Şimdi de kanal tartışması
Yıllar geçtikçe bu ülkede olmazlar oluyor aklı başında zannedilen nice insanların savrulduğunu gözleyerek pes doğrusu denmeye devam ediliyor. Bu millet CHP zihniyetinden çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi.
Bir insan nasıl olur da hayra fren şerre hep gaz olur, anlamak gerçekten çok zor.
Bunların babaları, dedeleri de kendileri gibi istemezükçü mızmız takımından olunca belki anlaşılması mümkün olabilir.
Boğaz köprüsünün yapıldığı yıllardan günümüze hatta daha da eskiye Kayseri uçak fabrikasının kapatıldığı günlere kadar gidin. Nuri Demirağ’ın başına örülen çorapları hatırlayın. Hepsinin altından bu gerici yobaz herifler çıkıyor.
Geçmişte boğaz köprüsü üzerinden olmadık kepazeliklere imza atan bu güruh, dün Rahmetli Özal’ın hizmetlerini frenlemekle meşguldü. Bugün ise aynı güruh Erdoğan’ın her bir hizmetini nasıl engeller ve ülkemizi, kendi kafaları gibi karanlık döneme nasıl geriletiriz. Varsa yoksa gerçekleştirmek istedikleri şey bu.
Bugünün tamtamcılarının babaları ve dedelerinin Boğaziçi köprüsünün yapımı yıllarında söylediklerini ve yazdıklarını merak edenler internetten açıp günü saati ve tarihi ile okusun ve anlasın ki bu zihniyetin kodlarından gelen bir sakat anlayış var.
O günkü aklıselim görünümlü babaların boğaza yapılan köprü için söylediklerinden kısa bir kesit.
“Bu köprü Türkiye ve İstanbul için tam bir bela ve felaket olacak. Köprüyü yapanlar yarın kaçacak delik bulamayacak. Bu köprü akıl ve hesap ile değil inat ile yapılıyor. Yapacağız inadı yüzünden sadece kuru bir inat uğruna bu köprü yapılıyor. Bilimsel olarak açılan tahribattan bu kafalar anlamaz. Çünkü bilimden haberleri yok. Bu köprü boğazın iki yakasında evleri olanlar için yapılıyor. Onlara rant sağlıyor. Köprüye harcanacak paranın cüzi bir kısmı ile birkaç vapur daha alınsa yeterli olacak ama… Bu köprü sadece bir lüks ve gösteriş uğruna yapılıyor. Bu köprü sanatseverlerin kalbine hançer gibi batacak çok tehlikeli ve hatalı bir karar. Boğaz köprüsünden utanç duyuyorum ömür boyu kullanmayacağım. İnsanca yaşamak istiyoruz. Köprüye hayır…” Zihniyet bu olunca gerisini varın siz düşünün.
Kullanılan kelimeler ve kurulan cümleler ne kadar tanıdık değil mi? Bu kafa, bu zihniyet bizi bugün bile geriye götürmek için elinde ne imkân varsa arkaya koymuyor. İnadım da inat demeye devam ediyor.
Bu zihniyetin genetik kodlarını taşıyan torunlar o günün babalarını ve dedelerini aratmıyor ve sadece kanala değil son yıllarda Erdoğan’ın imzası olan tüm hizmetlere karşı duruyorlar.
Malum Gezi olaylarında gezici zekâlıların eylemlerini durdurmak için hükumetten isteklerini bir hatırlayalım. Marmaray’dan üçüncü köprüye, Osman Gazi’den Avrasya tüneline, İzmir otobanından üçüncü havaalanına kadar ülkemizin gelecek vizyonunu parlatacak tüm yatırımların durdurulması talep edilmişti.
Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür derler. Bu acı gerçekleri özellikle gençlerimiz hiç unutmamalı.
Bu güruh şimdi de Kanal İstanbul’a takılmış durumda. Hazretler kanalla kalkıp kanalla yatıyor.
Ben, mesleğim icabı son günlerin ana gündemine oturan Kanal İstanbul ile ilgili elbette kendimi yetkin göremem. Yapılıp yapılmamasının tartışılmasından da fayda umarım. Duyumlara kulaklarımı tıkamak gibi bir duyarsızlığı da kendime yakıştıramam.
Ancak birlik ve bütünlük dokumuz bu ve benzeri durumlarla daha fazla zedelenmemeli. Gündem olan her bir haber milletimizi iki kutba ayrıştırmamalı. Ak ve kara dışında renk tonlarına da millet olarak ihtiyacımız var.
Geçen akşam bir dost sohbetinde iki arkadaşımın ülke gündemi ile ilgili birbirine 180 derece zıt açıklamalarda bulunması bendenizi ziyadesi ile üzdü.
Ön yargı insanı gören kör, işiten sağır yapmamalı.
Akıl; zekâ fabrikasında üretilen değerleri öyle bir filtrelemeli ki, gülünç durumlara düşülmesin.
İki ölçüp bir biçelim. Ağzımızdan çıkan her bir kelimenin esiri olabileceğimizi unutmayalım.
Bu zihniyet ile ilgili yazılacak çizilecek öyle yaşanılmış ibretlik olaylar var ki, Allah akıbetimizi hayır eylesin.
Ülke güvenliğimizin nerede ise garantisi haline gelen İHA ve SİHA’lar ile ilgili söylenenleri geçiyorum.
Dün görücüye çıkan gururumuz yerli otomobil ile ilgili bu zihniyetten çıkan tek bir hayırlı olsun kelimesi duyan varsa beri gelsin. Özellikle soysuz medyanın soy sop derdi olmayan trollerinin yazdıklarına bakarsanız ülkemiz için çok hayırlı bir başlangıç olacak deyiverirsiniz.
Yok montajmış, yok İtalyan’mış, fabrikası bile yokmuş. Hep mış ve muşşşş, muş muş muş.
Allah aşkına ağzınızdan bir hayırlı kelime çıksın. Ya da susun ki, sizi adam zannetsinler. Bu zihniyetin mecliste temsilcilerinden birinin ağzından çıkan kelimeleri yazarak makalemi sonlandıracağım.
“Biz muhalefetiz. Hükumetin her ne hizmeti olursa olsun ve hatta ülkemizin yararına da olsa biz muhalefetiz ve muhalefet ederiz.”
Bu nasıl bir akıl ve mantık. Anlayan beri gelip beni de aydınlatsın.
Bugünlük de bu kara. Kalın sağlıcakla.







