--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sessiz katil

Ali Akben
Ali Akben
7

Münafıklık nedir sorusuna hepimizin vereceği cevaplar aşağı yukarı aynı olur. Münafık insan dendiğinde aklımıza ne yapacağı önceden kestirilemeyen ve güven vermeyen biri aklımıza gelir.

Hastalıklarında güvenilmez ve münafık olanları vardır. Hekimler bu tür hastalıklardan korkarlar. Hastalarımız için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Şeker ve özellikle tansiyon hastalığı münafık hastalıklara en iyi örnektir diye düşünüyorum. Sinsidir herhangi uyarıcı bir belirtisi de olmayabilir. Aylarca hatta yıllarca insan bu münafıkla yaşadığının pek farkında dahi olmaz.

Hipertansiyon, yani tansiyon yüksekliği için sessiz ve sinsi katil yaftalamasının esas sebebi de bu zaten.

Sessiz katil hipertansiyona karşı uyanık olmak gerekir. Çünkü işaretini bazen ciddi ve kalıcı hasarlarla verebiliyor. Kalp krizi, böbrek yetmezliği, görme kaybı, beyin felci hünerlerinden sadece bir kaçı.

Bu katil ile geçtiğimiz hafta ben de yüz yüze geldim. Tesadüfen tansiyonumu ölçmek aklıma geldi. Ölçtüm yüksek. Tansiyon ölçmenin ve sonuçlarını değerlendirmenin de bir adabı usulü vardır.

Tansiyon ölçülecek kişi biraz dinlenmiş olmalı, oturur pozisyonda olmalı, ölçülen kol kalp seviyesinde tutulmalı vs gibi.

Kurallara harfiyen uyarak tekrar ölçtüm. Yine yüksek.

Kendimi kolladım. Sağıma soluma baktım. Tansiyon yüksekliğinde bazı hastalarımızın yakındığı baş ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik gibi bir işaret aradım. O da yok. “Hiçbir şikâyetim olmamasına rağmen bu tansiyon neden yükselir?” Sorusuna cevap aradım. Yeme ve içmede hatalarımı araştırdım. Tuz zaafım yok. Yaşam kalitemi bozacak bir yanlışım da yok. Yemede içmede ölçüsüzlük yok, vesselam sebep de bulamadım.

Mesleki tecrübelerimi geriye doğru taradım. Tansiyon yüksekliğinin sebep olduğu hastalıklarla gelen hastalarımın çoğunda da herhangi bir belirti vermeden sinsice, münafıkça fırsat kolladığını ve bulduğu ilk fırsatta da maalesef kişide ciddi hastalıklara sebep oluşturduğunu hatırlattı bana.

Değerli okurlarım. Hastalıklar gelmeden sağlığımızın kıymetini bilmemiz tavsiyeli ve ortak menfaatimiz. Sağlığın kıymetini iyi bilelim. Hastalıklar birden gelip, kolay kolay gitmek istemeyebilir.

Makalelerimizi takip edenlerin iyi bildiği gibi, birçok hastalığı ve şikâyeti önemsemem. Kolay kolay ameliyat olun da demem. Basit geçici yakınmalar için sağlık kurumlarımızı işgal etmeyelim diye tekrarlar dururum.

Sessiz katil münafık tansiyon yüksekliği için aynı şeyleri söylemeyeceğim. Münafık insan gibi ne yapacağı belli olmuyor. O zaman dikkat etmek ve uyanık olmak en doğrusu. Şimdi bu sinsi canavara karşı elimizde olan silahları bir hatırlayalım.

Öncelikle panik yaparak felaket tellalı olmamalıyız.

Tansiyon ölçümlerini dinlenmiş olarak ara ara tekrarlamalı ve yüksek seyrettiğinden eminsek hekimden yardım almalıyız.

Bizim yapacaklarımıza gelince:

Çok sık yapılan bir hatadan dönmeliyiz. O da tuz kullanımı. Nasıl ki şeker ve beyaz unlu gıdaları ölçüsüz tüketmenin bedeli şeker hastası olmaksa, aynı şekilde tuz tüketimindeki fazlalığın da karşılığı tansiyon yüksekliği.

Günlük alınacak tuz miktarını nerede ise her öğünde alma alışkanlığı terkedilmeli.

Kilo kontrolü muhakkak sağlanarak kalbin yükü azaltılmalı.

