Terörün dini
Reisimiz terörün dini imanı olmaz diyerek son noktayı koymasına rağmen, durumdan vazife çıkarıcılar habire gayret diyerek barış ve esenlik dini olan yüce İslam’ı, terör gibi onun hiç de tasvip etmediği bir yafta ile lekelemeye gayret ediyorlar.
Siz hiç IRA, ETA, 17 KASIM ya da başka etnik terör örgütlerini telaffuz ederken onların bağlı oldukları dinle ilişkilendirildiklerini duydunuz mu? Ya da SİHİZM, ya da BUDİZM din mensuplarının terör örgütlerini dinleri ile yan yana koltuk koltuğa getirildiğine şahitlik ettiniz mi? Soruları ismi duyulmuş duyulmamış birçok terörist kurtuluş ordusu ile ilgili sorarak ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
Özellikle 11 Eylül ikiz kuleleri ile başlatılan ve İslamofobi olarak dillendirilen ve yüce dinimizi direkt hedef alan bu algıyı bir an önce yok etmemiz gerekiyor. Yoksa, bu gavurlar bir damla suda bizi boğacak ve İslam coğrafyasından kanı eksik etmeyecekler.
Yüce kitabımız, en uzun süre olan Bakara 120’de “küfrün tek millet olduğu ve onların dinine uymadıkça onların bizden haz etmeyeceklerini’ açık bir şekilde bize bildirerek uyarıda bulunuyor.
El-Bab da kahraman savaşçılarımızın destansı mücadelelerini ve başarılarını karalamak için kafa kesen teröristlerin “ALLAHÜEKBER”leri ile servis ettikleri video görüntülerinin film stüdyoları internete düştü şükür.
Şükür diyorum. Çünkü oyun içinde oyun tüm açıklığı ile ayan beyan ortada duruyor. Kameralar stüdyolar insanlar tam bir film platosu konsepti. Senarize ettikleri filmi gerçek figüranlarla acımasızca sahne sahne çekerek tüm dünyaya servis ediyorlar. Ölen Müslüman... Maalesef öldüren de Müslüman(!)…
Bize dayatılan işte bu gerçeklik. Ya bu deveyi güdeceğiz. Ya da bu deveyi güdeceğiz. Tarihi misyonumuz böyle olmamızı gerektiriyor. Zillet içerisinde yaşamamışız. Hür ve özgürlük genetik mirasımız olarak bizden sonrakilere de kalacak.
Etrafımızda oluşturulan hak, hukuk, demokrasi, hürriyet, eşitlik, adalet gibi evrensel kavramların hepsinin içi boşaltılarak birer kof haline getirildiğinin farkına varmamış isek vay halimize.
Cennet mekan Abdülhamid Han döneminde yaşanılanların nerede ise aynısını bugünlerde yaşıyoruz. Tarih tekerrür ediyor. Aynı teraneler, aynı söylemler ve tabii aynı entrikalar, ihanetler ve hıyanetler. O zaman ki aklıselim maalesef cennetmekanla zıt düşerek, sonun başlangıcına odun taşımış ve kaçınılmaz son gerçekleştikten sonra da feryadı figanları arşa çıkmış ama malum süreç devam ederek bugünlere kadar gelmişiz.
Kazanımlarımız ve kayıplarımız teraziye konduğunda hangi taraf ağır basar onu pek bilemiyorum. Çok şey kazandığımız doğru. Aynı zamanda çok şey de kaybettik. İhlas, samimiyet, muhabbet, manevi dinamiklerimiz, diğergamlık, doğru ve dürüst olma, adam kayırıcılık, mal, mülk, servet ve şehvet imtihanında karnemizdeki not ortalaması vs… İçimizdeki gerçek ben ile kendimizi yüzleştirecek aynalara bakma cesareti kaçımızda var acaba?
Her şeye rağmen düne göre daha şanslıyız gibime geliyor. Kırık notlarımızı düzeltme imkanımız hâlâ var. 15 Temmuz miladı, kendimizi resetleyerek fabrika ayarlarına dönmemiz için iyi bir fırsat oldu bize.
Osmanlı’da İstanbul’un güvenliği Balkanlar’dan, Kâbe’nin güvenliği ise Yemen’den başlardı. Günümüz Türkiyesinin yeni güvenlik konseptinde de güvenliğimiz Somali den, Katar’dan, Afganistan’dan, Irak ve Suriye’den başlıyor. Buralar güvenli hale getirilirse biz bu topraklarda daha rahat yaşama imkanı bulacağız.
Dost maskeli müttefik stratejik ortaklarımızın çok yüzlü yüzsüzlükleri sayesinde kısa sürede çok şeyler öğrendik. Nato’nun, BM’nin ne kadar gereksiz ve güvensiz olduğunu başka nasıl anlayabilirdik ki?
Yıllarca Çekiç Güç denen bir ucube ile iş yapanlar, bugün herhangi bir ayıba utanmaya ihtiyaç duymadan daha açık yüreklilikle yanı başımızda ürettikleri düşman güçlerle bizim gibi koca bir devleti yıkacaklarını zannedebiliyorlar.
Zeka ürünü olarak üretilen senaryoların işe yaramayacağını öğrenmeleri için Rabbim bu ileri zekalı akılsızlara iz’an versin. Müslüman mahallesinde salyangoz satıcılar! Lütfen daha fazla Müslümanın ve mazlumun ahını almayın.
Ölümden ölüm beğeneceğiniz günlere gelmeden aklınızı başınıza alarak defolup gidin.
Bugünlük de bu kadar.







