaşarak günlük yürüyüşlerle işe başlamaları, zamanında yatıp, zamanında kalkmaları, yüksek ışıktan kaçarak doğal yaşama meyletmeleri ve Yaratıcılarını hatırlayarak O’nun rızasını kazanmaya çalışmalarını şiddetle tavsiye ediyorum.
Sentetik olarak üretilmiş endüstriyel kaynaklı melatonin, seratonin ve DMT yerine doğal olarak kendi hücrelerimiz tarafından üretilmelerine destek olup onlardan yararlanmaya gayret etmek kendi menfaatlerimiz için elzemdir.
Bunun da olmazsa olmaz ilk şartı önce Rabbimizin Şafi ismine, sonra da kendimize güvenerek sabır ve sebat ile önümüze çıkan tüm engelleri aşmak ve şifaya kavuşmak olmalıdır derim.
Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.
Vefat ve başsağlığı
Geçtiğimiz çarşamba akşamı dâr-ı bekaya göç eden değerli dostum ve meslektaşım Baki Dökme ağabeyin vefatından sonra yayınlanmasını vasiyet eylediği şiirini sizlerle paylaşıyor Rabbim rahmeti ile muamele eylesin diyorum.