Yaşam tarzımızı yürüme, yüzme gibi hareketler ile zenginleştirerek ataletten uzak durmalıyız.

Sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklar muhakkak terkedilmeli.

Hastalığı ciddiye almadığımızda bedelini muhakkak ödeyeceğimiz algısını unutmamalıyız.

Ülkemizde bugün yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinin milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

can

14 Mayıs 2023 11:32

rutin yillik saglik kontroller 50 sinden sonra bir dr olarak takipcisi olmamaniza sasirdim. kanser taramasi kan tahliller ne icin var ki. her sey kader diye felaketlerin patlamasina beklemek akillica mi. japonlar saglikli yaslaniyor her seyi ciddi aliyorlar denetliyorlar ve saglam isler yapiyor bizde hayat anca her sey tesadüf ve sorumsuzca. insan hayatin degeri az liyakat aranmiyor.

xyz

21 Mayıs 2023 04:50

Chpde değil mi? ?? SSK YI batıran tescilli yalancı lgbtci kemale sorun

xxxxx

21 Mayıs 2023 04:53

Sağlıkta Dünyaya örnek olduk çok şükür ALLAH cc razı olsun Recep Tayyip Erdoğan dan

Akın kimençe

14 Mayıs 2023 10:19

Münafık hastalık mış doğru tespit

ata

14 Mayıs 2023 09:39

mükemmel ikaz edici olmuş. ders almak gerek...

Tansiyonlar patladı

14 Mayıs 2023 07:50

Kovid aşılarından sonra bu işler patladı..dsö için çok iyi iş çıkardı; yerli milli sağı,internatinal solu ile siyasileşmiş tıbbımız ve her denileni harfiyen yapan halkımız..emeği geçen herkese bravo..

Okur

14 Mayıs 2023 07:37

Hadis çıkışlı bütün maddi hastalıkların sebepleri zehirli, sihirli ve zararlı gıdalardır, bunlar; bedensel ve zihinsel hastalık, özür, kusur, kaza, bela, musibet, fakirlik yaşlılık ve erken ölüme neden olurlar. Manevi hastalık sebepleri ise şeytan, cin, virüs, bakteri ve mikrop çeşitleridir. Bugün dünyada maddi hastalık sebeplerini bilen, bulan ve araştıran ve kesin doğru sonuca ulaşan sağlık uzmanı yok gibidir ki istatistiklere göre halen dünyada 4,7 milyar insan kronik hastadır, tibbi yöntemler etkisiz ve başarısız kalmaktadır. Peygamber Efendimiz'in gıdalarında çok büyük sağlık hikmetleri vardır, O ; yaklaşık 28 farklı tür gıda tüketmiştir. Gıdalarının ortak özellikleri, kimyasal, biyolojik ve radyoaktif olarak zehirli, sihirli ve zararlı olmamalarıdır. Bugün en sağlıklı gözüken yetişkin bir insan vücudunda en az 15 kilogram radyoaktif maddeler bulunmaktadır, hekimler ise bundan bihaberdir. Radiotoxicologist (radiotoxikologe) olarak durumu uzun zaman önce, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Gıda Politikaları Başkanı, Sağlık Bakanı ve siyasi parti yetkililerine mail ve mektup göndererek bildirmiş ve hiçbirinden cevap alamamıştım. Zira dünyada halkın tükettiği gıdalar yüzde 35 oranında radyoaktiv zehirli ve sihirlidir. Ülkemizdeki 180 kadar besin maddesini toksikolojik olarak incelemiş, rapor hazırlamış ve bu sonuca ulaşmıştım. Radyoaktif bir gıda yenilip içildikten sonra vücutta en az 60 yıl kalıp her türlü gizemli hastalığa neden oluyor, bunlara karşı hiçbir ilaç, tıbbi yöntem fayda vermiyor. Kısacası modern ve alternatif tıp kurulduğu günden beri büyük bir dalalettedir, sağlığa yapılan masraflar çok büyük oranda ceremedir. İsterseniz sezyum, radyum, uranyum diğer radyoaktif izotopların biyolojik yarılanma (insan vücudunda kalış süresinin yarısı) sürelerine bakabilirsiniz. Gerçi İngilizce, Almanca ve Fransızca Wikipedia'da bu konuda çok az bilgi mevcuttur, hangi gıdaların radyoaktiv olduğu hakkında önemli bilgiye ulaşılmaz..

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle