--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tıbbın tezatları

Ali Akben
Ali Akben
15

Sağlıklı olma ve uzun yaşama arzusu nerde ise tüm insanların ortak arzusu ve ilgisini çeker. Yarım asra yaklaşan hekimlik hayatımda hastalarımıza tavsiye niteliğinde yazıp çizdiklerime baktıkça, şifa yolunda aldığımız mesafenin çok da fazla olmadığını görmekteyim.

Şifa Allah’tandır sözü bazı insanların hoşuna gitmese de yaşanılan gerçekliklerden çıkan evrensel sonuç bu..

Özellikle öğrencilik yıllarımızda hocalarımızın aman ha dikkat diyerek kulaklarımıza küpe yaptığı, bugün yanılmışız dediğim o kadar çok tavsiye ve öneri var ki, bugünün olmazsa olmaz tavsiyelerimizin geçerlilik süresi ile ilgili hayıflanmamak mümkün değil.

Tereyağı, zeytinyağı, yumurta ve et gibi temel gıdalardan geçmiş yıllarda hastalarımızı mahrum bırakma günümüz tıbbında bilimsel gerçeklerle çürütülmüş durumda. O yılların modası olan nebati yağlar ve sıvı yağları ise, bugün evlerden uzak tutulması gereken listenin başında.

Başka tezatlar da elbette var.

Son yıllarda yeme kültürümüze giderek artan bir ilgi var. Ne yerseniz o olursunuz ya da yediğiniz ilacınız olsun gibi evrensel kabul görmüş gerçekliklerin dama atılmış pabuçları bugünlerde yeniden gündemde.

Yapılan çalışmalar ağzımızdan girenlerle ilgili yapılan affedilmez hataları su yüzüne çıkardı. Bugün biliyoruz ki, tedavisinde zorlandığımız birçok hastalığın zemininde yiyip içtiklerimiz var.

Özellikle yanlış beslenmenin de katkısı ile bağırsak florası bozulduğunda, depresyon, panik atak, anksiyete hatta psikotik bozukluklar alerjik hastalıklar, migren ve romatizmal hastalıkların görülme sıklığı artıyor.

İşin sırrını daha yeni yeni çözmeye başladık. Beyinle bağırsakların embriyolojik kökeni aynı. Çin tıbbında hâlâ önemini koruyan meridyen kavramında beynimize ait bir hattın olmaması ve bunu kalın bağırsak, mide ve safra kesesi meridyenleri ile yerine getiriyor olması da çok manidar ve araştırılması ve üzerinde çok çalışılması gereken bir konu.

Pratik hayatta karın krampları ile stres arasında çok yakın bir ilişkinin olduğunu bilmeyenimiz yoktur. 

Herkes kendi tecrübesi ile bu meseleden haberdar. Ne oluyor da stres mide ve bağırsaklarımızda aniden etkisini gösteriyor? Cevap bekleyen onlarca hatta yüzlerce soru ile meseleyi detaylandırmak mümkün.

Özellikle çocukluk çağlarında sık görülmeye başlanan ve sektör haline gelmiş bazı sağlık kuruluşlarınca tedavisi yanlış yerde aranan onlarca hastalık var. 

Otizmden hiperaktiviteye, dikkat eksikliğinden hafıza sorunlarına, kişilik bozukluğundan davranış bozukluklarına kadar türetilerek çoğaltılan hastalıkların altında da bağırsak florasındaki bozulma olduğu artık herkes tarafından biliniyor.

Geçmiş yıllarda, Parkinson, epilepsi ve bazı dejeneratif hastalıklarda önerdiğimiz ketojenik diyet, günümüzde tekrar gündeme geldi ve denenen vakalardan olumlu sonuçlar alınıyor.

Gelişmeler ümit verici.

Ketojenik diyette yağ ağırlıklı proteinli gıdalar orantısız kullanılarak bağırsak florası doğallığını korur hale getiriliyor. Ayrıca bu diyetle oluşturulan asidik ortam da hastalığın iyileşmesine yardımcı olabiliyor.

Doğal turşu, ev yoğurdu, gezen tavuk yumurtası ve serbest dolaşan hayvan eti de bağırsak florasının sağlıklı olmasında yardımcı rol oynayabiliyor. 

Böcek ilaçları, antibiyotikler, stres ve gerilim, uyku düzensizliği ve hareketsiz yaşam gibi günümüz insanının sık karşılaştığı durumlarda bağırsak florası bozulabiliyor. 

Rafine şeker, buğday, katkı maddeleri ve koruyucu adı altında gıdalara katılan zehirlerinde bağırsak florasını bozuyor.

Bilimsel tezatlardan korunmak için geleneksel tıbbi tedaviler ,otacı tıbbı ve tıbbı nebevideki evrensel yaklaşımları referans olarak kullanabilir, teşhislerde ve tedavilerde at gözlüklerini çıkararak daha geniş açıdan sağlık bilincini geliştirebiliriz.

Sağlık bilinci sadece farkındalık oluşturmaz aynı zamanda sağlık ticareti yapanlara karşı da maddi ve manevi olarak kişisel korunma sağlar. 

Ahlâki çöküntü ve kazanma hırsı şifa arayıcılarına, şifa yerine maalesef hayal satmakta.

Uyanık olalım. 

Uyuyanları uyandıralım.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hükümet muhalifi

10 Haziran 2024 06:57

Emekli ne zaman alacak bakalım? Küskünlüğe devam mı tamam mı?

Emlik zade

10 Haziran 2024 06:48

Ali hocam K. Maraş Nahırönü den selamlar sevgiler saygılar. Hükümet GDO'lu ekmek ve un sokmasın uyumasınlar kandırıldık demesinler

Okur

9 Haziran 2024 22:08

Hocam Allah razı olsun.Sağlık bilinci gelişmemiş insanlar için yazdıklarınız çok önemli.Daha sık yazsanız çok sevinirim hocam.

Kanber

9 Haziran 2024 13:37

Selamlar Ağzınıza sağlık sözünüze bereket versin Allah'ım

Fatih Emlik k. Maraş Nahırönü

9 Haziran 2024 12:07

Ne yedikleriniz ne içtiklerimiz tabii herşey çok yapay oldu. Daha birde yapay et geliyor sağolsun mevcut iktidar DSÖ ne emrederse anında yerine getiriyor. GDO'lu gıdalar Avrupa'da satılmazken bizde serbest

Enver Ttnkc

9 Haziran 2024 16:14

Tebrik ederim. İktidar yanlısı çoğu kişi bu gerçeği görmek istemez.

Hayran okuyucu

9 Haziran 2024 09:53

Kıymetli doktor bilgilendirici Ufuk açıcı yol gösterici yazı için teşekkürler daha az ince kelime kullanmanızı istirham ederim daha az sözlüğe bakmak zorunda kalırız selamlar

Okur

9 Haziran 2024 09:49

Sağlığın sırrı peygamber besinlerinde. Hz.Peygamber (sav) yaklaşık 35 farklı besinde titizlikle ısrar etmiş. Yerden çıkan her nabatta zehir ve sihir vardır, bazı gıdalar ve benim tükettiklerim gıdalar hariç. (Hadis meali) Kimyasal ve toksikolojik bakımdan incelendiğinde peygamber gıdalar; patojen, zararlı ve radyoaktiv maddeler içermezler. Özellikle onların radyoaktiviteleri sıfır veya sıfıra yakındırlar. Bütün kronik hastalıklar, bedensel ve zihinsel özürler, yaşlanma, saç ve sakal beyazlığı nedenlerinin doğal radyoaktiv besinler olduğu şüphesizdir. Retentat (diyaliz ve terapötük aferez tedavisi sonucu oluşan zararlı madde karışımı ) analiz raporları gösteriyor ki içerik , 35-42 farklı radyoaktiv bileşik ve ağır metallerden ve bazı sentetik kimyasal zehirlerden oluşuyor. Yani kronik bir hasta bedeninde en az 12 kg radyoaktiv curuf bulunuyor. Radyoaktiv bileşikler uranyum serisi, radyum serisi bileşikleri yani uranyumdan kurşuna kadar olan envaiçesit radyoaktiv bileşikler. Bu bileşiklerin vücutta kalma ve tahrip süresi 60-1400 yıl arasında değişiyor. Radyoaktiv bileşiklere panzehir (antidot) olmadığı tıbbi bir beyandır. Uranyum, toryum, stransiyum, radyum vs. doğal radyoaktiv gıdaların temel muhteviyatı, uranyum ve toryum iki yıl sonra radyoaktiv gıda, ve insan bedeninde başka alt elementlere dönüştüklerinden, kan ve serumda gözükmezler. Yetişkin ve 70 kg ağırlığındaki sağlıklı gözüken bir insan vücut radyoaktivitesi ortalama 5.500 Bq, kronik hastanınki ise 7.500 Bq'den başlıyor. Bq: Saniyede 1 radyoaktiv parçalanma (alfa, beta, gama) Türkiye'de bolca üretilip tüketilen 9 kadar yerli doğal radyoaktiv gıda ve ayrıca 7 kadar da başka ülkelerden ihraç edilen radyoaktiv besinler mevcut. Dünya'daki hekimler = Avrupa ve Amerikadakiler dahil = bu konuyu hemen hemen hiç anlamazlar. 1. ve özellikle 2. Viyana kuşatması hezimetinden sorumlu tuttuğum Osmanlı ordusunda tüketilen iki doğal radyoaktiv gıda vardı. Sağlık Bakanlığını yıllar önce doğal radyoaktiv gıdalara karşı uyardım. Muhtemelen uyarımı hakaret sayıp önemsemediler, bunun üzerine bir cevap da alamadım. Üstadınız Hipikrat'a gelince , heykel ve resimlerinden anlaşılıyor ki bolca radyoaktif besin tüketme sonucu kafası çok büyük, saçları dökülmüş, bedeni ise hayattayken fosilleşmiş olmalı. Radyoaktiv besinler, sihir maddesi sayıldığından aklı yanıltıp akıldânelik yaptırdığı kesindir, ölünceye kadar dalga geçmesi çok yamandır akıbet kabirde son bulur .

Sen okuma

9 Haziran 2024 13:40

Ölüme meydan okur gibi yazmışsın beah. Ömrünü tıp bilimine vermiş öğrenci yetiştirmiş doktorlar anlamazmış, ama sen süper anlıyon. Birde peygamberi dahil ediyon. LAN YÜRÜ GİT.

ata

9 Haziran 2024 08:37

dr ünvanınızı yazılarınızda kullanmamanız enteresan ... millet olmayan ünvanlar kesbederken sizin nefsinizin hoşuna gidecek ve hakkınız olan bir şeyi yapmamanız akitvari ...

Tezat mezat,millet sevmiş işte bir kere..

9 Haziran 2024 08:20

Adam şunu yaptık diyor,,alkış...Sonra biz onu yanlış yapmışız doğrusu buymuş şimdi onu yapıyoruz diyor daha büyük alkış...Tezat mezat demişken böyle milleti tezatlar paklar,,zaten o oluyor..

Özdeyişler demiş yollarını..

9 Haziran 2024 07:28

Uzun yaşamanın yolu gamsız yada kötü olmak,başkada yolu yok.Duvarı nem insanı gam yıkar,,kötüler uzun yaşar diye özetlemiş Anadolu özdeyişleri ve feraseti..!?

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle